Connect with us

Elektrikli Araçlar

Citroën Mikro Mobilitenin Öncüsü Yeni Ami Modeliyle 2024 Paris Otomobil Fuarı’na Çıkartma Yaptı!

Otomotiv sektörüne getirdiği sıra dışı mobilite yaklaşımıyla dikkat çeken Ami, dünyanın en prestijli otomobil fuarlarından olan Paris Otomobil Fuarı’nda dördüncü yılını kutluyor. 65.000’in üzerinde kullanıcının gönlünü kazanan Ami’nin başarı hikayesi daha olgun ve arkadaş canlısı yeni bir yüzle devam ederken Citroën’i mikro mobilite yolunda yine liderliğe taşımaya hazırlanıyor. Fuar kapsamında 2025 yılında satışa sunulacak yeni Ami için özel bir ön gösterim ile Ami’nin gelecek vizyonunu gözler önüne seren konsept çalışması Ami Buggy Vision’da görücüye çıktı. Bu özel konsept, geleceğin mikromobilite yaklaşımını yansıtırken aynı zamanda Ami’nin geleceğine dair ipuçları da taşıyor. Citroën yaklaşık 6 metre yüksekliğindeki Ami Kulesi’nde Ami’nin 3 farklı karakteristik versiyonunu da sergileyerek 2024 Paris Otomobil Fuarı’nda adeta gövde gösterisi yaptı.

 Citroën, geleceğin ulaşım vizyonunubugünden sunan ve mikromobilite alanında çığır açan Ami’nin bu yıl dördüncü yaşınıkutluyor. 65.000’in üzerinde kişinin gönlünü kazanmasının yanı sıra daha çok şehir hayatında otomotiv çeşitliğinin dengelerini değiştiren gerçek bir sosyal fenomen haline gelen Ami, hafif, elektrikli ve sessiz bir mobilite çözümünü erişilebilir kılarak dört tekerlekli bisiklet dünyasını yeniden yorumluyor. Ami, sahip olduğu birçok özellikle günlük yaşama özgürlük, bağımsızlık ve kolaylık getirmesiyle dikkat çekiyor: 2 kişilik, kullanımı kolay ve 45 km/saate kadar hız yapabiliyor, 75 km menziliyle büyük ölçüde mikro mobilite ihtiyaçlarıyla uyumlu ve standart bir prizden şarj edilebiliyor. Bu özellikleriyle Ami, üst üste dört yıldır global çapta mikromobiliteye öncülük ediyor ve farklı versiyonlarıyla her yaşam tarzına hitap ediyor.

Mikromobilitenin öncüsü Ami yenilenmiş 2025 versiyonuyla fuarın parlayan yıldızı haline geldi!

Citroën, 2024 Paris Otomobil Fuarına Ami’nin iki yeni versiyonunun dünya tanıtımı ile damga vurdu. Bunlardan ilkini temsil eden ve 2025 yılında satışa sunulacak olan yeni nesil Ami, Citroën standını renklendirdi. Yeni Ami’nin ön yüzünde özgün ve sempatik bir tasarımyer alırken, şık ama aynı zamanda yaramaz bir tarzı ortaya koyan çizgiler öne çıkıyor. Ami’nin ön tarafı artık daha yalın ve gergin iken ön camın altında, kapsülün bulunduğu eğimli bir bölüm markanın yeni logosunu sergiliyor ve dikey bir alana doğru uzanıyor. Yeni Ami, tasarımını daha tanımlanabilir hale getiren yeni ön ve arka tasarım detaylarına da kavuşuyor. Göz kapaklarını andıran siyah bir tasarımla çevrelenen farlar, ön camın tabanından yukarı doğru yükselerek yeni ve daha etkileyici bir bakış sunuyor. Yüksekte konumlandırılan farlar Ami’ye yeni bir ifade ve imaj kazandırıyor. Bu iki far, geniş bir gülümsemeyi andıran kabartmalı yeni bir kapsülle birbirine bağlanarak Ami’nin neşeli ve yardımsever tarafını güçlendiriyor. Bu da Ami’nin genel tasarımına olgunluk katıyor.

Ami’de yer alan yeni logo, yoldan geçenlere hitap ediyormuş izlenimi veren açılı bir konuma sahip olmasıyla öne çıkıyor. Önceki nesle kıyasla, tamponun alt bölümü daha az yuvarlak ve daha güçlü bir tasarıma sahip. Bu unsurlar, Ami’nin genişlik algısını artırırken, yolda daha olgun görünmesini sağlıyor ve aynı zamanda oyuncu karakterini güçlendiriyor. Ami, gövdeyi belirginleştiren yan cephesindeki çizgiyle efsanevi öncüsü 2 CV modeline bazı göndermelerde bulunuyor. Yeni model, geçen nisan ayında tanıtılan Night Sépia tarzını yansıtıyor. Dünya tanıtımı Paris’te yapılan yeni nesil Ami, mevcut boyutlarını korumaya da devam ediyor.

Yeni nesil modelde yer alan çamurluklar aynı zamanda ön sağ ve arka sol köşelerde kalıplanmış çizgilerle efsanevi 2CV modeline bir gönderme de bulunuyor. 1948 yılında doğan ikonik Citroën 2CV modelinin ön çamurluklarındaki girintiye göndermeler de bulunan detaylar Ami’nin yeni neslinin köklerine ne kadar sadık olduğunu gösteriyor. Aslında 2025 yılında bu iki ikonik model arasında 77 yıl gibi uzun bir süre olsa da yeni Ami, hem tasarım hem de setöre liderlik anlamında 2CV’nin izinden gidiyor ve onun DNA’sını bugüne taşıyor.

Citroën Ami Buggy Vision konsepti ile Ami’nin geleceğine yakından bir bakış sunuyor!

Özgünlüğü ve farklı karakteriyle Ami, tasarımcılara her zaman ilham veren fantastik bir oyun alanı görevi görüyor. 2025 model Ami’nin tamamen özgür bir tasarım çalışması olan Ami Buggy Vision konsepti de yine Citroën standında sergilenen ve dünya tanıtımı yapılan bir diğer model yeniliği oldu. Yeni Ami Vision’ın tasarım felsefesinde tasarımcılar Kitesurf temasına odaklandılar. Böylece yeni Ami Buggy Vision konsepti, plaja gitmek ve harika sörf seanslarının tadını çıkarmak üzere ideal bir yol arkadaşı olarak tasarlanmasıyla öne çıkıyor. Eğlenceli, yalın ve tamamen elektrikli olup doğanın kalbindeki açık hava etkinliklerine mükemmel uyum sağlıyor.

Daha dengeli bir duruş için daha geniş konumlandırılan ve aracın yerden yüksekliğini artıran ama aynı zamanda maceracı ruhunu da yansıtan özel lastikler Ami’nin deneyselliğini vurguluyor. Lastikler, daha iyi yol tutuş için artık daha kalın dişlere sahip ve ortada beyaz bir Citroën logosu yer alıyor. Bu da konsepte güçlü bir karakter kazandırıyor. Dayanıklılığı ve korumayı vurgulamak üzere uygulanan siyah çamurluk korumaları aracın açık hava ruhunu daha da güçlendiriyor. Özel tasarımlı beyaz çıkartmalar çamurluk korumalarında yer alıyor ve tasarımı tamamlıyor.

Yeni Ami Buggy Vision konsepti, çamurluklarında yer alan çizgileriyle efsanevi 2CV modelinin tasarımına göndermeler yapıyor. Ayrıca yukarı doğru katlanarak açılan camlar da Ami ve 2CV arasındaki benzerliği gözler önüne seriyor. Citroën tarihine gönderme yapan tasarım detayları, konseptte kullanılan özel cam teknolojisi sayesinde yuvarlak sarı farlara da yansıyor. Ayrıca macera gecenin sonuna kadar süreceği için Ami Buggy Vision, ön camın üzerindeki kapakta yer alan bir LED barla donatılmış durumda. İç mekanda yer alan Citroën Advanced Comfort® koltuklar, kapitone görünümüne ve konforuna sahip yeni koltuk minderleriyle 2 yolcuya da gelişmiş bir konfor ve yolculuk deneyimi sunuyor.

Citroën‘in 2024 Paris Otomobil Fuarı’ndaki gözdesi: Ami Kulesi!

 

Citroën yaklaşık 6 metre yüksekliğindeki Ami Kulesi’nde Ami’nin 3 farklı karakteristik versiyonunu da sergileyerek 2024 Paris Otomobil Fuar’ında gövde gösterisi yaptı. Bu kule Citroën standının girişindeki konumuyla ziyaretçileri sergilenen modelleri keşfetmeye davet ederken, geleceğin mikromobilitesine farklı Ami modelleriyle yeni bir ön gösterim sunabilme imkanı sağlıyor.

Continue Reading
Tıkla Yorum Yap

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Elektrikli Araçlar

Hyundai, IONIQ 3’ü Milano Tasarım Haftası’nda Tanıtacak

Hyundai, 2026 Milano Tasarım Haftası’nda yer alıyor.Etkinliğin en önemli anı, tamamen elektrikli ve İzmit’te üretilecek IONIQ 3 modelinin dünya prömiyeri olması.“Unfold Stories”: Hyundai’nin özel olarak kurguladığı alanlar, markanın özgün tasarım felsefesini yenilikçi biçimlerde sergileyecek.

Hyundai, 2026 Milano Tasarım Haftası’na katılımını duyurdu. 21-26 Nisan tarihleri arasında, ziyaretçiler Hyundai’nin tasarım felsefesini Milano’daki Torneria Tortona’da deneyimleme fırsatı bulacak. Avrupa tasarım dünyasının yaratıcı merkezi olarak kabul edilen bu mekân, önde gelen medya temsilcileri, kanaat önderleri ve kreatif liderleri bir araya getiriyor.

Hyundai, etkileyici bir enstalasyon aracılığıyla ziyaretçilerini markanın özgün tasarım süreciyle buluşturacak. “Unfold Story” başlığını taşıyan bu deneyim alanı, Hyundai’nin iç ve dış tasarım felsefesinin farklı yönlerini yansıtarak Milano Tasarım Haftası katılımcılarına sade ve anlaşılır bir bakış sunacak. “Unfold Story”, Hyundai’nin tasarımı nasıl hayata geçirdiğini gözler önüne seriyor — bir kağıt üzerindeki ilk çizimden, çelikten üretilmiş bir sanat eserine uzanan bu yolculuk; fikirlerin malzeme, işçilik ve teknolojiyle buluşarak mobiliteye dönüşümünü vurguluyor.

Buna ek olarak, Hyundai tasarımcılarının ev sahipliğinde gerçekleştirilecek özel atölye çalışmaları, markanın tasarım felsefesine yön veren temel prensipleri keşfetme imkânı sunacak. Bu prensiplerin, Milano’da ilk kez tanıtılacak olan IONIQ 3 modeline nasıl ilham verdiği de detaylı şekilde aktarılacak.

Hyundai, IONIQ 3’ü Milano Tasarım Haftası’nda Tanıtıyor

IONIQ 3 prömiyeri, Hyundai’nin Milano’daki varlığının merkezinde yer alıyor ve markanın gelişen tasarım vizyonunun bir sonraki adımını temsil ediyor. Hyundai, yalnızca yeni bir model tanıtmak yerine, gelecekteki araçlarının doğrudan tasarım felsefesinden nasıl şekillendiğini ortaya koyacak. Modelle ilgili daha fazla detay, Milano’daki resmi lansmanda paylaşılacak.

Enstalasyon, araç ve atölye çalışmaları birlikte ele alındığında, konseptten nihai ürüne uzanan bütüncül bir hikâye sunuyor ve Hyundai’nin geleceğin mobilitesine tasarım odaklı yaklaşımını gözler önüne seriyor.

Continue Reading

Elektrikli Araçlar

Mercedes-Benz eActros 600 ile Medcem Çimento Grubu’na Elektrikli Çekici Teslimatı

Sürdürülebilirlik ve düşük karbonlu dönüşüm, sanayi ve lojistik sektörlerinde stratejik bir öncelik haline gelirken; Medcem Çimento Grubu, bu alandaki vizyoner yaklaşımını önemli bir yatırımla bir kez daha ortaya koydu. Mercedes-Benz Türk, Türkiye’deki ilk Mercedes-Benz eActros 600 elektrikli çekici teslimatını Medcem Çimento Grubu’na gerçekleştirerek, ağır ticari araçlarda elektrifikasyon sürecinde kritik bir kilometre taşına imza attı.

Bu teslimat, yalnızca bir araç yatırımı olmanın ötesinde; ağır sanayide elektrikli taşımacılığın artık sahada, gerçek operasyonlarda karşılık bulduğunu gösteren güçlü bir örnek olarak öne çıkıyor. Medcem Çimento’nun üretim tesisinden limana uzanan ihracat hattında görev alacak Mercedes-Benz eActros 600, uzun yol ve yüksek hacimli sanayi taşımacılığında elektrikli çözümlerin etkinliğini ortaya koyacak.

Medcem Çimento Grubu, üretimden lojistiğe uzanan tüm değer zincirinde sıfır karbon hedefi doğrultusunda yatırımlarını sürdürürken, filosunu kademeli olarak elektrikli araçlara dönüştürmeyi stratejik öncelikleri arasında konumlandırıyor. Elektrikli çekici yatırımı; karbon emisyonlarının azaltılması, fosil yakıt kullanımının düşürülmesi ve çevresel etkinin minimize edilmesi açısından önemli bir rol üstleniyor.

Bu adım, Medcem’in yalnızca üretim süreçlerinde değil, lojistik ve taşımacılık operasyonlarında da düşük karbonlu iş modellerini hayata geçirme kararlılığının somut bir yansıması olarak dikkat çekiyor.

İkiz Dönüşüm Vizyonu: Dijital ve Yeşil Birlikte
Medcem Çimento Grubu’nun sürdürülebilirlik yaklaşımı, çevresel dönüşümle sınırlı kalmayıp ikiz dönüşüm perspektifiyle dijitalleşme yatırımlarını da kapsıyor. Operasyonların verimliliğini artıran, kaynak kullanımını optimize eden ve karbon ayak izini düşürmeye katkı sağlayan dijital çözümler; elektrikli araç yatırımlarıyla entegre bir şekilde yönetiliyor.

Mercedes-Benz eActros 600’ün devreye alınması sürecinde; rota analizi, yük yapısı, operasyon yoğunluğu ve saha koşulları detaylı şekilde değerlendirilerek elektrikli taşımacılığın bu hatta en verimli biçimde uygulanması hedeflendi. Bu bütüncül yaklaşım, Medcem’in sürdürülebilirlik vizyonunun operasyonel karşılığını da güçlendiriyor.

Medcem Çimento Grubu’nun dönüşüm vizyonu, yalnızca yeşil ve dijital eksenle sınırlı kalmayıp “üçüz dönüşüm” perspektifiyle sosyal boyutu da kapsıyor. Çevresel sürdürülebilirlik ve dijitalleşme yatırımlarını, çalışan gelişimi, iş sağlığı ve güvenliği, yerel istihdam ve toplumsal katkı projeleriyle birlikte ele alan şirket, dönüşümü bütüncül bir kalkınma yaklaşımı olarak konumlandırıyor. Sanayide düşük karbonlu üretim ve lojistik hedefleri doğrultusunda atılan her adım, aynı zamanda paydaş değerini artırmayı ve bulunduğu bölgelerde ekonomik ve sosyal etki yaratmayı amaçlıyor. Bu kapsamda Medcem, teknoloji yatırımlarını insan kaynağı gelişimiyle entegre ederken; sürdürülebilir büyümeyi yalnızca çevresel performansla değil, toplumsal fayda ile birlikte değerlendiriyor. Üçüz dönüşüm yaklaşımı, şirketin rekabet gücünü artırırken uzun vadeli dayanıklılığını da güçlendiren stratejik bir çerçeve sunuyor.

Uzun Yol Taşımacılığı İçin Doğuştan Elektrikli Bir Çözüm
Mercedes-Benz eActros 600, uzun yol taşımacılığının ihtiyaçları doğrultusunda baştan sona elektrikli olarak geliştirilen yeni nesil bir çekici olarak öne çıkıyor. 600 kWh batarya kapasitesi, LFP batarya teknolojisi ve 500 kilometreye varan menziliyle; ağır yük operasyonlarında yüksek performans, güvenilirlik ve verimlilik sunuyor. Hızlı şarj altyapısı sayesinde bataryaların kısa sürede yüksek doluluk seviyelerine ulaşabilmesi, sanayi ve ihracat lojistiğinde kesintisiz operasyon imkânı sağlıyor.

Sürdürülebilir Lojistikte Örnek Bir İş Birliği
Mercedes-Benz Türk ile Medcem Çimento Grubu arasında hayata geçirilen bu iş birliği; klasik bir araç teslimatının ötesinde, operasyonu merkeze alan bir dönüşüm sürecini temsil ediyor. Elektrikli taşımacılığın sanayi ve lojistik sektörlerinde yaygınlaşması adına güçlü bir referans oluşturan bu teslimat, ağır ticari araçlarda elektrifikasyonun artık geleceğin değil, bugünün somut bir gerçeği olduğunu ortaya koyuyor.

Medcem Çimento Grubu, önümüzdeki dönemde de elektrikli ve çevreci araç yatırımlarını artırarak; sürdürülebilir, verimli ve düşük karbonlu lojistik çözümlerini yaygınlaştırmayı hedefliyor. Bu yaklaşım, şirketin çevreye duyarlı üretim anlayışını lojistik süreçlerle entegre eden uzun vadeli sürdürülebilirlik stratejisinin temel taşlarından biri olarak öne çıkıyor.

Filomuzu dönüştürmeye devam edeceğiz
Medcem Çimento Grubu CEO’su Mehmet Ali Ceylan, teslimata ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Medcem Çimento Grubu olarak sürdürülebilirliği yalnızca bir hedef değil, tüm iş yapış biçimlerimizi şekillendiren stratejik bir yaklaşım olarak ele alıyoruz. Üretimden lojistiğe uzanan değer zincirimizin her aşamasında karbon ayak izimizi azaltacak somut adımlar atıyor, sıfır karbon hedefimiz doğrultusunda yatırımlarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Mercedes-Benz eActros 600’ün filomuza katılması, ağır sanayide elektrikli taşımacılığın mümkün ve verimli olduğunu göstermesi açısından son derece kıymetli. Bu yatırım, yeşil dönüşümle dijitalleşmeyi birlikte ele aldığımız ikiz dönüşüm vizyonumuzun güçlü bir yansımasıdır. Önümüzdeki dönemde de lojistik operasyonlarımızı elektrikli ve çevreci çözümlerle dönüştürmeye devam edeceğiz.”

“eActros 600 uzun yol taşımacılığı için tasarlandı”
Mercedes-Benz Türk Kamyon Ürün Yönetimi Grup Müdürü Serra Yeşilyurt, teslimata ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Mercedes-Benz eActros 600, uzun yol taşımacılığının gerçek ihtiyaçları doğrultusunda baştan sona elektrikli olarak geliştirdiğimiz yeni nesil bir çekici. 600 kWh batarya kapasitesi, LFP batarya teknolojisi ve 500 kilometreye varan menziliyle ağır yük operasyonlarında yüksek verimlilik ve güvenilir performans sunuyor. Hızlı şarj altyapısı sayesinde sanayi ve ihracat lojistiğinde kesintisiz operasyon imkânı sağlayan eActros 600’ün, Medcem Çimento gibi yüksek hacimli üretim ve ihracat gerçekleştiren bir sanayi kuruluşunun üretim tesisinden limana uzanan hattında görev alacak olması; elektrikli taşımacılığın yalnızca çevresel değil, operasyonel açıdan da güçlü ve sürdürülebilir bir alternatif olduğunu ortaya koyuyor.”

“Ağır ticari segmentte elektrifikasyonun sahaya iniyor”
Mercedes-Benz Türk Kamyon Pazarlama ve Satış Direktörü Alper Kurt, ilk teslimata ilişkin açıklamasında bu teslimatın, ağır ticari segmentte elektrifikasyonun artık sahada somut karşılık bulduğunu gösteren önemli bir kilometre taşı niteliğinde olduğunu ifade etti: “Uzun yol taşımacılığı için özel olarak geliştirdiğimiz eActros 600’ün, Medcem Çimento’nun üretim tesisinden limana uzanan ihracat hattında görev alacak olması; elektrikli taşımacılığın sanayi üretimi ve yüksek hacimli lojistik operasyonlarda da güvenle ve verimli şekilde kullanılabileceğini ortaya koyuyor. Bu iş birliğini, yalnızca bir araç teslimatı değil; müşterilerimizle birlikte yürüttüğümüz, operasyonu merkeze alan bütüncül bir dönüşüm sürecinin güçlü bir başlangıcı olarak görüyoruz.”

Uzun mesafeler için geliştirilen yeni nesil elektrikli çekici
Mercedes-Benz eActros 600, mevcut bir modelin elektrikliye uyarlanması yerine, uzun yol taşımacılığının ihtiyaçları esas alınarak sıfırdan geliştirilen tamamen elektrikli bir çekici olarak konumlanıyor. Elektrik motorlu aks (eAxle) yapısı sayesinde enerji kayıplarını minimize ederek gücü doğrudan tekerleklere aktarıyor; bu da ağır yük taşımacılığında daha verimli ve dengeli bir sürüş sağlıyor. Tam yüklü kullanımda 500 kilometreye ulaşan menzili, eActros 600’ü şehirler arası ağır taşımacılık için güçlü bir alternatif haline getirirken; 600 kWh kapasiteli LFP batarya sistemi, 10 yıl veya 1,2 milyon kilometreye kadar uzun ömürlü kullanım sunarak toplam sahip olma maliyetlerini düşürmeye katkı sağlıyor.

Continue Reading

Elektrikli Araçlar

Otomotivde Yapay Zekâ: Üretim Dışı Süreçlerde Stratejik Dönüşüm raporu yayınlandı

Türkiye Bilişim Vakfı’nın (TBV) platformu Başlangıç Noktası platformu tarafından yürütülen Be Node Research projesi kapsamında Doğuş Otomotiv ve Doğuş Teknoloji iş birliğiyle hazırlanan “Otomotivde Yapay Zekâ: Üretim Dışı Süreçlerde Stratejik Dönüşüm” raporu yayınlandı.

Türkiye Bilişim Vakfı’nın (TBV) Be Node Research programı, Doğuş Otomotiv ve Doğuş Teknoloji desteğiyle yürüttüğü yeni araştırmasının sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. Texas Üniversitesi’nden Fatma Tarlacı ve Özyeğin Üniversitesi’nden Çağlar Üçler tarafından kaleme alınan “Otomotivde Yapay Zekâ: Üretim Dışı Süreçlerde Stratejik Dönüşüm” başlıklı rapor, üretim hattının ötesinde satış, servis, lojistik ve müşteri deneyimi gibi süreçlerde yapay zekânın yarattığı dönüşümü inceliyor.

Rapor, otomotiv sektöründe yapay zekânın artık yalnızca bir hız aracı değil, kurumsal kültür ve müşteri deneyiminin yapıtaşı haline geldiğini ortaya koyuyor. Akademik araştırma, saha verileri ve kurumsal uygulama örneklerini bir araya getirerek, Türkiye otomotiv ekosistemi için somut bir dönüşüm yol haritası sunuyor.

Raporda öne çıkan bulgular
Otomotiv sektöründe yapay zekâ kullanımı üretimden satış sonrası hizmetlere kadar genişliyor. Showroom’larda hiper kişiselleştirilmiş deneyimler, çağrı merkezlerinde bilgiye anlık erişim ve servis operasyonlarında tahmine dayalı bakım süreçleriyle verimlilik artışı sağlanıyor.
Yapay zekâ ajanları bu yeni dönemde, çalışanların yanında ikinci bir operatör gibi konumlanarak, insanı istisna yönetimi ve stratejik kararlara odaklanmaya yönlendiriyor. Rapor ayrıca, “tek veri altyapısı – çoklu marka kimliği” denkleminde Doğuş Otomotiv örneğini analiz ederek, ortak zekânın markalar arası dengeyi nasıl koruyabileceğini ortaya koyuyor. Bu yapı, her markanın ses tonunu, müşteri beklentisini ve iletişim tarzını ayrı ayrı öğrenen bir yapay zekâ yönetişim modeliyle markaların özgünlüğünü koruyor.

Politika ve strateji önerileri
● Altyapı: Yapay zekânın başarısı, veri bütünlüğüyle başlıyor. Veri kalitesinin artırılması, sistemler arası entegrasyonun sağlanması ve merkezi yönetim mimarilerinin oluşturulması kritik adımlar arasında.
● Ölçüm: Hız, kalite, maliyet, memnuniyet ve kullanım oranlarını kapsayan beş boyutlu KPI çerçevesi, yapay zekânın etkisini sadece verimlilikte değil, güven ve deneyim düzeyinde de ölçmeye olanak tanıyor.
● Yetkinlik: İnsan–makine iş birliğini güçlendirecek ajan orkestrasyonu, doğrulama süreçleri, etik farkındalık ve ürün odaklı düşünme gibi yeni beceriler önümüzdeki dönemin kurumsal dönüşüm alanlarını tanımlıyor.

Texas Üniversitesi Öğretim Üyesi Fatma Tarlacı, şunları söyledi: “Yapay zekâ sayesinde sürücüyü, kullanıcıyı daha iyi anlamaya başlıyoruz; kişiselleştirmeyi daha önce yapamadığımız derinlikte yapabiliyoruz. Böyle olunca araç sadece bir makine değil, sizi anlayan ve ihtiyacınızı belirleyebilen bir yardımcı pilota dönüşüyor.”

Özyeğin Üniversitesi Öğretim Üyesi Çağlar Üçler ise, “Yapay zekâ eskiden fabrikanın içindeydi; oradan çıktı ve otomotivde müşteriye dokunan deneyimin bağlayıcı dokusu hâline geldi. Dinamik fiyatlandırmadan AR/VR tabanlı deneyimlere kadar, daha önce yapamadığımız şeyleri yapabilir duruma geldik” dedi.

Doğuş Otomotiv Yeni İş Geliştirme ve Girişimcilik Birim Yöneticisi Irmak Mutlu Ejder, “Yapay zekâdan önce verinin temizlenmesi ve entegrasyonuna odaklandık. Sonrasında kişiselleştirilmiş önerilerle ikinci el platformu gibi temas noktalarında etkileşimi artırıyoruz; görüntü işleme ile alıcı-satıcı deneyimini iyileştiriyoruz. Tedarik zincirinde de ‘doğru ürün/hizmetin doğru zamanda’ yönetimi için öngörüsel planlama kritik” ifadelerini kullandı.

Doğuş Teknoloji Veri Bilim Müdürü Doğuş Kıdık, şunları söyledi: “Çağrı merkezi, satış sonrası, veri analizi ve içerik üretiminde ajan tabanlı çözümler geliştiriyoruz. Chatbot’lar bilgiye erişimi hızlandırıyor; yeterlilik-değerlendirme ajanları performansı ölçüp gelişim öneriyor. Çok markalı yapıda ise her marka için ayrı veri setleri ve özelleştirilmiş modeller kullanıyoruz; canlıya çıkmadan marka ekipleriyle insan-içerimde test ediyoruz.”

Başlangıç Noktası Lideri Cem Leon Menase ise, “Demiryolları bir ulaşım teknolojisi gibi görünüyordu ama sadece yolculuğu değil, ekonomiyi ve gündelik hayatı da dönüştürdü. Bugün benzerini yapay zekâda görüyoruz; ilk etkiler internet altyapısı üzerinde belirse de asıl büyük dönüşüm, yapay zekânın kendi ekosisteminin kurulmasıyla gelecek” dedi.

Rapor, yapay zekânın otomotiv sektöründe artık “yardımcı teknoloji” olmaktan çıkıp, karar alma ve müşteri deneyimi yönetiminin merkezine yerleştiğini vurguluyor. Kazanan kurumlar, yapay zekâyı yalnızca operasyonel verimlilik için değil, güven, kalite ve sürdürülebilirlik için stratejik bir araç olarak konumlandıranlar olacak.

Continue Reading

Popüler