Elektrikli Otomobiller
Yeni BMW iX3 ve MINI JCW , IAA Mobility 2025’te Tanıtılacak


BMW, MINI ve BMW Motorrad markalarının üreticisi BMW Group, 9 – 14 Eylül tarihleri arasında Münih’te düzenlenecek IAA Mobility fuarında elektrifikasyon, dijitalleşme ve döngüsel ekonomi temalarını öne çıkartacak. Otomobil tutkunlarının merakla beklediği fuarda BMW, Neue Klasse’nin ilk seri üretim modeli olan Yeni BMW iX3’ü tanıtacak; MINI ise Deus Ex Machina iş birliğiyle geliştirdiği iki özel John Cooper Works konsept modelini sahneye çıkaracak. Sürdürülebilirlik, fuarın ana odağını oluştururken elektrikli güç üniteleri, ikincil materyal kullanımı ve verimlilik odaklı tasarımlar BMW Group’un çevre dostu mobilite vizyonunu vurgulayacak.
Yeni BMW iX3: Neue Klasse ile Geleceğin Tamamen Elektrikli SAV’ı
BMW’de yeni bir dönemin başlangıcı olan Neue Klasse’nin ilk temsilcisi Yeni BMW iX3, sürüş deneyimi, tasarım ve teknolojide tüm ürün yelpazesine ilham olacak tamamen elektrikli bir SAV (Sport Activity Vehicle) olarak yollara çıkıyor.
BMW Group Yönetim Kurulu Başkanı Oliver Zipse yaptığı değerlendirmede Neue Klasse’nin BMW Group’un geleceğe yönelik en büyük ve en iddialı projesi olduğunu belirterek; “Bu projeyle birlikte sadece yeni bir otomobil neslini değil, aynı zamanda tamamen yeni bir teknoloji platformunu hayata geçiriyoruz. Elektrifikasyon, dijitalleşme ve döngüsel ekonomi alanlarında attığımız adımlar, sektörümüzde çıtayı yeniden belirleyecek. Yeni BMW iX3, bu vizyonun ilk somut örneği olarak yalnızca modern tasarımı ve etkileyici sürüş dinamikleriyle değil, aynı zamanda sürdürülebilir üretim anlayışıyla da fark yaratıyor. Müşterilerimize daha verimli, daha bağlantılı ve daha çevre dostu bir mobilite deneyimi sunarken, aynı zamanda BMW markasının köklü değerlerini geleceğe taşıyoruz. Neue Klasse ile BMW, bir çağın kapanıp yeni bir çağın başladığı noktada duruyor. Yeni BMW iX3’ün, bu yolculuğun başlangıç işareti ve bizi daha da ileriye taşıyacak güçlü bir dönüm noktası olduğuna inanıyoruz.” dedi.


- Neue Klasse ile Yeni BMW iX3: Geleceğe Açılan Kapı
Altıncı nesil BMW eDrive teknolojisiyle donatılan otomobil, 108,7 kWh’lik silindirik hücreli batarya sayesinde 805 kilometreye (WLTP) kadar menzil sunuyor. 400 kW ultra hızlı şarj kapasitesiyle 10 dakikada 372 kilometreye kadar menzil sağlanırken, çift yönlü şarj (V2L, V2H, V2G) özelliği aracı mobil bir güç bankasına dönüştürüyor. Yeni BMW iX3 50 xDrive versiyonu, 345 kW/469 hp güç ve 645 Nm tork ile 0-100 km/s hızlanmayı 4,9 saniyede tamamlıyor. Elektrikli motorlar (arkada EESM, önde ASM), enerji kayıplarını yüzde 40 azaltarak verimliliği artırıyor.
Aracın “dört süperbeyin” elektronik mimarisi, dört yüksek performanslı bilgisayar üzerinden 20 kat daha yüksek işlem gücü sunuyor. Bu yapı, zonal elektrik mimarisiyle kablo karmaşasını azaltarak yazılım tanımlı araç konseptini temel alıyor. Heart of Joy sistemi, sürüş dinamiklerini elektrikli mükemmelliğe taşırken, Soft Stop teknolojisi günlük frenlerin yüzde 98’ini rejeneratif enerjiyle gerçekleştirerek en yumuşak duruşu sağlıyor. Otonom sürüş için yeni Otoyol & Şehir Asistanı, Park Asistanı ve dünyada ilk kez sunulan simbiyotik frenler, konfor ve güvenliği artırıyor.
- Heart of Joy: Saf Sürüş Keyfi Yeni Bir Boyuta Taşınıyor
Neue Klasse’nin yenilikçi elektronik mimarisinde yer alan dört “süperbeyin”den biri olan Heart of Joy, aktarma organları ve sürüş dinamiklerini kusursuzca yöneten yüksek performanslı bir kontrol ünitesi olarak öne çıkıyor. Bu ileri teknoloji ünite; aktarma sistemi, frenler, enerji geri kazanımı ve direksiyon fonksiyonlarını koordine ederek, geleneksel kontrol birimlerinden on kat daha hızlı işlem kapasitesi sunuyor.
Heart of Joy’un üstün çekiş kabiliyeti ve BMW tarihindeki en yumuşak duruşu sağlayan eşsiz Soft Stop işlevi, aktarma organları, fren sistemi ve enerji geri kazanımının entegre yönetimiyle Yeni BMW iX3’ün verimliliğini zirveye taşıyor. Günlük sürüşte gerçekleştirilen frenleme manevralarının %98’i, sürtünmeli frenlere ihtiyaç duyulmadan yalnızca enerji geri kazanımıyla tamamlanıyor.
Bununla birlikte, Yeni BMW iX3; sürücü destek sistemleriyle entegre çalışan Symbiotic Drive özelliğiyle bambaşka bir sürüş deneyimi sunuyor. Sürücünün hızlanma, frenleme veya direksiyon hareketleri, yapay zekâ destekli yazılım sayesinde sezgisel ve akıcı bir şekilde entegre ediliyor.
Sonuç olarak, Saf Sürüş Keyfi’ni yeniden tanımlayan benzersiz ve unutulmaz bir deneyim ortaya çıkıyor.


- Tasarımda Sade, Zamansız ve Güçlü Bir Duruş
BMW’nin yeni tasarım dilini yollara taşıyan ilk model olan Yeni BMW iX3, güçlü yüzey geometrileri, dikey böbrek ızgaraları ve krom yerine ışıkla tanımlanan far imzası ile modern duruşunu vurguluyor. Aerodinamik optimizasyonla Cd (sürtünme katsayısı) 0,24’e inen Yeni BMW iX3’ün iç mekânında kokpit çizgileri kapı panellerine akarak bütünsel bir alan yaratırken; geniş cam yüzeyler ve panoramik tavan ekstra ferahlık sağlıyor.
- Dijitalleşmede Yeni Standart: BMW Panoramic iDrive
BMW Panoramic iDrive, dijital işlevler ile fiziksel kontroller arasındaki kusursuz uyumuyla, BMW’nin ikonik “eller direksiyonda, gözler yolda” felsefesini daha da ileriye taşıyor. Kabinde fiziksel düğmeler korunurken, çok sayıda fonksiyon dokunmatik ekran, sesli komutlar ve çok işlevli direksiyon üzerinden optimize edilerek maksimum verimlilik sunuyor.
Geliştirilmiş BMW Akıllı Kişisel Asistan (BMW Intelligent Personal Assistant), iki yeni ses seçeneği, BMW Panoramic Vision ile uyumlu yenilenmiş bir arayüz, proaktif sürücü önerileri ve kişiselleştirilebilir rutinlerle dikkat çekiyor. Gelecekte, daha doğal ve sezgisel sesli etkileşimler için “Large Language Model” (LLM) teknolojisi aşamalı olarak sisteme entegre edilecek.
BMW Panoramic iDrive, dört temel bileşenin eşsiz birleşimiyle öne çıkan bir görüntüleme ve kontrol deneyimi sunuyor. A sütunundan A sütununa uzanan BMW Panoramic Vision, temel sürüş bilgilerini sürücünün görüş alanına yansıtarak kişiselleştirilebilir içeriklerle tamamlanıyor. Üstte yer alan BMW 3D Head-Up Display, entegre navigasyon ve otonom sürüş verilerini mekânsal derinlik ile sunarken, serbest kesim tasarımlı Merkezi Ekran matris arka aydınlatma teknolojisiyle direksiyonun yanına ergonomik bir şekilde konumlandırılıyor. Sürücü tarafında dikey yerleşimli widget’lar, QuickSelect teknolojisiyle sık kullanılan işlevlere anında erişim sağlıyor. Yeni çok işlevli direksiyon ise kabartmalı yüzeyi, dokunsal geri bildirim sunan düğme panelleri ve zarif aydınlatma detaylarıyla sürücü ile otomobil arasında sezgisel bir bağ kuruyor.
BMW Panoramic iDrive’ın çekirdeğinde, yenilikçi BMW İşletim Sistemi X bulunuyor. Bu sistem, BMW ID ile geniş kişiselleştirme seçenekleri, akıllı sürücü destek sistemleri, çok yönlü dijital işlevler, My BMW App üzerinden kapsamlı bağlantı özellikleri ve BMW Remote Software Update ile sürekli güncellenen güçlü bir dijital altyapı sunuyor.
- Döngüsel Ekonomi ve Sürdürülebilirlik
Yeni BMW iX3, selefine kıyasla yaşam döngüsü boyunca yüzde 34 daha düşük CO₂ emisyonuyla çevresel etkiyi azaltıyor. Debrecen’deki fabrikada tamamen fosil yakıtsız enerjiyle üretilen otomobil, ikincil materyallerin yaklaşık üçte birini kullanıyor. Yüksek geri dönüşüm oranı, kolay sökülebilir tasarım ve malzeme seçimi (örneğin yüzde 100 geri dönüştürülmüş polyester iplikler, Econeer koltuklar) döngüsel ekonomi vizyonunu güçlendiriyor. Batarya hücrelerinde yüzde 50 ikincil nikel, kobalt ve lityum kullanılıyor; geri dönüşüm ortaklıkları SK ile kapalı döngü sağlanıyor. Aerodinamik ve verimlilik iyileştirmeleri sayesinde Yeni BMW iX3, Avrupa elektrik karışımıyla 21.500 km’de benzinli muadillerinden daha düşük emisyonlu hale geliyor. Bu özellikler, fuarın “Döngüsel” temasını doğrudan yansıtarak BMW Group’un tedarik zincirinden ürün sonuna kadar sürdürülebilirlik odaklı stratejisini somutlaştırıyor.


MINI JCW x Deus Ex Machina: İki Felsefe, İki Otomobil, Tek Tutku
MINI’nin Deus Ex Machina ile iş birliği, IAA Mobility 2025’in en dikkat çekici sürprizlerinden biri olacak. İki konsept John Cooper Works modeli, MINI’nin motorsporları mirasını ve kişiselleştirme kültürünü yeniden yorumlayarak dikkatleri üzerine çekecek.
Elektrikli “The Skeg” ve içten yanmalı “The Machina”, fuarın sürdürülebilirlik temasına katkı sağlarken; özellikle The Skeg’in elektrikli yapısı (190 kW/258 hp) ve ağırlığı yüzde 15 azaltan fiberglass panelleri, enerji verimliliğini artırarak çevresel etkiyi minimize ediyor. İçten yanmalı versiyon ise 170 kW/231 hp gücündeki motoruyla performans odaklı bir deneyim sunuyor. Her iki otomobil, büyük beyaz “X” çatı grafiğiyle iş birliğini simgeliyor ve motor sporları ile yaşam tarzı kültürünü birleştiriyor.
- Holger Hampf’tan MINI JCW x Deus Tasarım Felsefesi
MINI Tasarım Başkanı Holger Hampf, ilham kaynağını şöyle anlatıyor: “Bu olağanüstü iş birliğinde, MINI’nin motorsporları tarihini ve başarılarını hatırlatan iki otomobil sergiliyoruz. Her detay, zanaatkâr titizliğiyle ve ustalıkla işlendi. Bu sayede özgün tasarım dili ve grafik kullanımıyla birbirine bağlı benzersiz karakterler ortaya çıktı. Otomobiller ham ve el yapımı bir yaklaşımla ‘kusursuzluğun güzelliğini’ kutluyor; parlaklık yerine özgünlük ön planda. Görünür dikişler, çarpıcı anahtarlar ve geleneksel kollar kokpitin mekanik karakterini vurguluyor. Dış tasarımda sayılar, geometrik unsurlar ve parlak renkler, MINI’nin yarış tarihine saygı duruşu niteliğinde.”
- Elektrikli “The Skeg”: Sörf Kültürüyle Buluşma
Elektrikli “The Skeg”, sörf kültüründen esinlenerek minimal tasarlandı. Vivid sarı ve gümüş gövde, yarı şeffaf fiberglass paneller (yüzde 15 ağırlık azaltımı, sürdürülebilir verimlilik için) ve Flex Tip Surf Spoiler (dalga konturlarını taklit ederek hava akışını optimize eder) ile dikkat çekiyor. Gerilim kayışları, sörf tahtası taşıma ritüelini yansıtırken, aydınlatmalı sekizgen ön ızgara çerçevesi ve tavan spoyleri silueti keskinleştiriyor.
İç mekânda analog kontroller, neopren koltuk kaplamaları (su itici ve konforlu) ve sörf tahtası yapısına benzer ön panel, sadelik ve fonksiyonelliği birleştiriyor. Fiberglass tepsiler ise ıslak mayo depolama gibi pratik detaylarla sahil yaşam tarzını araca entegre ediyor.
- İçten Yanmalı “The Machina”: Saf Yarış Ruhu
İçten yanmalı “The Machina”, MINI’nin saf yarış ruhunu taşıyor. Kırmızı-beyaz-siyah renk paleti, geniş çamurluklar, Nürburgring Nordschleife esintili yarış difüzörü ve Can-Am tarzı spoyler, MINI JCW’nin yarış DNA’sını yansıtıyor.
İç mekânda 5 noktalı emniyet kemerleri, ham alüminyum zemin plakaları (hafif ve dayanıklı) ve mumlu kumaş ön panel, ağırlık tasarrufu sağlayarak performansı artırıyor. Her iki modelde de görünür dikişler ve geleneksel kollar mekanik karakteri vurgularken; dış grafikler (sayılar ve geometrik şekiller) ve takla kafesi MINI’nin yarışçı geçmişine saygı duruşu niteliğinde.
- Sürdürülebilirlik ve Malzeme Kullanımı
The Skeg’in fiberglass panelleri ve The Machina’nın alüminyum bileşenleri, ağırlık tasarrufu ve verimlilik sağlayarak sürdürülebilirliği destekliyor. Bu malzeme seçimleri, fuarın döngüsel ekonomi temasını yansıtarak kaynak tasarrufuna katkıda bulunuyor. Ayrıca, The Skeg’in elektrikli yapısı emisyonları sıfıra indirerek çevresel etkiyi minimize ediyor.
- MINI X DEUS Yaşam Tarzı Koleksiyonu
MINI x DEUS yaşam tarzı koleksiyonu, Münih’te bulunan MINI Pavillon’da ve seçili satış noktalarında tanıtılacak. Koleksiyon, yüksek kaliteli materyaller ve hikâye anlatımıyla motor sporları kültürünü modern giyimle buluşturuyor.
Elektrikli Araçlar
Bir İkondan İlham Alan Performans: Yeni yüzde 100 Elektrikli Cayenne Coupé


Porsche, SUV segmentindeki standartları yeniden belirleyen model ailesini genişletmeye devam ediyor. 911’in genetik mirası ve ikonik “flyline” tasarım çizgisinden ilham alan yeni yüzde 100 Elektrikli Cayenne Coupé; üstün e-performans yeteneklerini, sportif hatlarıyla bir araya getiriyor.
911’den ilham alan karakteristik tavan çizgisi ile Yeni Cayenne Coupé Electric, 850 kW 1.156 PS gücüne ulaşan üç farklı model seçeneği sunuyor. 0,23 cd sürtünme katsayısı ile optimize edilen verimlilik ve artırılmış menzile sahip olan Cayenne Coupé, daha sportif bir duruş ve sürüş dinamikleri için opsiyonel Hafifletilmiş Spor Paket ile sunuluyor.
Yeni Cayenne Coupé modelleri, Porsche dünyasında “flyline” olarak tanımlanan ve markanın DNA’sını oluşturan 911 tavan çizgisini SUV formunda yeniden yorumluyor. A sütunundan itibaren tamamen kendine has bir tasarım kimliğine bürünen Coupé, aerodinamik yapısı ve geniş omuz çizgileriyle segmentinin en sportif duruşunu sergiliyor.


Verimlilik ve Aerodinamik Mükemmellik
Yeni modelin sportif tavan yapısı, sadece etkileyici bir görünüm sunmakla kalmıyor; hava direncini azaltarak teknik bir avantaja dönüştürüyor. 0,23 cd sürtünme katsayısına (SUV: 0,25) sahip olan %100 Elektrikli Cayenne Coupé, bu sayede WLTP karma menzilini SUV versiyonuna daha da artırarak ortalama 670 km şehir içi ise 809 km’ye kadar çıkarıyor. Porsche Aktif Aerodinamik (PAA) sistemi kapsamında sunulan hareketli soğutma hava kapakları ve adaptif arka spoyler, yüksek hız seviyesinde stabiliteyi maksimize ediyor.


Günlük Kullanım Kolaylığına Sahip Spor Otomobil
4.985 mm uzunluğa ve 1.980 mm genişliğe sahip olan model, SUV kardeşiyle benzer boyutları paylaşırken, 1.650 mm’lik yüksekliğiyle 24 mm daha alçak bir profil sergiliyor. Bu sportif oranlara rağmen, 534 litreden 1.347 litreye kadar genişleyen bagaj hacmi ve 90 litrelik ön bagaj alanı, modelin günlük kullanım kabiliyetinden ödün vermediğini kanıtlıyor. Ayrıca opsiyonel off-road paketi ile sunulan 3,5 tona kadar çekme kapasitesi, Cayenne Coupé’nin çok yönlü karakterini destekliyor.


Üç Farklı Güç Seçeneği ve 800 Volt Teknolojisi
Üç farklı versiyon, elektrikli performansın sınırlarını zorluyor:
Cayenne Coupé Electric: 300 kW (408 PS) güç, Launch Control ile 325 kW (442 PS) overboost gücü. 0-100 km/s hızlanma: 4,8 saniye.
Cayenne S Coupé Electric: 400 kW (544 PS) güç, Launch Control ile 490 kW (666 PS). 0-100 km/s hızlanma: 3,8 saniye.
Cayenne Turbo Coupé Electric: 630 kW (857 PS) güç, Launch Control ile 850 kW (1.156 PS) güç çıkışı. 0-100 km/s hızlanma: Sadece 2,5 saniye.
1.156 PS güce sahip Cayenne Turbo Coupe Electric, SUV formunda olduğu gibi Porsche’nin şu ana kadar ürettiği en güçlü seri otomobil olma ünvanına sahip oluyor. 800 volt teknolojisi sayesinde Cayenne Coupé Electric, uygun DC hızlı şarj istasyonlarında 390 kW’a şarj hızına ulaşabiliyor. Standart olarak 11 kW AC şarj alt yapısına sahip olan model de opsiyonel olarak 22 kW AC şarj gücü tercih edilebiliyor.
Sürüş Deneyimi Odaklı Lightweight Sport Paketi
İç mekanda sürücü odaklı “Porsche Sürücü Deneyimi” konseptini benimseyen model; dijital gösterge paneli, merkezi Flow Display ve opsiyonel yolcu ekranı ile modern bir dijital ekosistem sunuyor. Standart donanım listesinde yer alan sabit panoramik cam tavan ve Sport Chrono paketi, Coupé’nin prestijli kimliğini tamamlıyor.
Daha agresif bir sürüş karakteri arayanlar için sunulan Hafifletilmiş Sport paketi, aracın ağırlığını 17,6 kg’a kadar düşürüyor. Karbon tavan, 22 inç özel jantlar ve iç mekandaki ikonik Pepita desenli koltuklar, Porsche’nin yarış mirasını modern elektrikli çağ ile buluşturuyor.
Elektrikli Otomobiller
TESLA, FULL SELF-DRIVING (DENETİMLİ) ÖZELLİĞİNİ İLK KEZ AVRUPA’DA BİR ÜLKEDE KULLANIMA SUNUYOR


Elektrikli Otomobiller
Audi’den elektrikli dünyaya yeni giriş kapısı: A2 e-tron


Audi, kompakt sınıfta konumlanan tamamen elektrikli yeni model ailesi A2 e-tron ile premium elektrikli mobiliteye erişimi yeniden tanımlıyor. Ingolstadt’ta üretilecek ve 2026 sonbaharında dünya prömiyerini gerçekleştirecek model, markanın ürün gamını daha da gençleştirirken premium elektrikli mobiliteye erişimi genişletmeyi hedefliyor.
Audi, elektrikli dönüşüm sürecinde yeni bir model ailesini daha duyurdu. Markanın Yıllık Medya Konferansı’nda tanıtılan A2 e-tron, ürün gamında giriş seviyesinde konumlanarak elektrikli mobiliteye erişimi genişletmeyi hedefliyor. Kompakt sınıfta yer alan tamamen elektrikli model, verimlilik, dijital teknolojiler ve günlük kullanım ihtiyaçlarına odaklanıyor. İlk tasarım eskiziyle paylaşılan silüet ise Audi’nin bu segmentteki yeni tasarım yaklaşımına ilişkin ilk ipuçlarını ortaya koyuyor.
Kompakt premium segmentte yeni bir referans noktası
Kompakt elektrikli araçlara yönelik talep, özellikle büyük şehirlerde artmaya devam ediyor. Audi A2 e-tron, şehir içi kullanım, verimlilik ve dijital bağlantı özelliklerine önem veren kullanıcıların beklentileri dikkate alınarak geliştirildi. Kompakt boyutları, verimlilik odağı ve bağlantı çözümleriyle model, sürdürülebilirlik ve premium mobilite yaklaşımını bir araya getiriyor.
Modelin ismi, 25 yılı aşkın süre önce verimlilik ve hafif yapı yaklaşımıyla öne çıkan Audi A2’ye bilinçli bir gönderme niteliği taşıyor. A2 e-tron da bu yaklaşımı elektrikli mobilite çağının ihtiyaçları doğrultusunda yeniden yorumlayarak sürdürüyor. Audi, bu model ailesiyle müşterilerinin günlük yaşamda karşılık bulan, verimli, kompakt ve günlük kullanıma uygun bir elektrikli mobilite beklentisine yanıt vermeyi amaçlıyor. Aynı zamanda markanın elektrikli dünyasına geçişi daha erişilebilir hale getirmeyi hedefliyor.


Ingolstadt’ta üretilecek
A2 e-tron, Audi’nin Almanya’daki merkezi Ingolstadt’ta üretilecek bir diğer tamamen elektrikli model ailesi olacak. Bu karar, markanın Almanya ve Avrupa’daki üretim altyapısını elektrikli dönüşüm doğrultusunda geliştirme yaklaşımının bir parçası olarak öne çıkıyor. Yeni model ailesi, yalnızca ürün stratejisi açısından değil, aynı zamanda üretim altyapısının geleceği bakımından da önemli bir rol üstleniyor.
A2 e-tron, Audi açısından yalnızca ürün gamını tamamlayan yeni bir model ailesi olmanın ötesinde, Almanya’daki üretim yapılanması açısından da stratejik önem taşıyor. Ingolstadt’ta yeni bir tamamen elektrikli model ailesinin üretilecek olması, istihdamın korunmasına katkı sağlarken, Almanya üretimi elektrikli mobilite yaklaşımını da destekliyor.
Ürün atağı kararlılıkla sürüyor
Audi, 2024 ve 2025 yıllarında 20’den fazla yeni modeli pazara sunarak, tamamen elektrikli kompakt segmentten premium üst sınıfa kadar uzanan en genç ürün gamlarından birine sahip konuma ulaştı. Marka, 2026 yılında da bu stratejik ürün atağını sürdürmeyi planlıyor.
Bu kapsamda ürün gamının hem üst segmentte hem de giriş seviyesinde tamamlanması hedefleniyor. Premium üst sınıfta konumlanan Audi Q9 ile birlikte, kompakt segmentte yer alacak Audi A2 e-tron, bu stratejinin iki temel yapı taşını oluşturuyor.
Tasarımda ilk ipuçları
Yeni Audi A2 e-tron, 2026 sonbaharında dünya prömiyerini gerçekleştirecek. Paylaşılan ilk tasarım eskizi, modelin dinamik oranlarını ve kompakt sınıfa özgü güçlü duruşunu ortaya koyarken, Audi’nin elektrikli tasarım dilinin bu segmentte nasıl şekilleneceğine dair ilk ipuçlarını da sunuyor.
-



Haberler3 ay önceABB’nin Sasbach tesisi sürdürülebilirlik uygulamalarıyla dünyaya örnek oluyor
-



Otomotiv Sektörü3 ay önceOtomotivde Finansman Koşulları Pazar Gerçeklerinin Gerisinde Kaldı!
-



Ticari3 ay önceVolkswagen Ticari Araç, İSTAB ve Sektör Temsilcileriyle İftarda Buluştu
-



Elektrikli Araçlar2 ay önceHyundai, IONIQ 3’ü Milano Tasarım Haftası’nda Tanıtacak
-



Otomotiv Sektörü2 ay önceOpel 10 Yıl Aranın Ardından Paris Otomobil Fuarı’na Geri Dönüyor!
-



Şarj Sektörü2 ay önceOvolt ve Hatay KAGİD’den Anlamlı İş Birliği
-



Elektrikli Otomobiller2 ay önceAudi’den elektrikli dünyaya yeni giriş kapısı: A2 e-tron
-



Elektrikli Otomobiller1 ay önceTESLA, FULL SELF-DRIVING (DENETİMLİ) ÖZELLİĞİNİ İLK KEZ AVRUPA’DA BİR ÜLKEDE KULLANIMA SUNUYOR





