Sürücülerin yanı sıra trafikteki diğer paydaşları da düşünen güvenlik donanımıyla çıtayı bir adım daha yükselten EX30, Volvo’nun bugüne kadar üretilen SUV modellerinin en küçüğü olma özelliğini de taşıyor.
Yakında piyasaya sürülecek tamamen elektrikli Volvo EX30, markanın güvenlik alanındaki 96 yıllık liderliği ve yenilikçi yaklaşımını yansıtan en iddialı modeli olarak ön plana çıkıyor. Sürücülerin yanı sıra trafikteki diğer paydaşları da düşünen güvenlik donanımıyla çıtayı bir adım daha yükselten EX30, Volvo’nun bugüne kadar üretilen SUV modellerinin en küçüğü olma özelliğini de taşıyor.
Kalabalık şehirlerde, otomobil kapısının dikkatsizce açılmasının önemli oranda bisiklet kazalarına yol açtığı tespit edilirken; tüm bisiklet kazalarının beşte birinin bu tip kazalardan dolayı oluştuğu ortaya konuyor. Cycling UK’ın verilerine göre, sadece İngiltere’de her yıl ortalama 60 kişi otomobil kapısının çarpmasından dolayı ölüyor veya ciddi şekilde yaralanıyor.
Yakında kullanıcılarla buluşacak olan Volvo EX30, bu tür kazaları azaltmak üzere özel bir kapı açma uyarı sistemiyle donatıldı. Sistem; bir bisikletli veya trafikteki herhangi bir araç yanından geçtiği esnada, sürücüyü kapıyı açmak üzereyken görsel ve işitsel olarak uyarıyor. Kapı açma uyarı sistemi, Volvo’nun yüksek güvenlik standartlarını tamamen elektrikli yeni kompakt SUV modeline taşıdığı önemli özelliklerden biri. Araçtaki “Güvenli Alan Teknolojisi”nin sadece bir parçasını oluşturan bu güvenlik sistemiyle özellikle yoğun kentlerde trafikte hem sürücülerin hem de yayaların korunması amaçlanıyor.
Güvenlik Merkezi Başkanı Åsa Haglund, “Uzun zamandır şehirlerde, otomobillerin yayalar ve bisikletlilerle iç içe yoğun olduğu bölgelerde güvenliği sağlamaya odaklanıyoruz. Volvo EX30 modern şehirlerin yoğun caddelerinde araç içerisindeki sürücü ve yolcular dışında, trafikteki diğer insanları da gözetirken; sunduğu konforlu sürüş deneyimiyle şehir hayatındaki güvenliği bir üst seviyeye taşıyor” dedi.
Son teknoloji koruyucu güvenlik
Volvo Cars’ın şimdiye kadar ürettiği en kompakt SUV’u olan yeni EX30, bir Volvo otomobilinden beklenen tüm güvenlik standartlarını karşılıyor. Volvo’nun güvenlik alanındaki eşsiz bilgi birikimini kullanarak ve gerçek dünyadaki kazaları araştırarak yarattığı EX30, kaza anında sürücüyü ve beraberindeki yolcuları korumaya yardımcı olmak için tasarlandı. EX30’un yapısal tasarımı, Volvo’nun tavan ve güvenlik kafesi ile birlikte A, B ve C sütunlarının güçlendirilmesi konusundaki kararlığını yansıtıyor. Volvo Cars, EX30’un elektrikli bir araç olması nedeniyle bataryanın sağlamlığına fazlasıyla odaklanırken; şase ve güvenlik kafesi olası bir çarpışmanın etkisini verimli şekilde azaltan, dayanıklılığı üst seviyeye taşıyan çelikten üretildi. EX30, sürücü koltuğunun iç yan kısmında, yandan gelebilecek bir çarpma durumunda da baş ve göğüs yaralanmalarını azaltmak üzere tasarlanan havayastığı ile donatıldı.
Volvo EX30 ayrıca markanın en önemli pasif güvenlik standartlarının yanı sıra yolcularıyla birlikte araç dışındaki insanların da korunmasına yardımcı olacak gelişmiş yeni bir aktif güvenlik paketine de sahip.
İhtiyaç duyduğunda kullanıcısını destekleyen bir otomobil
EX30’da sürücü performansının düştüğü zamanlarda güvenliği sağlayacak yeni bir gelişmiş sürücü uyarı sistemi standart olarak sunuluyor. Otomobil, direksiyon simidindeki algılayıcıya ek olarak, güçlü algoritmalarla çalışan ve saniyede yaklaşık 13 kez göz ve yüz hareketlerini saptayan özel bir sensörle de donatıldı. Sürücü farkında olmasa bile EX30 bu şekilde sürücünün dikkat dağınıklığını, uykulu veya dalgın olup olmadığını belirliyor.
Yeni otomatik kavşak fren özelliği, şehirdeki kavşaklarda yaşanan kazalardan kaçınmaya yardımcı olmak için tasarlandı. Başka bir otomobilin beklenmedik şekilde aracın önüne geçmesi durumunda, otomatik fren özelliği aracı durdurarak olası bir çarpışmayı hafifletmek veya önlemek için geliştirildi. Kısacası, herhangi bir Volvo otomobili gibi, yeni EX30 da kapsamlı bir aktif güvenlik ve sürücü destek sistem paketiyle donatıldı.
Tamamen elektrikli yeni Volvo EX30’da sunulan tüm güvenlik ve sürücü destek teknolojisine ilişkin ayrıntılar, 7 Haziran’da tüm dünyada görücüye çıktıktan sonra paylaşılacak olup yine aynı tarihte belirli ülkelerde araç sipariş veya ön siparişe açılacak.
Hyundai UEFA Champions League’in Resmi Otomotiv Partneri Oldu
Hyundai, 2026/27 sezonunda başlayacak ve uzun yıllar devam edecek iş birliği kapsamında UEFA Champions League’in Resmi Otomotiv Partneri oldu. Avrupa kulüp futbolunun standartlarını belirleyen UEFA Champions League, futbolun en iyilerini bir araya getiriyor ve Hyundai de kendi sektöründe aynı yüksek standartları benimsiyor.
Avrupalı müşteriler için Avrupa’da tasarlanan IONIQ 3, Hyundai’ın 2026/27 sezonunda Avrupa’da tanıtacağı beş önemli modelin ilki ve markayı bu iş birliğinde temsil edecek ilk model olacak.
Hyundai, UEFA Champions League’in Resmi Otomotiv Partneri olduğunu ve bu kapsamda uzun yıllar sürecek bir anlaşmaya imza attığını duyurdu. Hyundai’ın Avrupa kulüp futbolunun en üst seviyesine olan bağlılığını ortaya koyan iş birliği, 2026/27 sezonunda başlayarak 2030/31 sezonunun sonuna kadar devam edecek.
Futbol, Hyundai için oldukça tanıdık bir alan. Yaklaşık 30 yıldır dünyanın en büyük uluslararası turnuvalarından farklı ülkelerdeki kulüp ve federasyonlara kadar futbolu en üst seviyede destekleyen Hyundai, UEFA Champions League ile bu bağlılığını Avrupa kulüp futbolunun zirvesine taşıyor.
UEFA Champions League ile Hyundai arasındaki benzerlikler, sahip oldukları ölçeğin çok daha ötesine uzanıyor. Bu organizasyonda mücadele eden takımlar, dünyanın dört bir yanından gelen yetenekleri bir araya getirerek Avrupa’nın en üst seviyesinde rekabet ediyor.
Hyundai de Avrupa’da araçlar tasarlıyor, geliştiriyor ve üretiyor; modellerini kıta genelinde satışa sunuyor. Böylece faaliyetleri açısından tartışmasız biçimde Avrupalı, etkileri bakımından ise uluslararası iki organizasyon bir araya geliyor.
Hyundai Motor Company Başkanı ve CEO’su José Muñoz, iş birliğiyle ilgili olarak şunları söyledi: “Futbol, yaklaşık 30 yıldır Hyundai’ın bir parçası. Dilleri, sınırları ve nesilleri aşarak insanları başka çok az şeyin başarabileceği kadar güçlü bir biçimde bir araya getiriyor. UEFA Champions League, her hafta Avrupa’nın en tutkulu taraftarlarının karşısında oynanan, dünyanın en iyi kulüp futbolu organizasyonu. Hyundai’nin bu yaz Dünya Kupası’nda gerçekleştirdiği çalışmaların ardından UEFA Champions League, güzel tasarımlara ve taraftarların seveceği özelliklere sahip araçlarımızı sergilemek için ideal bir platform sunuyor. Madridliyim ve bu nedenle bu organizasyonu hayatım boyunca takip ettim. Avrupa genelindeki taraftarlarla bir araya gelecek olmaktan kişisel olarak da büyük heyecan duyuyorum. Futbolun güzelliğini Hyundai ile kutlamak için harika bir dönemdeyiz”.
Hyundai, “İnsanlık için İlerleme” marka vizyonu doğrultusunda fırsatları genişletmeyi ve toplum için daha kapsayıcı bir geleceğe katkıda bulunmayı hedefliyor. UEFA ile Avrupa Futbol Kulüpleri’nin ortak girişimi olan UC3 ile gerçekleştirilen bu iş birliği kapsamında Hyundai; UEFA Champions League’in gücünü ve mobilite çözümlerini kullanarak Avrupa genelinde farklı kültürlerden ve topluluklardan insanları bir araya getirmeyi amaçlıyor. Hyundai, milyonlarca futbolseveri buluştururken toplum üzerinde olumlu bir etki yaratmayı da hedefliyor.
Hyundai Motor Avrupa Başkanı ve CEO’su Xavier Martinet ise şunları söyledi: “UEFA Champions League ve Hyundai; ilerleme, performans ve insanları bir araya getirme hedefiyle hareket ediyor. Bu iş birliğine bugüne kadarki en güçlü ürün gamımızla adım atıyoruz. IONIQ 3, bu sezon Avrupa’da satışa sunacağımız beş yeni modelin ilki. Bölgedeki müşterilerimiz için tasarlanıp geliştirilen IONIQ 3, geleceğin ürün gamımıza öncülük edecek modelimiz”.
UEFA Champions League, dünya genelinde yaklaşık her üç kişiden birinin ilgi gösterdiği ve dünyada en çok izlenen yıllık kulüp futbolu organizasyonu olarak öne çıkıyor. 36 kulübün mücadele ettiği turnuva, tutkulu futbolseverlerden oluşan geniş bir kitleyle iletişim kurmak için önemli bir platform sunuyor. Aynı zamanda Hyundai’nin robotik ve fiziksel yapay zekâdan yazılım teknolojilerine ve Avrupalı müşterilere özel akıllı mobilite çözümlerine uzanan gelecek vizyonunu aktarmasına imkân tanıyor.
Hyundai, 30 yılı aşkın süredir Avrupa’da güçlü bir varlığa sahip küresel bir marka olarak faaliyet gösteriyor. Markanın Almanya’nın Rüsselsheim kentindeki Avrupa Teknik Merkezi, Hyundai modellerinin geliştirme ve mühendislik çalışmalarını yürütürken aynı tesiste bulunan Avrupa Tasarım Merkezi de araçların görsel tasarımını ve kimliğini şekillendiriyor. Üretim faaliyetleri Çekya ve Türkiye’deki fabrikalarda gerçekleştirilirken Hyundai modelleri, 42 Avrupa ülkesindeki 2.000’den fazla satış ve satış sonrası hizmet noktası aracılığıyla müşterilerle buluşuyor. Hyundai’ın tasarım, mühendislik, üretim ve iş ortağı ağı, her gün müşterilere ve taraftarlara hizmet sunuyor.
IONIQ 3 Sahaya Çıkıyor.
Avrupalı müşteriler için Avrupa’da tasarlanan tamamen elektrikli IONIQ 3, Hyundai’ın bu iş birliğindeki ilk temsilcisi olacak. Bu yıl Milano Tasarım Haftası’nda dünya prömiyerini gerçekleştiren kompakt hatchback model, Ağustos ayında üretimin başlamasıyla birlikte Hyundai’ın İzmit Fabrikası’nda üretilen ilk bataryalı elektrikli araç oldu. IONIQ 3 aynı zamanda Hyundai’ın 2026/27 sezonunda Avrupa’da satışa sunacağı beş önemli yeni modelin ilkini oluşturuyor.
Hyundai, IONIQ 3 ile Avrupa’nın rekabetin en yoğun olduğu kompakt sınıfına, Avrupalı müşterilerin ihtiyaçlarına cevap veren sınıfının öncüsü özelliklerle giriş yapıyor. IONIQ 3’ün Aero Hatch gövde yapısı, 0,263 Cd’lik hava sürtünme katsayısı ve 497 kilometreye varan WLTP menziliyle sınıfının öncüsü verimlilik ve menzil sunmak üzere geliştirildi. 441 litrelik bagaj hacmi, sınıfının en geniş iç mekânı, Hyundai’ın en yeni PLEOS Connect bilgi-eğlence sistemini içeren segmentinin öncüsü 14,6 inçlik ekranı ve güçlü fiyat-değer dengesiyle IONIQ 3, Hyundai’ın elektrikli mobiliteyi Avrupalı müşterileri için daha erişilebilir hâle getirme kararlılığını temsil ediyor.
Hyundai’ın ürün gamı; bataryalı elektrikli, hibrit, şarj edilebilir hibrit, hidrojen yakıt hücreli elektrikli ve içten yanmalı motor seçeneklerini kapsıyor. Bu geniş ürün yelpazesi, müşterilerin araç sahibi olma ve araçlarını kullanma biçimleri göz önünde bulundurularak şekillendiriliyor.
IONIQ 3, Hyundai’ın elektrikli mobilite alanındaki kapsamlı çalışmalarını ortaya koyan önemli ödüllerle güçlenen Avrupa’daki EV başarısını daha ileriye taşıyor. Hyundai INSTER, 2025 Dünyada Yılın Elektrikli Otomobili seçilirken IONIQ 9 ise Almanya’da 2026 Yılının Premium Otomobili unvanına layık görüldü.
Hyundai’ın müşteri odaklı yaklaşımı, markanın UEFA Champions League’in Resmi Otomotiv Partneri olarak imza attığı yeni iş birliğinin de temelini oluşturuyor.
UC3 Eş Genel Müdürü Guy-Laurent Epstein ise iş birliğiyle ilgili olarak şunları söyledi: “Hyundai’yi UEFA Champions League’in resmi partnerleri arasında görmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Hyundai, futbolu en üst seviyede destekleme konusunda köklü bir geçmişe ve futbolun insanları bir araya getirme gücüne yönelik güçlü bir inanca sahip. Önümüzdeki yıllarda bu ortak hedefi dünyanın dört bir yanındaki taraftarlar için hayata geçirecek bir iş birliği geliştirmeyi sabırsızlıkla bekliyoruz”.
Test Sürüşü: Yeni Renault 5 E-Tech – Retro Genler, %100 Elektrikli Şehir Canavarı
1970’lerin ikonik Fransız pop efsanesi Renault 5, elektrik devriminin tam kalbinde Renault 5 E-Tech adıyla yeniden doğdu. e-carturkiye.com direksiyonunda bu kez sadece nostaljik bir tasarım nesnesi değil, B segmentinin tüm sürüş ezberlerini bozan %100 elektrikli bir hot-hatch duruyor.
Efsanenin Yeniden Doğuşu: Tasarımda Nostalji Şovu
Yeni Renault 5 E-Tech, 1972’deki orijinal modelin ve unutulmaz R5 Turbo’nun kaslı çamurluk hatlarını günümüz retro-futurist diliyle buluşturuyor. Motor kaputunun üzerindeki ikonik hava girişi, artık şarj seviyesini gösteren dijital bir “5” paneline dönüşmüş. 3,92 metre uzunluğuyla şehir içinde son derece kıvrak boyutlara sahip olan araç, 326 litrelik bagaj hacmiyle de sınıf standartlarının üzerine çıkıyor.
Mühendislik Harikası: AmpR Small Platformu
Renault 5 E-Tech, grubun en yeni AmpR Small (eski adıyla CMF-B EV) platformu üzerine inşa edilen ilk model. Alçak ağırlık merkezi, aks köşelerine itilmiş 18 inç jantlar ve hepsinden önemlisi B segmentinde eşine az rastlanan çok kollu (multi-link) arka süspansiyon altyapısı, otomobile rakipsiz bir viraj kararlılığı kazandırıyor.
Peki bu mimariyi başka kimler kullanıyor?
Renault Group’un bu modüler elektrikli platformunu; yüksek performanslı kardeşi Alpine A290 ve yeni nesil Nissan Micra EV gibi merakla beklenen modeller de paylaşıyor.
Teknik Özellikler ve Performans Verileri
Özellik
Comfort Range (52 kWh)
Urban Range (40 kWh)
Motor Gücü
150 HP (110 kW) / 245 Nm
120 HP (90 kW) / 225 Nm
WLTP Menzili
~400 – 410 km
~300 km
DC Hızlı Şarj (CCS)
100 kW DC (%15-%80: 30 dk)
80 kW DC (%15-%80: 31 dk)
AC Şarj (Çift Yönlü)
11 kW AC (V2L & V2G Destekli)
11 kW AC (V2L Destekli)
0-100 km/s Hızlanma
< 8,0 Saniye
~9,0 Saniye
Kokpitte Yüksek Teknoloji: Reno Avatarı ve Çift Yönlü Şarj
Kabine adım attığınızda iki adet 10 inçlik yüksek çözünürlüklü OpenR Link ekran dikkat çekiyor. Dahili Google mimarisi ve ChatGPT destekli akıllı dijital asistan “Reno”, rotanızdaki şarj duraklarını batarya ön ısıtmasını da hesaba katarak otomatik planlıyor.
Aracın en büyük kozlarından biri ise V2L (Vehicle-to-Load) teknolojisi. Renault 5, 3.6 kW’a kadar dışarıya enerji vererek kamp alanında kahve makinenizi veya elektrikli cihazlarınızı doğrudan çalıştırabilen devasa bir güç bankasına dönüşüyor.
Direksiyonda Saf Eğlence
10,3 metrelik dönüş çapı ve 13,7’lik direkt direksiyon oranı sayesinde şehir içi manevraları inanılmaz pratik. Sport modunda 245 Nm anlık tork, 150 HP güç ile birleşerek ışıklarda sürpriz bir ivmelenme sunuyor. Bağımsız arka süspansiyon sayesinde sert virajlarda dahi izinden çıkmayan araç, B segmentinde uzun zamandır özlediğimiz o dinamik “go-kart” sürüş hissini %100 elektrik sessizliğiyle harmanlıyor.
Renault 5 E-Tech, sadece rasyonel bir şehir elektriklisi değil; tasarımıyla tutku uyandıran, sürüşüyle heyecan veren bir karakter ikonu. Elektrikli mobiliteye geçerken ruhu ve tarzı olan bir otomobil arayanlar için segmentinin yeni mihenk taşı.
Türkiye’nin yenilenebilir enerji dönüşümüne öncülük eden Enerjisa Üretim, araç filosunu Kia EV3 ve Sportage modelleriyle güçlendirdi.
Yenilikçi ürün gamı, gelişmiş teknolojileri ve sürdürülebilir mobilite vizyonuyla dikkat çeken Kia, kurumsal filo alanındaki güçlü iş birliklerine yenilerini eklemeye devam ediyor. 1996’dan bu yana Türkiye’nin enerji dönüşümüne yön veren Enerjisa Üretim, filosunu Kia EV3 ve Sportage modelleriyle genişleterek operasyonel kapasitesini ve verimliliğini artırdı.
Enerjisa Üretim’in tercih ettiği karma filo yapısı, farklı operasyonel ihtiyaçlara yönelik esnek ve verimli bir çözüm sunuyor. Filoda yer alan Kia EV3 modelleri, şirketin sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlarken; Sportage modelleri ise üstün sürüş konforu, ileri teknolojileri ve çok yönlü kullanım özellikleriyle saha operasyonlarında yüksek performans sunuyor.
Dünyada “Yılın Otomobili” seçilen Kia EV3, şehir içi kullanımda 604 kilometreye varan menziliyle elektrikli mobilite alanında dikkat çekerken; Sportage ise modern tasarımı, geniş iç hacmi ve gelişmiş sürüş destek sistemleriyle kurumsal kullanıcıların beklentilerine güçlü bir şekilde yanıt veriyor.
Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Çelik Motor Genel Müdürü Şafak Savcı şunları söyledi: “Türkiye’nin enerji sektöründeki en güçlü markalarından biri Enerjisa Üretim’in Kia’yı tercih etmesinden büyük memnuniyet duyuyoruz. EV3 ve Sportage modellerimizin bir arada yer aldığı bu filo yatırımı, Kia’nın farklı ihtiyaçlara cevap verebilen geniş ürün gamının önemli bir göstergesidir. İş ortaklarımızın operasyonel verimlilik, maliyet optimizasyonu ve sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlamaya devam edeceğiz.”
Enerjisa Üretim’in tercihi, Kia’nın Türkiye kurumsal filo pazarındaki güçlü konumunu pekiştirirken, markanın farklı kullanım senaryolarına uygun çözümler sunabilen güvenilir bir mobilite ortağı olarak öne çıktığını bir kez daha ortaya koyuyor.