Connect with us

Otomotiv

MASFED, 6 ay, 6000 km kararı için dava açmaya hazırlanıyor

MASFED Genel Başkanı Aydın Erkoç, sıfır araçlarda ilk tescil sonrası 6 ay, 6000 km satış sınırlaması getiren düzenlemenin Anayasa’nın 49. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle dava açacakları bilgisini verdi.

Sıfır araç satışında satış sınırlaması getiren, 6 ay, 6000 km şartı yürürlüğe girdi ve 1 Temmuz 2023 tarihine kadar devam edecek. Tescil edilmiş araçların 15 Eylül’e kadar satılması durumunda uygulamadan muaf olacağı belirtilen düzenlemenin sektöre etkileri tartışılırken Motorlu Araç Satıcıları Federasyonu (MASFED) Genel Başkanı Aydın Erkoç, sektörün görüşü alınmadan hayata geçirilen ve yaşanan sorunlara çözüm olamayacağı düşünülen konuyu hukuki zemine taşıyacaklarını bildirdi.

Türkiye’de 70 bin kayıtlı motorlu araç satıcısı bulunduğunu belirten Erkoç, ‘’Anayasa’nın 49. Maddesine ters düşen ve sektörün görüşleri alınmadan yapılan bu düzenlemeyle ilgili Danıştay’a başvuracağız. Defaatle söylediğimiz gibi otomobil bayileri motorlu araç satıcılarına kullanılmamış araç satamıyor, fatura kesmesi yasak. 70 bin kayıtlı işletme, bu işletmelerde çalışanlar, aileleri görmezden gelinerek alınan bu kararı kınıyoruz. Mevcut sıkıntılara günah keçisi olarak devlete vergisini ödeyen, yanında personel çalıştıran, ekmeğinin peşinde olan motorlu araç satıcıları gösterilmeye çalışılıyor; bu hukuka da vicdana da sığmaz. Yaşanan sorunları, fiyatlardaki yükselişin nedenlerini hepimiz biliyoruz’’ açıklamalarında bulundu.

Erkoç, Hazine ve Maliye Bakanı Nurettin Nebati’nin önceki gün yaptığı açıklamalara da vurgu yaparak şu bilgileri verdi:

“Sektörde yaşanan ciddi sorunlar var. Önceki gün Sayın Bakanımız Nurettin Nebati, arz talep dengesini bozan, kayıt dışı ekonomi oluşmasına sebebiyet veren 100 bin mükellefin radara takıldığını açıkladı. Bizler de yetki belgesine sahip devlete vergisini ödeyen ve mesleği kurumsal çerçevede layıkıyla icra etmeye çalışan esnaflar olarak yıllardır kayıtlı olmayan, vergi ödemeden merdiven altı yöntemlerle araç alım satımı yapan kişilerin piyasa dengesini bozduğunu hatırlatarak bunun mücadelesini veriyoruz. Yönetmelik değişikliği bireyleri kapsamıyor. Bu yeni düzenleme ile bu kişiler nasıl engellenebilecek gibi sorular da önümüzde duruyor. Bununla birlikte sektör sorunlarıyla mücadele etmeye çalışan etik çerçevede işini yapan motorlu araç satıcıları günah keçisi ilan edilmeye çalışılıyor. Oysa ki hali hazırda zaten bayilerden araç alamayan motorlu araç satıcıları bu konunun da tamamen dışında… Kayıt dışı çalışan ve araç alım satımını iş haline getiren kişiler için tedbir alınmalı. Türkiye’de yıllık yaklaşık olarak 750 bini sıfır, 8 milyon 250 bini ikinci el olmak üzere toplam 9 milyon araç satılıyor. Bugün ülke genelinde yapılan sıfır ve ikinci el araç satışlarının sadece 5’te 1’i bayi ve yetkili motorlu araç satıcıları tarafından gerçekleştiriliyor. Geri kalan beşte dörtlük kısmı ise kayıt dışı çalışan, bu işle alakası olmayan, fiyatların da yükselmesine neden olan bu kişilerce gerçekleştiriliyor. Bunların Maliye Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığı tarafından tespit edilmesi, kayıt dışılığın önlenmesi gerekiyor. Yanı sıra Federasyonumuza gelen bildirimler ve bazı sorular oluyor. Tüketiciler yeni araç alırken ekstra para ödemiş mi, fatura harici elden para alınmış mı, 2 yıllık sigorta zorunluluğu ya da takasta yarı fiyatına alma gibi şartlar geliştirilmiş mi gibi konular için Bakanlığımız ihbar hattı oluşturmalıdır. Bu konularda mağduriyet yaşayan vatandaşlarımız da bu hattan Bakanlığa ulaşır, kişilerin mağduriyetleri giderilebilir. Bu konular incelenmelidir. ‘’

Fiyatların düşmesi ve piyasanın dengeye kavuşması için kalıcı ve köklü çözümler gerektiğini ifade eden Erkoç, ‘’Üretim, döviz kuru, tüketicinin finansmana erişimde zorluk yaşaması ve yüksek faiz, vergiler gibi pek çok etken var çözüm bekleyen… Yeni düzenleme ile alakalı da, düzenleme kapsamına girmeyen bireyler, kayıtsız kişiler araç alıp satmaya devam edecektir, yetkili satıcıların ve Bakanlığımızın bu duruma da çözüm getirmesi gerekir ki fiyatlardaki şişmenin de önüne geçilebilsin. Bunun yanı sıra Bakanlığımızın sektörümüzün de görüşünü alması, ikinci el motorlu araç satıcıları olarak bizim de çözüm önerilerimizi iletiyor olmamız hep birlikte bu sıkıntıları aşma konusunda sürece katkı sağlayacaktır’’ diye konuştu.

Continue Reading
Tıkla Yorum Yap

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Otomotiv Sektörü

Opel 10 Yıl Aranın Ardından Paris Otomobil Fuarı’na Geri Dönüyor!  

Üstün sürüş keyfini Alman kalitesi ve mühendisliğiyle bir araya getiren Opel, on yıllık bir aranın ardından otomotiv dünyasının en köklü etkinliklerinden biri olan Paris Otomobil Fuarı’na geri dönüyor. Marka, 12–18 Ekim 2026 tarihleri arasında Paris’te düzenlenecek fuarda, başta yeni Opel Astra olmak üzere en güncel ürün gamını ve yenilikçi çözümlerini otomobil tutkunlarıyla buluşturacak.

Alman otomotiv üreticisi Opel, geçtiğimiz eylül ayında Münih’te gerçekleştirilen IAA Mobility’de sergilediği etkileyici dünya prömiyerlerinin ardından, bu kez 12–18 Ekim 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan Paris Otomobil Fuarı’nda sahne alarak ürün atağını sürdürüyor. Genişleyen model ailesi ve elektrikli mobilite vizyonu doğrultusunda marka, Fransa’nın başkentinde güçlü bir geri dönüşe hazırlanıyor.

Yeni Astra ve GSE ürün gamı fuarın odak noktası olacak

Opel’in Paris Otomobil Fuarı’ndaki odak noktasını, kısa süre önce Brüksel’de dünya prömiyeri gerçekleştirilen yeni Opel Astra oluşturuyor. Rüsselsheim’da tasarlanıp geliştirilen model, markanın güncel tasarım dili ve ileri teknolojileriyle dikkat çekiyor. Bununla birlikte Opel’in tamamen elektrikli yüksek performans vizyonunu temsil eden yeni Mokka GSE ve markanın geçtiğimiz günlerde duyurduğu yeni Corsa GSE de fuarda sergilenecek modeller arasında yer alıyor. Marka ayrıca fuar kapsamında, elektrikli mobiliteye yönelik yaklaşımını ortaya koyan farklı yeniliklerini ve geleceğe ışık tutan tasarım çalışmalarını da ziyaretçilerle buluşturacak. Opel standı, hem mevcut ürün gamını hem de markanın geleceğe yönelik stratejisini yansıtan önemli bir deneyim alanı sunacak.

Opel, ekim ayında Paris Otomobil Fuarı’na güçlü bir geri dönüş yapmaya hazırlanıyor. Marka, en yeni modellerini benzersiz bir atmosferde sergileyerek ziyaretçilere etkileyici bir deneyim sunarken, Paris’teki varlığıyla dikkat çekici ve kapsamlı bir katılıma imza atacak.

Otomotiv sektörünün en önemli uluslararası organizasyonları arasında yer alan Paris Otomobil Fuarı, geleceğin mobilite trendlerini ve bu alandaki en yeni teknolojileri bir araya getiren önemli bir platform olmayı sürdürüyor. 91’inci kez düzenlenecek fuar, 12–18 Ekim 2026 tarihleri arasında ziyaret edilebilecek. Bir önceki etkinlik ise 2024 yılında gerçekleştirilmiş ve yarım milyondan fazla ziyaretçiyi ağırlamıştı.

Continue Reading

Elektrikli Otomobiller

Audi’den elektrikli dünyaya yeni giriş kapısı: A2 e-tron

Audi, kompakt sınıfta konumlanan tamamen elektrikli yeni model ailesi A2 e-tron ile premium elektrikli mobiliteye erişimi yeniden tanımlıyor. Ingolstadt’ta üretilecek ve 2026 sonbaharında dünya prömiyerini gerçekleştirecek model, markanın ürün gamını daha da gençleştirirken premium elektrikli mobiliteye erişimi genişletmeyi hedefliyor.

Audi, elektrikli dönüşüm sürecinde yeni bir model ailesini daha duyurdu. Markanın Yıllık Medya Konferansı’nda tanıtılan A2 e-tron, ürün gamında giriş seviyesinde konumlanarak elektrikli mobiliteye erişimi genişletmeyi hedefliyor. Kompakt sınıfta yer alan tamamen elektrikli model, verimlilik, dijital teknolojiler ve günlük kullanım ihtiyaçlarına odaklanıyor. İlk tasarım eskiziyle paylaşılan silüet ise Audi’nin bu segmentteki yeni tasarım yaklaşımına ilişkin ilk ipuçlarını ortaya koyuyor.

Kompakt premium segmentte yeni bir referans noktası

Kompakt elektrikli araçlara yönelik talep, özellikle büyük şehirlerde artmaya devam ediyor. Audi A2 e-tron, şehir içi kullanım, verimlilik ve dijital bağlantı özelliklerine önem veren kullanıcıların beklentileri dikkate alınarak geliştirildi. Kompakt boyutları, verimlilik odağı ve bağlantı çözümleriyle model, sürdürülebilirlik ve premium mobilite yaklaşımını bir araya getiriyor.

Modelin ismi, 25 yılı aşkın süre önce verimlilik ve hafif yapı yaklaşımıyla öne çıkan Audi A2’ye bilinçli bir gönderme niteliği taşıyor. A2 e-tron da bu yaklaşımı elektrikli mobilite çağının ihtiyaçları doğrultusunda yeniden yorumlayarak sürdürüyor. Audi, bu model ailesiyle müşterilerinin günlük yaşamda karşılık bulan, verimli, kompakt ve günlük kullanıma uygun bir elektrikli mobilite beklentisine yanıt vermeyi amaçlıyor. Aynı zamanda markanın elektrikli dünyasına geçişi daha erişilebilir hale getirmeyi hedefliyor.

Ingolstadt’ta üretilecek

A2 e-tron, Audi’nin Almanya’daki merkezi Ingolstadt’ta üretilecek bir diğer tamamen elektrikli model ailesi olacak. Bu karar, markanın Almanya ve Avrupa’daki üretim altyapısını elektrikli dönüşüm doğrultusunda geliştirme yaklaşımının bir parçası olarak öne çıkıyor. Yeni model ailesi, yalnızca ürün stratejisi açısından değil, aynı zamanda üretim altyapısının geleceği bakımından da önemli bir rol üstleniyor.

A2 e-tron, Audi açısından yalnızca ürün gamını tamamlayan yeni bir model ailesi olmanın ötesinde, Almanya’daki üretim yapılanması açısından da stratejik önem taşıyor. Ingolstadt’ta yeni bir tamamen elektrikli model ailesinin üretilecek olması, istihdamın korunmasına katkı sağlarken, Almanya üretimi elektrikli mobilite yaklaşımını da destekliyor.

Ürün atağı kararlılıkla sürüyor

Audi, 2024 ve 2025 yıllarında 20’den fazla yeni modeli pazara sunarak, tamamen elektrikli kompakt segmentten premium üst sınıfa kadar uzanan en genç ürün gamlarından birine sahip konuma ulaştı. Marka, 2026 yılında da bu stratejik ürün atağını sürdürmeyi planlıyor.

Bu kapsamda ürün gamının hem üst segmentte hem de giriş seviyesinde tamamlanması hedefleniyor. Premium üst sınıfta konumlanan Audi Q9 ile birlikte, kompakt segmentte yer alacak Audi A2 e-tron, bu stratejinin iki temel yapı taşını oluşturuyor.

Tasarımda ilk ipuçları

Yeni Audi A2 e-tron, 2026 sonbaharında dünya prömiyerini gerçekleştirecek. Paylaşılan ilk tasarım eskizi, modelin dinamik oranlarını ve kompakt sınıfa özgü güçlü duruşunu ortaya koyarken, Audi’nin elektrikli tasarım dilinin bu segmentte nasıl şekilleneceğine dair ilk ipuçlarını da sunuyor.

Continue Reading

Otomotiv Sektörü

Otomotivde Finansman Koşulları Pazar Gerçeklerinin Gerisinde Kaldı!  

Türkiye otomotiv sektöründe fiyatlar son yıllarda hızlı bir yükseliş gösterirken, taşıt kredisi limitlerinin aynı paralelde güncellenmemesi sektörde ciddi bir finansman uyumsuzluğu yaratıyor. Pazar gerçekleri ile mevcut kredi sistemi arasındaki makasın iyiden iyiye açıldığını belirten Otomerkezi.net CEO’su Muhammed Ali Karakaş, taşıt kredisi limitlerinin günümüz fiyat seviyelerine uygun şekilde yeniden düzenlenmesi gerektiğini vurguladı.

Ülkemizde satılan baz donanımlı yerli modeller hariç tutulduğunda artık ortalama bir otomobil fiyatı sıfır kilometre pazarında 2 milyon TL seviyesinden başlıyor. Ne var ki kredi sisteminde uygulanan mevcut limitler, bu fiyat aralığındaki araçlar için finansman kullanımını fiilen işlevsiz hale getirdi. Kredi oranlarının toplam araç bedelinin oldukça küçük bir kısmına karşılık gelmesi, tüketicinin satın alma kararını doğrudan etkiliyor.

Satış süreçleri uzuyor, talep erteleniyor 

Otomerkezi.net’in her ay düzenli olarak gerçekleştirdiği saha araştırmalarına göre gözlemlenen nihai tablo, kredi limitlerinin piyasa dinamiklerine ayak uyduramadığını açık şekilde ortaya koydu. Krediye güvenerek araç almayı planlayan tüketiciler satın alma kararını erteliyor; peşinat oranları birçok müşteri için erişilemez seviyelere çıkıyor. Bu durum satış süreçlerini uzatırken, markaların da fiyatlama stratejilerini kredi dilimlerine göre şekillendirmesine neden oluyor. Nitekim bazı modellerin 1.999.000 TL seviyesinde konumlandırılması, mevcut kredi baremlerine uyum sağlama çabasının bir göstergesi olarak dikkat çekiyor.

Finansmanın otomotiv sektöründe yalnızca bir ödeme yöntemi değil, aynı zamanda talep dengesi ve satış hacmi üzerinde belirleyici bir unsur olduğunu ifade eden Otomerkezi.net CEO’su Muhammed Ali Karakaş, kredi limitlerindeki güncellemenin sektörel denge açısından kritik rol oynayacağını belirtti.

“Finansman koşullarında güncelleme gereklilik halini aldı”

Otomerkezi.net CEO’su Muhammed Ali Karakaş konuya ilişkin olarak “Finansman, otomotiv sektörünün en kritik yapı taşlarından biridir. Mevcut kredi limitlerinin günümüz fiyat seviyelerine uygun şekilde güncellenmesi artık bir ihtiyaçtan öte, bir gereklilik haline geldi. Hem tüketicinin erişimi hem de sektörün sürdürülebilir büyümesi için bu adımın atılması büyük önem taşımakta. Krediyle ilgili kapsamlı düzenlemelerin en son 4 yıl önce gerçekleştiğini ve artık güncelliği kalmadığını belirtmek istiyoruz.” değerlendirmesinde bulundu. 

Diğer yandan Karakaş’a göre limitlerin güncellenmesi; tüketicinin finansmana erişimini kolaylaştıracak, satış adetlerinde artışa ve daralmanın azalmasına katkı sağlayacak, kayıtlı ve sağlıklı finansman sistemini güçlendirecek ve bankacılık sistemi ile otomotiv sektörü arasındaki dengeyi yeniden kuracak.

Sektörde sürdürülebilir büyüme için kritik

Türkiye otomotiv pazarı, hem sıfır hem ikinci el segmentte güçlü bir talep potansiyeline sahip. Karakaş, potansiyele rağmen en büyük problemin finansman koşulları olduğunu aktarırken “Ancak mevcut finansman yapısı, bu potansiyelin tam anlamıyla realize edilmesini zorlaştırıyor. Özellikle orta gelir grubunun araç erişiminde kredi en önemli enstrüman olarak öne çıkarken, limitlerin güncel fiyat seviyelerine göre revize edilmemesi piyasa daralmasını tetikleyebiliyor.” ifadelerine yer verdi. Sektör temsilcileri, finansman sisteminin piyasa koşullarına uyumlu hale getirilmesinin hem tüketici güveni hem de ticari sürdürülebilirlik açısından önem taşıdığı görüşünde birleşiyor. Taşıt kredisi limitlerinin güncellenmesi yalnızca satış adetlerini değil, sektörün genel ekonomik dengedeki rolünü de doğrudan etkileyecek bir adım olarak değerlendiriliyor.

Continue Reading

Popüler