Connect with us

Elektrikli Otomobiller

Yeni BMW iX3 ve MINI JCW , IAA Mobility 2025’te Tanıtılacak

BMW, MINI ve BMW Motorrad markalarının üreticisi BMW Group, 9 – 14 Eylül tarihleri arasında Münih’te düzenlenecek IAA Mobility fuarında elektrifikasyon, dijitalleşme ve döngüsel ekonomi temalarını öne çıkartacak. Otomobil tutkunlarının merakla beklediği fuarda BMW, Neue Klasse’nin ilk seri üretim modeli olan Yeni BMW iX3’ü tanıtacak; MINI ise Deus Ex Machina iş birliğiyle geliştirdiği iki özel John Cooper Works konsept modelini sahneye çıkaracak. Sürdürülebilirlik, fuarın ana odağını oluştururken elektrikli güç üniteleri, ikincil materyal kullanımı ve verimlilik odaklı tasarımlar BMW Group’un çevre dostu mobilite vizyonunu vurgulayacak.

Yeni BMW iX3: Neue Klasse ile Geleceğin Tamamen Elektrikli SAV’ı

BMW’de yeni bir dönemin başlangıcı olan Neue Klasse’nin ilk temsilcisi Yeni BMW iX3, sürüş deneyimi, tasarım ve teknolojide tüm ürün yelpazesine ilham olacak tamamen elektrikli bir SAV (Sport Activity Vehicle) olarak yollara çıkıyor.

BMW Group Yönetim Kurulu Başkanı Oliver Zipse yaptığı değerlendirmede Neue Klasse’nin BMW Group’un geleceğe yönelik en büyük ve en iddialı projesi olduğunu belirterek; “Bu projeyle birlikte sadece yeni bir otomobil neslini değil, aynı zamanda tamamen yeni bir teknoloji platformunu hayata geçiriyoruz. Elektrifikasyon, dijitalleşme ve döngüsel ekonomi alanlarında attığımız adımlar, sektörümüzde çıtayı yeniden belirleyecek. Yeni BMW iX3, bu vizyonun ilk somut örneği olarak yalnızca modern tasarımı ve etkileyici sürüş dinamikleriyle değil, aynı zamanda sürdürülebilir üretim anlayışıyla da fark yaratıyor. Müşterilerimize daha verimli, daha bağlantılı ve daha çevre dostu bir mobilite deneyimi sunarken, aynı zamanda BMW markasının köklü değerlerini geleceğe taşıyoruz. Neue Klasse ile BMW, bir çağın kapanıp yeni bir çağın başladığı noktada duruyor. Yeni BMW iX3’ün, bu yolculuğun başlangıç işareti ve bizi daha da ileriye taşıyacak güçlü bir dönüm noktası olduğuna inanıyoruz.” dedi.

  • Neue Klasse ile Yeni BMW iX3: Geleceğe Açılan Kapı

Altıncı nesil BMW eDrive teknolojisiyle donatılan otomobil, 108,7 kWh’lik silindirik hücreli batarya sayesinde 805 kilometreye (WLTP) kadar menzil sunuyor. 400 kW ultra hızlı şarj kapasitesiyle 10 dakikada 372 kilometreye kadar menzil sağlanırken, çift yönlü şarj (V2L, V2H, V2G) özelliği aracı mobil bir güç bankasına dönüştürüyor. Yeni BMW iX3 50 xDrive versiyonu, 345 kW/469 hp güç ve 645 Nm tork ile 0-100 km/s hızlanmayı 4,9 saniyede tamamlıyor. Elektrikli motorlar (arkada EESM, önde ASM), enerji kayıplarını yüzde 40 azaltarak verimliliği artırıyor.

Aracın “dört süperbeyin” elektronik mimarisi, dört yüksek performanslı bilgisayar üzerinden 20 kat daha yüksek işlem gücü sunuyor. Bu yapı, zonal elektrik mimarisiyle kablo karmaşasını azaltarak yazılım tanımlı araç konseptini temel alıyor. Heart of Joy sistemi, sürüş dinamiklerini elektrikli mükemmelliğe taşırken, Soft Stop teknolojisi günlük frenlerin yüzde 98’ini rejeneratif enerjiyle gerçekleştirerek en yumuşak duruşu sağlıyor. Otonom sürüş için yeni Otoyol & Şehir Asistanı, Park Asistanı ve dünyada ilk kez sunulan simbiyotik frenler, konfor ve güvenliği artırıyor.

  • Heart of Joy: Saf Sürüş Keyfi Yeni Bir Boyuta Taşınıyor

Neue Klasse’nin yenilikçi elektronik mimarisinde yer alan dört “süperbeyin”den biri olan Heart of Joy, aktarma organları ve sürüş dinamiklerini kusursuzca yöneten yüksek performanslı bir kontrol ünitesi olarak öne çıkıyor. Bu ileri teknoloji ünite; aktarma sistemi, frenler, enerji geri kazanımı ve direksiyon fonksiyonlarını koordine ederek, geleneksel kontrol birimlerinden on kat daha hızlı işlem kapasitesi sunuyor.

Heart of Joy’un üstün çekiş kabiliyeti ve BMW tarihindeki en yumuşak duruşu sağlayan eşsiz Soft Stop işlevi, aktarma organları, fren sistemi ve enerji geri kazanımının entegre yönetimiyle Yeni BMW iX3’ün verimliliğini zirveye taşıyor. Günlük sürüşte gerçekleştirilen frenleme manevralarının %98’i, sürtünmeli frenlere ihtiyaç duyulmadan yalnızca enerji geri kazanımıyla tamamlanıyor.

Bununla birlikte, Yeni BMW iX3; sürücü destek sistemleriyle entegre çalışan Symbiotic Drive özelliğiyle bambaşka bir sürüş deneyimi sunuyor. Sürücünün hızlanma, frenleme veya direksiyon hareketleri, yapay zekâ destekli yazılım sayesinde sezgisel ve akıcı bir şekilde entegre ediliyor.

Sonuç olarak, Saf Sürüş Keyfi’ni yeniden tanımlayan benzersiz ve unutulmaz bir deneyim ortaya çıkıyor.

  • Tasarımda Sade, Zamansız ve Güçlü Bir Duruş

BMW’nin yeni tasarım dilini yollara taşıyan ilk model olan Yeni BMW iX3, güçlü yüzey geometrileri, dikey böbrek ızgaraları ve krom yerine ışıkla tanımlanan far imzası ile modern duruşunu vurguluyor. Aerodinamik optimizasyonla Cd (sürtünme katsayısı) 0,24’e inen Yeni BMW iX3’ün iç mekânında kokpit çizgileri kapı panellerine akarak bütünsel bir alan yaratırken; geniş cam yüzeyler ve panoramik tavan ekstra ferahlık sağlıyor.

  • Dijitalleşmede Yeni Standart: BMW Panoramic iDrive

BMW Panoramic iDrive, dijital işlevler ile fiziksel kontroller arasındaki kusursuz uyumuyla, BMW’nin ikonik “eller direksiyonda, gözler yolda” felsefesini daha da ileriye taşıyor. Kabinde fiziksel düğmeler korunurken, çok sayıda fonksiyon dokunmatik ekran, sesli komutlar ve çok işlevli direksiyon üzerinden optimize edilerek maksimum verimlilik sunuyor.

Geliştirilmiş BMW Akıllı Kişisel Asistan (BMW Intelligent Personal Assistant), iki yeni ses seçeneği, BMW Panoramic Vision ile uyumlu yenilenmiş bir arayüz, proaktif sürücü önerileri ve kişiselleştirilebilir rutinlerle dikkat çekiyor. Gelecekte, daha doğal ve sezgisel sesli etkileşimler için “Large Language Model” (LLM) teknolojisi aşamalı olarak sisteme entegre edilecek.

BMW Panoramic iDrive, dört temel bileşenin eşsiz birleşimiyle öne çıkan bir görüntüleme ve kontrol deneyimi sunuyor. A sütunundan A sütununa uzanan BMW Panoramic Vision, temel sürüş bilgilerini sürücünün görüş alanına yansıtarak kişiselleştirilebilir içeriklerle tamamlanıyor. Üstte yer alan BMW 3D Head-Up Display, entegre navigasyon ve otonom sürüş verilerini mekânsal derinlik ile sunarken, serbest kesim tasarımlı Merkezi Ekran matris arka aydınlatma teknolojisiyle direksiyonun yanına ergonomik bir şekilde konumlandırılıyor. Sürücü tarafında dikey yerleşimli widget’lar, QuickSelect teknolojisiyle sık kullanılan işlevlere anında erişim sağlıyor. Yeni çok işlevli direksiyon ise kabartmalı yüzeyi, dokunsal geri bildirim sunan düğme panelleri ve zarif aydınlatma detaylarıyla sürücü ile otomobil arasında sezgisel bir bağ kuruyor.

BMW Panoramic iDrive’ın çekirdeğinde, yenilikçi BMW İşletim Sistemi X bulunuyor. Bu sistem, BMW ID ile geniş kişiselleştirme seçenekleri, akıllı sürücü destek sistemleri, çok yönlü dijital işlevler, My BMW App üzerinden kapsamlı bağlantı özellikleri ve BMW Remote Software Update ile sürekli güncellenen güçlü bir dijital altyapı sunuyor.

  • Döngüsel Ekonomi ve Sürdürülebilirlik

Yeni BMW iX3, selefine kıyasla yaşam döngüsü boyunca yüzde 34 daha düşük CO₂ emisyonuyla çevresel etkiyi azaltıyor. Debrecen’deki fabrikada tamamen fosil yakıtsız enerjiyle üretilen otomobil, ikincil materyallerin yaklaşık üçte birini kullanıyor. Yüksek geri dönüşüm oranı, kolay sökülebilir tasarım ve malzeme seçimi (örneğin yüzde 100 geri dönüştürülmüş polyester iplikler, Econeer koltuklar) döngüsel ekonomi vizyonunu güçlendiriyor. Batarya hücrelerinde yüzde 50 ikincil nikel, kobalt ve lityum kullanılıyor; geri dönüşüm ortaklıkları SK ile kapalı döngü sağlanıyor. Aerodinamik ve verimlilik iyileştirmeleri sayesinde Yeni BMW iX3, Avrupa elektrik karışımıyla 21.500 km’de benzinli muadillerinden daha düşük emisyonlu hale geliyor. Bu özellikler, fuarın “Döngüsel” temasını doğrudan yansıtarak BMW Group’un tedarik zincirinden ürün sonuna kadar sürdürülebilirlik odaklı stratejisini somutlaştırıyor.

MINI JCW x Deus Ex Machina: İki Felsefe, İki Otomobil, Tek Tutku

MINI’nin Deus Ex Machina ile iş birliği, IAA Mobility 2025’in en dikkat çekici sürprizlerinden biri olacak. İki konsept John Cooper Works modeli, MINI’nin motorsporları mirasını ve kişiselleştirme kültürünü yeniden yorumlayarak dikkatleri üzerine çekecek.

Elektrikli “The Skeg” ve içten yanmalı “The Machina”, fuarın sürdürülebilirlik temasına katkı sağlarken; özellikle The Skeg’in elektrikli yapısı (190 kW/258 hp) ve ağırlığı yüzde 15 azaltan fiberglass panelleri, enerji verimliliğini artırarak çevresel etkiyi minimize ediyor. İçten yanmalı versiyon ise 170 kW/231 hp gücündeki motoruyla performans odaklı bir deneyim sunuyor. Her iki otomobil, büyük beyaz “X” çatı grafiğiyle iş birliğini simgeliyor ve motor sporları ile yaşam tarzı kültürünü birleştiriyor.

  • Holger Hampf’tan MINI JCW x Deus Tasarım Felsefesi

MINI Tasarım Başkanı Holger Hampf, ilham kaynağını şöyle anlatıyor: “Bu olağanüstü iş birliğinde, MINI’nin motorsporları tarihini ve başarılarını hatırlatan iki otomobil sergiliyoruz. Her detay, zanaatkâr titizliğiyle ve ustalıkla işlendi. Bu sayede özgün tasarım dili ve grafik kullanımıyla birbirine bağlı benzersiz karakterler ortaya çıktı. Otomobiller ham ve el yapımı bir yaklaşımla ‘kusursuzluğun güzelliğini’ kutluyor; parlaklık yerine özgünlük ön planda. Görünür dikişler, çarpıcı anahtarlar ve geleneksel kollar kokpitin mekanik karakterini vurguluyor. Dış tasarımda sayılar, geometrik unsurlar ve parlak renkler, MINI’nin yarış tarihine saygı duruşu niteliğinde.”

  • Elektrikli “The Skeg”: Sörf Kültürüyle Buluşma

Elektrikli “The Skeg”, sörf kültüründen esinlenerek minimal tasarlandı. Vivid sarı ve gümüş gövde, yarı şeffaf fiberglass paneller (yüzde 15 ağırlık azaltımı, sürdürülebilir verimlilik için) ve Flex Tip Surf Spoiler (dalga konturlarını taklit ederek hava akışını optimize eder) ile dikkat çekiyor. Gerilim kayışları, sörf tahtası taşıma ritüelini yansıtırken, aydınlatmalı sekizgen ön ızgara çerçevesi ve tavan spoyleri silueti keskinleştiriyor.

İç mekânda analog kontroller, neopren koltuk kaplamaları (su itici ve konforlu) ve sörf tahtası yapısına benzer ön panel, sadelik ve fonksiyonelliği birleştiriyor. Fiberglass tepsiler ise ıslak mayo depolama gibi pratik detaylarla sahil yaşam tarzını araca entegre ediyor.

  • İçten Yanmalı “The Machina”: Saf Yarış Ruhu

İçten yanmalı “The Machina”, MINI’nin saf yarış ruhunu taşıyor. Kırmızı-beyaz-siyah renk paleti, geniş çamurluklar, Nürburgring Nordschleife esintili yarış difüzörü ve Can-Am tarzı spoyler, MINI JCW’nin yarış DNA’sını yansıtıyor.

İç mekânda 5 noktalı emniyet kemerleri, ham alüminyum zemin plakaları (hafif ve dayanıklı) ve mumlu kumaş ön panel, ağırlık tasarrufu sağlayarak performansı artırıyor. Her iki modelde de görünür dikişler ve geleneksel kollar mekanik karakteri vurgularken; dış grafikler (sayılar ve geometrik şekiller) ve takla kafesi MINI’nin yarışçı geçmişine saygı duruşu niteliğinde.

  • Sürdürülebilirlik ve Malzeme Kullanımı

The Skeg’in fiberglass panelleri ve The Machina’nın alüminyum bileşenleri, ağırlık tasarrufu ve verimlilik sağlayarak sürdürülebilirliği destekliyor. Bu malzeme seçimleri, fuarın döngüsel ekonomi temasını yansıtarak kaynak tasarrufuna katkıda bulunuyor. Ayrıca, The Skeg’in elektrikli yapısı emisyonları sıfıra indirerek çevresel etkiyi minimize ediyor.

  • MINI X DEUS Yaşam Tarzı Koleksiyonu

MINI x DEUS yaşam tarzı koleksiyonu, Münih’te bulunan MINI Pavillon’da ve seçili satış noktalarında tanıtılacak. Koleksiyon, yüksek kaliteli materyaller ve hikâye anlatımıyla motor sporları kültürünü modern giyimle buluşturuyor.

Continue Reading
Tıkla Yorum Yap

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Elektrikli Otomobiller

Hyundai UEFA Champions League’in Resmi Otomotiv Partneri Oldu

Hyundai, 2026/27 sezonunda başlayacak ve uzun yıllar devam edecek iş birliği kapsamında UEFA Champions League’in Resmi Otomotiv Partneri oldu. Avrupa kulüp futbolunun standartlarını belirleyen UEFA Champions League, futbolun en iyilerini bir araya getiriyor ve Hyundai de kendi sektöründe aynı yüksek standartları benimsiyor.

Avrupalı müşteriler için Avrupa’da tasarlanan IONIQ 3, Hyundai’ın 2026/27 sezonunda Avrupa’da tanıtacağı beş önemli modelin ilki ve markayı bu iş birliğinde temsil edecek ilk model olacak.

Hyundai, UEFA Champions League’in Resmi Otomotiv Partneri olduğunu ve bu kapsamda uzun yıllar sürecek bir anlaşmaya imza attığını duyurdu. Hyundai’ın Avrupa kulüp futbolunun en üst seviyesine olan bağlılığını ortaya koyan iş birliği, 2026/27 sezonunda başlayarak 2030/31 sezonunun sonuna kadar devam edecek.

Futbol, Hyundai için oldukça tanıdık bir alan. Yaklaşık 30 yıldır dünyanın en büyük uluslararası turnuvalarından farklı ülkelerdeki kulüp ve federasyonlara kadar futbolu en üst seviyede destekleyen Hyundai, UEFA Champions League ile bu bağlılığını Avrupa kulüp futbolunun zirvesine taşıyor.

UEFA Champions League ile Hyundai arasındaki benzerlikler, sahip oldukları ölçeğin çok daha ötesine uzanıyor. Bu organizasyonda mücadele eden takımlar, dünyanın dört bir yanından gelen yetenekleri bir araya getirerek Avrupa’nın en üst seviyesinde rekabet ediyor.

Hyundai de Avrupa’da araçlar tasarlıyor, geliştiriyor ve üretiyor; modellerini kıta genelinde satışa sunuyor. Böylece faaliyetleri açısından tartışmasız biçimde Avrupalı, etkileri bakımından ise uluslararası iki organizasyon bir araya geliyor.

Hyundai Motor Company Başkanı ve CEO’su José Muñoz, iş birliğiyle ilgili olarak şunları söyledi: “Futbol, yaklaşık 30 yıldır Hyundai’ın bir parçası. Dilleri, sınırları ve nesilleri aşarak insanları başka çok az şeyin başarabileceği kadar güçlü bir biçimde bir araya getiriyor. UEFA Champions League, her hafta Avrupa’nın en tutkulu taraftarlarının karşısında oynanan, dünyanın en iyi kulüp futbolu organizasyonu. Hyundai’nin bu yaz Dünya Kupası’nda gerçekleştirdiği çalışmaların ardından UEFA Champions League, güzel tasarımlara ve taraftarların seveceği özelliklere sahip araçlarımızı sergilemek için ideal bir platform sunuyor. Madridliyim ve bu nedenle bu organizasyonu hayatım boyunca takip ettim. Avrupa genelindeki taraftarlarla bir araya gelecek olmaktan kişisel olarak da büyük heyecan duyuyorum. Futbolun güzelliğini Hyundai ile kutlamak için harika bir dönemdeyiz”.

Hyundai, “İnsanlık için İlerleme” marka vizyonu doğrultusunda fırsatları genişletmeyi ve toplum için daha kapsayıcı bir geleceğe katkıda bulunmayı hedefliyor. UEFA ile Avrupa Futbol Kulüpleri’nin ortak girişimi olan UC3 ile gerçekleştirilen bu iş birliği kapsamında Hyundai; UEFA Champions League’in gücünü ve mobilite çözümlerini kullanarak Avrupa genelinde farklı kültürlerden ve topluluklardan insanları bir araya getirmeyi amaçlıyor. Hyundai, milyonlarca futbolseveri buluştururken toplum üzerinde olumlu bir etki yaratmayı da hedefliyor.

Hyundai Motor Avrupa Başkanı ve CEO’su Xavier Martinet ise şunları söyledi: “UEFA Champions League ve Hyundai; ilerleme, performans ve insanları bir araya getirme hedefiyle hareket ediyor. Bu iş birliğine bugüne kadarki en güçlü ürün gamımızla adım atıyoruz. IONIQ 3, bu sezon Avrupa’da satışa sunacağımız beş yeni modelin ilki. Bölgedeki müşterilerimiz için tasarlanıp geliştirilen IONIQ 3, geleceğin ürün gamımıza öncülük edecek modelimiz”.

UEFA Champions League, dünya genelinde yaklaşık her üç kişiden birinin ilgi gösterdiği ve dünyada en çok izlenen yıllık kulüp futbolu organizasyonu olarak öne çıkıyor. 36 kulübün mücadele ettiği turnuva, tutkulu futbolseverlerden oluşan geniş bir kitleyle iletişim kurmak için önemli bir platform sunuyor. Aynı zamanda Hyundai’nin robotik ve fiziksel yapay zekâdan yazılım teknolojilerine ve Avrupalı müşterilere özel akıllı mobilite çözümlerine uzanan gelecek vizyonunu aktarmasına imkân tanıyor.

Hyundai, 30 yılı aşkın süredir Avrupa’da güçlü bir varlığa sahip küresel bir marka olarak faaliyet gösteriyor. Markanın Almanya’nın Rüsselsheim kentindeki Avrupa Teknik Merkezi, Hyundai modellerinin geliştirme ve mühendislik çalışmalarını yürütürken aynı tesiste bulunan Avrupa Tasarım Merkezi de araçların görsel tasarımını ve kimliğini şekillendiriyor. Üretim faaliyetleri Çekya ve Türkiye’deki fabrikalarda gerçekleştirilirken Hyundai modelleri, 42 Avrupa ülkesindeki 2.000’den fazla satış ve satış sonrası hizmet noktası aracılığıyla müşterilerle buluşuyor. Hyundai’ın tasarım, mühendislik, üretim ve iş ortağı ağı, her gün müşterilere ve taraftarlara hizmet sunuyor.

IONIQ 3 Sahaya Çıkıyor.

Avrupalı müşteriler için Avrupa’da tasarlanan tamamen elektrikli IONIQ 3, Hyundai’ın bu iş birliğindeki ilk temsilcisi olacak. Bu yıl Milano Tasarım Haftası’nda dünya prömiyerini gerçekleştiren kompakt hatchback model, Ağustos ayında üretimin başlamasıyla birlikte Hyundai’ın İzmit Fabrikası’nda üretilen ilk bataryalı elektrikli araç oldu. IONIQ 3 aynı zamanda Hyundai’ın 2026/27 sezonunda Avrupa’da satışa sunacağı beş önemli yeni modelin ilkini oluşturuyor.

Hyundai, IONIQ 3 ile Avrupa’nın rekabetin en yoğun olduğu kompakt sınıfına, Avrupalı müşterilerin ihtiyaçlarına cevap veren sınıfının öncüsü özelliklerle giriş yapıyor. IONIQ 3’ün Aero Hatch gövde yapısı, 0,263 Cd’lik hava sürtünme katsayısı ve 497 kilometreye varan WLTP menziliyle sınıfının öncüsü verimlilik ve menzil sunmak üzere geliştirildi. 441 litrelik bagaj hacmi, sınıfının en geniş iç mekânı, Hyundai’ın en yeni PLEOS Connect bilgi-eğlence sistemini içeren segmentinin öncüsü 14,6 inçlik ekranı ve güçlü fiyat-değer dengesiyle IONIQ 3, Hyundai’ın elektrikli mobiliteyi Avrupalı müşterileri için daha erişilebilir hâle getirme kararlılığını temsil ediyor.

Hyundai’ın ürün gamı; bataryalı elektrikli, hibrit, şarj edilebilir hibrit, hidrojen yakıt hücreli elektrikli ve içten yanmalı motor seçeneklerini kapsıyor. Bu geniş ürün yelpazesi, müşterilerin araç sahibi olma ve araçlarını kullanma biçimleri göz önünde bulundurularak şekillendiriliyor.

IONIQ 3, Hyundai’ın elektrikli mobilite alanındaki kapsamlı çalışmalarını ortaya koyan önemli ödüllerle güçlenen Avrupa’daki EV başarısını daha ileriye taşıyor. Hyundai INSTER, 2025 Dünyada Yılın Elektrikli Otomobili seçilirken IONIQ 9 ise Almanya’da 2026 Yılının Premium Otomobili unvanına layık görüldü.

Hyundai’ın müşteri odaklı yaklaşımı, markanın UEFA Champions League’in Resmi Otomotiv Partneri olarak imza attığı yeni iş birliğinin de temelini oluşturuyor.

UC3 Eş Genel Müdürü Guy-Laurent Epstein ise iş birliğiyle ilgili olarak şunları söyledi: “Hyundai’yi UEFA Champions League’in resmi partnerleri arasında görmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Hyundai, futbolu en üst seviyede destekleme konusunda köklü bir geçmişe ve futbolun insanları bir araya getirme gücüne yönelik güçlü bir inanca sahip. Önümüzdeki yıllarda bu ortak hedefi dünyanın dört bir yanındaki taraftarlar için hayata geçirecek bir iş birliği geliştirmeyi sabırsızlıkla bekliyoruz”.

Continue Reading

Elektrikli Otomobiller

Test Sürüşü: Yeni Renault 5 E-Tech – Retro Genler, %100 Elektrikli Şehir Canavarı

1970’lerin ikonik Fransız pop efsanesi Renault 5, elektrik devriminin tam kalbinde Renault 5 E-Tech adıyla yeniden doğdu. e-carturkiye.com direksiyonunda bu kez sadece nostaljik bir tasarım nesnesi değil, B segmentinin tüm sürüş ezberlerini bozan %100 elektrikli bir hot-hatch duruyor.

Efsanenin Yeniden Doğuşu: Tasarımda Nostalji Şovu

Yeni Renault 5 E-Tech, 1972’deki orijinal modelin ve unutulmaz R5 Turbo’nun kaslı çamurluk hatlarını günümüz retro-futurist diliyle buluşturuyor. Motor kaputunun üzerindeki ikonik hava girişi, artık şarj seviyesini gösteren dijital bir “5” paneline dönüşmüş. 3,92 metre uzunluğuyla şehir içinde son derece kıvrak boyutlara sahip olan araç, 326 litrelik bagaj hacmiyle de sınıf standartlarının üzerine çıkıyor.

Mühendislik Harikası: AmpR Small Platformu

Renault 5 E-Tech, grubun en yeni AmpR Small (eski adıyla CMF-B EV) platformu üzerine inşa edilen ilk model. Alçak ağırlık merkezi, aks köşelerine itilmiş 18 inç jantlar ve hepsinden önemlisi B segmentinde eşine az rastlanan çok kollu (multi-link) arka süspansiyon altyapısı, otomobile rakipsiz bir viraj kararlılığı kazandırıyor.

Peki bu mimariyi başka kimler kullanıyor?

Renault Group’un bu modüler elektrikli platformunu; yüksek performanslı kardeşi Alpine A290 ve yeni nesil Nissan Micra EV gibi merakla beklenen modeller de paylaşıyor.

Teknik Özellikler ve Performans Verileri

Özellik Comfort Range (52 kWh) Urban Range (40 kWh)
Motor Gücü 150 HP (110 kW) / 245 Nm 120 HP (90 kW) / 225 Nm
WLTP Menzili ~400 – 410 km ~300 km
DC Hızlı Şarj (CCS) 100 kW DC (%15-%80: 30 dk) 80 kW DC (%15-%80: 31 dk)
AC Şarj (Çift Yönlü) 11 kW AC (V2L & V2G Destekli) 11 kW AC (V2L Destekli)
0-100 km/s Hızlanma < 8,0 Saniye ~9,0 Saniye

Kokpitte Yüksek Teknoloji: Reno Avatarı ve Çift Yönlü Şarj

Kabine adım attığınızda iki adet 10 inçlik yüksek çözünürlüklü OpenR Link ekran dikkat çekiyor. Dahili Google mimarisi ve ChatGPT destekli akıllı dijital asistan “Reno”, rotanızdaki şarj duraklarını batarya ön ısıtmasını da hesaba katarak otomatik planlıyor.

Aracın en büyük kozlarından biri ise V2L (Vehicle-to-Load) teknolojisi. Renault 5, 3.6 kW’a kadar dışarıya enerji vererek kamp alanında kahve makinenizi veya elektrikli cihazlarınızı doğrudan çalıştırabilen devasa bir güç bankasına dönüşüyor.

Direksiyonda Saf Eğlence

10,3 metrelik dönüş çapı ve 13,7’lik direkt direksiyon oranı sayesinde şehir içi manevraları inanılmaz pratik. Sport modunda 245 Nm anlık tork, 150 HP güç ile birleşerek ışıklarda sürpriz bir ivmelenme sunuyor. Bağımsız arka süspansiyon sayesinde sert virajlarda dahi izinden çıkmayan araç, B segmentinde uzun zamandır özlediğimiz o dinamik “go-kart” sürüş hissini %100 elektrik sessizliğiyle harmanlıyor.

Renault 5 E-Tech, sadece rasyonel bir şehir elektriklisi değil; tasarımıyla tutku uyandıran, sürüşüyle heyecan veren bir karakter ikonu. Elektrikli mobiliteye geçerken ruhu ve tarzı olan bir otomobil arayanlar için segmentinin yeni mihenk taşı.

Continue Reading

Elektrikli Otomobiller

Enerjisa Üretim’in Filoda Tercihi Kia

Türkiye’nin yenilenebilir enerji dönüşümüne öncülük eden Enerjisa Üretim, araç filosunu Kia EV3 ve Sportage modelleriyle güçlendirdi.

Yenilikçi ürün gamı, gelişmiş teknolojileri ve sürdürülebilir mobilite vizyonuyla dikkat çeken Kia, kurumsal filo alanındaki güçlü iş birliklerine yenilerini eklemeye devam ediyor. 1996’dan bu yana Türkiye’nin enerji dönüşümüne yön veren Enerjisa Üretim, filosunu Kia EV3 ve Sportage modelleriyle genişleterek operasyonel kapasitesini ve verimliliğini artırdı.

Enerjisa Üretim’in tercih ettiği karma filo yapısı, farklı operasyonel ihtiyaçlara yönelik esnek ve verimli bir çözüm sunuyor. Filoda yer alan Kia EV3 modelleri, şirketin sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlarken; Sportage modelleri ise üstün sürüş konforu, ileri teknolojileri ve çok yönlü kullanım özellikleriyle saha operasyonlarında yüksek performans sunuyor.

Dünyada “Yılın Otomobili” seçilen Kia EV3, şehir içi kullanımda 604 kilometreye varan menziliyle elektrikli mobilite alanında dikkat çekerken; Sportage ise modern tasarımı, geniş iç hacmi ve gelişmiş sürüş destek sistemleriyle kurumsal kullanıcıların beklentilerine güçlü bir şekilde yanıt veriyor.

Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Çelik Motor Genel Müdürü Şafak Savcı şunları söyledi: “Türkiye’nin enerji sektöründeki en güçlü markalarından biri Enerjisa Üretim’in Kia’yı tercih etmesinden büyük memnuniyet duyuyoruz. EV3 ve Sportage modellerimizin bir arada yer aldığı bu filo yatırımı, Kia’nın farklı ihtiyaçlara cevap verebilen geniş ürün gamının önemli bir göstergesidir. İş ortaklarımızın operasyonel verimlilik, maliyet optimizasyonu ve sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlamaya devam edeceğiz.”

Enerjisa Üretim’in tercihi, Kia’nın Türkiye kurumsal filo pazarındaki güçlü konumunu pekiştirirken, markanın farklı kullanım senaryolarına uygun çözümler sunabilen güvenilir bir mobilite ortağı olarak öne çıktığını bir kez daha ortaya koyuyor.

 

Continue Reading

Popüler