Connect with us

Elektrikli Otomobiller

EY-Parthenon, Batarya Enerji Depolama Sistemleri’nin (BESS) geleceğine ilişkin raporu yayımladı

EY (Ernst & Young) çatısı altında yer alan ve 120 ülkede 9.000’den fazla danışmanı bünyesinde barındıran EY-Parthenon (EYP) strateji danışmanlığı ekibinin Batarya Enerji Depolama Sistemleri’ne (BESS) yönelik hazırladığı rapor, tekil bir varlık olarak Batarya Enerji Depolama Sistemleri’nin ticari uygulanabilirliğini ve mevcut piyasa koşullarında gelir potansiyeli sunan temel iş modellerini ele alıyor. Aynı zamanda Batarya Enerji Depolama Sistemleri yatırımlarının ticari yönünü belirlemek için büyümeyi sağlayan itici güçlerini, teknoloji eğilimlerini, pazar düzenlemelerini, mevcut iş modellerini ve yatırım yaparken gelecek vaat eden bölgeleri analizlerle ortaya koyuyor. 

Batarya Enerji Depolama Sistemleri küresel yerleşik kapasitesinin 2030 yılına kadar 160 GWh’den 1.800 GWh’ye çıkması, yani 10 kat büyümesi bekleniyor. Güçlü gelir potansiyeli sunan ve mevcut gelirlerin %90’ından fazlasını oluşturan enerji arbitrajı, yardımcı hizmetler ve kapasite mekanizmaları üç iş modeli olarak ortaya çıkıyor. Son maliyet artışlarına rağmen, sistem maliyetinin 2030 yılına kadar kilit pazarlarda %15-20 oranında düşmesi bekleniyor. Rapor, bağımsız Batarya Enerji Depolama Sistemleri pazarının çekiciliğinin, özellikle ABD, İngiltere, İtalya, Almanya, İspanya ve Avustralya gibi ülkelerde artacağını öngörüyor. Başta Avrupa olmak üzere birçok ülkede  düzenleyici reformlar ile yatırım ortamı iyileşiyor, riskler azalıyor ve gelirler artıyor.

EY-Parthenon’un Batarya Enerji Depolama Sistemleri (BESS) üzerine hazırladığı rapor, “Batarya Enerji Depolama Sistemleri’ne tekil varlık olarak yatırım yapmanın zamanı geldi mi?” ve “Gelişen piyasa mekanizmaları, Batarya Enerji Depolama Sistemleri operatörleri ve yatırımcılar için daha kârlı ticari sonuçları nasıl mümkün kılıyor?” sorularını ele alıyor. Bu sorular ışığında tekil bir varlık olarak Batarya Enerji Depolama Sistemleri’nin, kilit pazarlardaki ticari uygulanabilirliğini iyileştiren ve mevcut piyasa koşullarında yatırımcılar için kredi açısından olumlu bir fırsat yaratan stratejik kaldıraçları açıklıyor.

BESS’in küresel pazardaki durumunu, yarınını ve geleceğini 5 trend şekillendiriyor

Batarya Enerji Depolama Sistemleri, enerji dönüşümünü hızlandırmak için önemli bir araç olarak öne çıkıyor. Günümüzdeki beş temel trend, Batarya Enerji Depolama Sistemleri’nin küresel pazardaki mevcut durumunu, bir sonraki adımını ve geleceğini şekillendiriyor.

Batarya Enerji Depolama Sistemleri talebinin önümüzdeki yıllarda hızla artması bekleniyor. Küresel pazardaki birleşme ve satın alma işlemlerinin, 2020 yılından bu yana elektrik dağıtıcılarının ve enerji oyuncularının artan yatırımlarının etkisiyle, 24,4 milyar dolara ulaştığı görülüyor. Buna ek olarak düzenleyici destek, sübvansiyonlar, teşvikler ve temiz enerji hedefleriyle yönlendirilen depolama sistemleri üretim kapasitesinin 2030 yılına kadar küresel olarak yılda 4 kat büyüyerek 421 GWh’ye ve yerleşik kapasitenin ise 1,800 GWh’ye çıkacağı ve %70’den fazlasının şebeke ölçeğinde olacağı tahmin ediliyor. Maliyet tasarrufu, yatırım erteleme ve fiyat arbitrajı gibi avantajlı iş modellerinin de yakın gelecekte birçok ülkede ortaya çıkması bekleniyor.

Aynı zamanda batarya depolama, enerji geçişindeki hızlanma için önemli bir kolaylaştırıcı olarak görülüyor. Artan kısıtlama, sınırlı ara bağlantılar, artan çatı güneş enerjisi kapasitesi ve elektrikli araç (EV) kullanımı, daha uzun süreli batarya depolama teknolojilerine olan ihtiyacı artırıyor. Hâlihazırda kullanılan lityum-iyon teknolojisi yanı sıra, maliyet ekonomisi ve enerji yoğunluğu arttıkça vanadyum akışı, katı hal ve sodyum iyon gibi yenilikçi batarya kimyası teknolojileri de ticari olgunluğa ulaşmaya devam ediyor.

Türkiye getiri potansiyeline sahip pazar

Batarya Enerji Depolama Sistemleri büyümesinin iyileşen ekonomik fizibilite, güçlü politika, regülatif düzenlemeler ve çeşitli devlet teşvikleriyle desteklendiği ABD, İngiltere, İtalya, Almanya, İspanya ve Avustralya gibi olgun pazarlara kıyasla Türkiye, son gelişmelere rağmen, düşük-orta olgunluk seviyesinde değerlendiriliyor ve buna paralel bir getiri potansiyeline sahip pazar olarak öne çıkıyor. Bu doğrultuda, Türkiye Batarya Enerji Depolama Sistemleri pazarının gelecekte büyümesi için üç alandaki gelişmeler olumlu adımlar olarak görülüyor.

Türkiye’de yenilenebilir kapasitenin artması büyümeyi hızlandırıyor

Türkiye’nin Ulusal Enerji Planı’na göre, 2030 yılına kadar kurulu gücün %61’inden fazlası 91 GW kapasiteyle yenilenebilir enerji kaynaklarından oluşacak. Aynı zamanda 2035 yılına kadar kurulu BESS kapasitesi de 15 GW’ye ulaşacak. Kurulu güçte hidro-elektrik harici yenilenebilir enerji kaynaklarının %90’ından fazlasını oluşturması beklenen rüzgar ve güneş enerjisi, BESS endüstrisine olan talebi olumlu yönde etkileyecek.

Türkiye’de çok fazla başvuru ve onaylanmış ön lisans bulunuyor 

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’na (EPDK) göre, Aralık 2023 itibarıyla tahmini 280 milyar dolar yatırım potansiyeline denk gelen toplam 260 GW kapasiteye sahip yenilenebilir enerji santrali için 5.968 adet Batarya Enerji Depolama Sistemleri başvurusu alındı. Ayrıca, Türkiye’de onaylanan ön lisansların toplam kapasitesi Eylül 2024 itibarıyla 658 başvuruyla 34 GWh’ye ulaştı. Ülkede kurulu ilk depolamalı kapasitelerin 2025 yılının son çeyreğinde tamamlanması bekleniyor.

Yerel üretim kapasiteleri artıyor

Türk üreticiler ve girişimciler, başta Ankara, İstanbul, Antalya ve Kocaeli dahil olmak üzere birçok ilde 1 GWh’nin üzerindeki kapasitelerle Batarya Enerji Depolama Sistemleri yatırım planlarını hâlihazırda açıkladı. Batarya hücresi montaj operasyonlarından işe başlayan sektör oyuncularının çoğunun, küresel şirketlerle gerçekleştirdikleri iş birlikleri sayesinde veya tek başlarına hücre üretimine genişleme planları bulunuyor. Ayrıca, gelişmekte olan yerel Batarya Enerji Depolama Sistemleri üreticilerini korumak amacıyla Ocak 2024’ten beri Uzakdoğu ülkelerinden ithal edilen prizmatik LFP bataryalar için Türkiye’de %30 ek gümrük vergisi uygulanıyor. Talebin büyümesine bağlı olarak ilave kapasite artışları, farklı coğrafyalara ve ülkelere satışlar ile yurtdışı üretim yatırımlar da yerel oyuncuların gelecek büyüme planları arasında bulunuyor.

Büyüme potansiyelini yedi stratejik kaldıraç belirliyor

EY-Parthenon’ın hazırladığı rapor, Türkiye dahil olmak üzere küresel pazarların çoğunda tekil bir varlık olarak Batarya Enerji Depolama Sistemleri’nin gelecekteki büyüme potansiyelini yedi stratejik kaldıracın belirleyeceğini ortaya koyuyor. Rapor, gelir modellerinin netleştirilmesi, düzenleyici mekanizmalar ve teşviklerin varlığı, yatırım maliyetinin azaltılması, altyapı esnekliği için doğru yerlerin bulunması ve yeni batarya teknolojilerinin izlenmesi gibi temel gelişmelerin gelecekte çok önemli olacağını belirtiyor.  

  • Batarya Enerji Depolama Sistemleri yatırımcılarının, batarya sistemi gelirleriyle gaz fiyatları arasında artan bir korelasyon olduğu için emtia fiyatlarındaki oynaklığı yatırım analizlerine dahil etmeleri gerekiyor.
  • Mevcut kapasite piyasası mekanizmaları ve güvenilirlik endişeleri, BESS potansiyelini en üst düzeye çıkarmıyor, bu nedenle piyasayı daha etkili hale getirmek için ek reformlar gerekiyor.
  • Yüksek sermaye harcaması, batarya hücresi fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı önemli yatırım duyarlılığını gösteren analizlerle projelerin karakterize edilmesine imkân tanıyor.
  • En uygun konumun belirlenmesi, şebeke tıkanıklığının ve yenilenebilir santral konsantrasyonunun daha yüksek olduğu alanlara daha yakın konumlanarak kâr marjlarının artırılmasını sağlıyor.
  • Şebeke ara bağlantı gecikmelerine yol açan, düzenleyici çerçeve eksikliğinin izin prosedürleri uzun süredir devam ediyor.
  • Avrupa batarya hücresi kapasitesinin yaklaşık %70’i, Çin’e artan bağımlılık ve lityumun fiyat oynaklığı nedeniyle risk altında bulunuyor, bu yüzden büyümenin de büyük ölçüde sağlam tedarik zincirine bağlı olması bekleniyor.
  • Vanadyum akışı gelecekte Li-ion ile rekabet edecek ve yatırım için daha iyi bir iş koşulları sağlayacak. Hidrojen depolama daha uygun maliyetli hale geldikçe de yeni bir alternatif olabilir.

 

EY Türkiye Vergi Bölümü Şirket Ortağı ve Sektörler Lideri Ateş Konca, “EY Parthenon analizi BESS’in kârlılığa ulaşması için küresel pazarlarda ölçeklenebilirliğine ve belirli stratejik kaldıraçların uygulanması gerektiğine dikkat çekiyor. Bunlar arasında gelir kesinliğinin artırılması, daha iyi bir konum stratejisi, etkili düzenleyici mekanizmalar, ölçeklendirme bağlantıları, tedarik zincirinin güçlendirilmesi ve yeni rakip teknolojilerin izlenmesi yer alıyor. Bu kaldıraçlar, BESS’in çeşitli pazarlardaki tam potansiyelini gerçekleştirmesi için önem taşıyor. Çünkü BESS’i sürdürülebilir enerji geleceğine giden yolda uygulanabilir bir ticari çözüm haline getirmek için dahil olan tüm paydaşların katılım göstermesi, yatırım ve iş birliği yapması gerekiyor. Tüm bunlarla birlikte BESS’in bağımsız bir varlık olarak geleceği her zamankinden daha umut verici görünüyor” dedi.

EY-Parthenon Türkiye Şirket Ortağı Cem Çamlı, “Batarya Enerji Depolama Sistemleri (BESS), her geçen gün yeşil enerji dönüşümünde kilit bir rol oynuyor ve ana kolaylaştırıcı araçlar arasında yer almaya hazırlanıyor. Sektörde yer alan birçok oyuncu, stratejik satın almalar ve ortaklıklarla sistem sağlayıcılarından operatörlerine ve entegratörlerine kadar değer zinciri boyunca BESS pazarına yatırım yapıyor. Diğer yandan mevcut regülasyonlar ve gelir modellerinde yeni gelişmeler devam ederken, BESS hizmetlerinde iş modellerinin çeşitlenmesi ile stratejik bir değişime de tanık oluyoruz. Stratejik kaldıraçlar, BESS’in uygulanabilir bir iş planı ile daha da yaygınlaşması için kritik hale geliyor” dedi.

Continue Reading
Tıkla Yorum Yap

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Elektrikli Otomobiller

Hyundai UEFA Champions League’in Resmi Otomotiv Partneri Oldu

Hyundai, 2026/27 sezonunda başlayacak ve uzun yıllar devam edecek iş birliği kapsamında UEFA Champions League’in Resmi Otomotiv Partneri oldu. Avrupa kulüp futbolunun standartlarını belirleyen UEFA Champions League, futbolun en iyilerini bir araya getiriyor ve Hyundai de kendi sektöründe aynı yüksek standartları benimsiyor.

Avrupalı müşteriler için Avrupa’da tasarlanan IONIQ 3, Hyundai’ın 2026/27 sezonunda Avrupa’da tanıtacağı beş önemli modelin ilki ve markayı bu iş birliğinde temsil edecek ilk model olacak.

Hyundai, UEFA Champions League’in Resmi Otomotiv Partneri olduğunu ve bu kapsamda uzun yıllar sürecek bir anlaşmaya imza attığını duyurdu. Hyundai’ın Avrupa kulüp futbolunun en üst seviyesine olan bağlılığını ortaya koyan iş birliği, 2026/27 sezonunda başlayarak 2030/31 sezonunun sonuna kadar devam edecek.

Futbol, Hyundai için oldukça tanıdık bir alan. Yaklaşık 30 yıldır dünyanın en büyük uluslararası turnuvalarından farklı ülkelerdeki kulüp ve federasyonlara kadar futbolu en üst seviyede destekleyen Hyundai, UEFA Champions League ile bu bağlılığını Avrupa kulüp futbolunun zirvesine taşıyor.

UEFA Champions League ile Hyundai arasındaki benzerlikler, sahip oldukları ölçeğin çok daha ötesine uzanıyor. Bu organizasyonda mücadele eden takımlar, dünyanın dört bir yanından gelen yetenekleri bir araya getirerek Avrupa’nın en üst seviyesinde rekabet ediyor.

Hyundai de Avrupa’da araçlar tasarlıyor, geliştiriyor ve üretiyor; modellerini kıta genelinde satışa sunuyor. Böylece faaliyetleri açısından tartışmasız biçimde Avrupalı, etkileri bakımından ise uluslararası iki organizasyon bir araya geliyor.

Hyundai Motor Company Başkanı ve CEO’su José Muñoz, iş birliğiyle ilgili olarak şunları söyledi: “Futbol, yaklaşık 30 yıldır Hyundai’ın bir parçası. Dilleri, sınırları ve nesilleri aşarak insanları başka çok az şeyin başarabileceği kadar güçlü bir biçimde bir araya getiriyor. UEFA Champions League, her hafta Avrupa’nın en tutkulu taraftarlarının karşısında oynanan, dünyanın en iyi kulüp futbolu organizasyonu. Hyundai’nin bu yaz Dünya Kupası’nda gerçekleştirdiği çalışmaların ardından UEFA Champions League, güzel tasarımlara ve taraftarların seveceği özelliklere sahip araçlarımızı sergilemek için ideal bir platform sunuyor. Madridliyim ve bu nedenle bu organizasyonu hayatım boyunca takip ettim. Avrupa genelindeki taraftarlarla bir araya gelecek olmaktan kişisel olarak da büyük heyecan duyuyorum. Futbolun güzelliğini Hyundai ile kutlamak için harika bir dönemdeyiz”.

Hyundai, “İnsanlık için İlerleme” marka vizyonu doğrultusunda fırsatları genişletmeyi ve toplum için daha kapsayıcı bir geleceğe katkıda bulunmayı hedefliyor. UEFA ile Avrupa Futbol Kulüpleri’nin ortak girişimi olan UC3 ile gerçekleştirilen bu iş birliği kapsamında Hyundai; UEFA Champions League’in gücünü ve mobilite çözümlerini kullanarak Avrupa genelinde farklı kültürlerden ve topluluklardan insanları bir araya getirmeyi amaçlıyor. Hyundai, milyonlarca futbolseveri buluştururken toplum üzerinde olumlu bir etki yaratmayı da hedefliyor.

Hyundai Motor Avrupa Başkanı ve CEO’su Xavier Martinet ise şunları söyledi: “UEFA Champions League ve Hyundai; ilerleme, performans ve insanları bir araya getirme hedefiyle hareket ediyor. Bu iş birliğine bugüne kadarki en güçlü ürün gamımızla adım atıyoruz. IONIQ 3, bu sezon Avrupa’da satışa sunacağımız beş yeni modelin ilki. Bölgedeki müşterilerimiz için tasarlanıp geliştirilen IONIQ 3, geleceğin ürün gamımıza öncülük edecek modelimiz”.

UEFA Champions League, dünya genelinde yaklaşık her üç kişiden birinin ilgi gösterdiği ve dünyada en çok izlenen yıllık kulüp futbolu organizasyonu olarak öne çıkıyor. 36 kulübün mücadele ettiği turnuva, tutkulu futbolseverlerden oluşan geniş bir kitleyle iletişim kurmak için önemli bir platform sunuyor. Aynı zamanda Hyundai’nin robotik ve fiziksel yapay zekâdan yazılım teknolojilerine ve Avrupalı müşterilere özel akıllı mobilite çözümlerine uzanan gelecek vizyonunu aktarmasına imkân tanıyor.

Hyundai, 30 yılı aşkın süredir Avrupa’da güçlü bir varlığa sahip küresel bir marka olarak faaliyet gösteriyor. Markanın Almanya’nın Rüsselsheim kentindeki Avrupa Teknik Merkezi, Hyundai modellerinin geliştirme ve mühendislik çalışmalarını yürütürken aynı tesiste bulunan Avrupa Tasarım Merkezi de araçların görsel tasarımını ve kimliğini şekillendiriyor. Üretim faaliyetleri Çekya ve Türkiye’deki fabrikalarda gerçekleştirilirken Hyundai modelleri, 42 Avrupa ülkesindeki 2.000’den fazla satış ve satış sonrası hizmet noktası aracılığıyla müşterilerle buluşuyor. Hyundai’ın tasarım, mühendislik, üretim ve iş ortağı ağı, her gün müşterilere ve taraftarlara hizmet sunuyor.

IONIQ 3 Sahaya Çıkıyor.

Avrupalı müşteriler için Avrupa’da tasarlanan tamamen elektrikli IONIQ 3, Hyundai’ın bu iş birliğindeki ilk temsilcisi olacak. Bu yıl Milano Tasarım Haftası’nda dünya prömiyerini gerçekleştiren kompakt hatchback model, Ağustos ayında üretimin başlamasıyla birlikte Hyundai’ın İzmit Fabrikası’nda üretilen ilk bataryalı elektrikli araç oldu. IONIQ 3 aynı zamanda Hyundai’ın 2026/27 sezonunda Avrupa’da satışa sunacağı beş önemli yeni modelin ilkini oluşturuyor.

Hyundai, IONIQ 3 ile Avrupa’nın rekabetin en yoğun olduğu kompakt sınıfına, Avrupalı müşterilerin ihtiyaçlarına cevap veren sınıfının öncüsü özelliklerle giriş yapıyor. IONIQ 3’ün Aero Hatch gövde yapısı, 0,263 Cd’lik hava sürtünme katsayısı ve 497 kilometreye varan WLTP menziliyle sınıfının öncüsü verimlilik ve menzil sunmak üzere geliştirildi. 441 litrelik bagaj hacmi, sınıfının en geniş iç mekânı, Hyundai’ın en yeni PLEOS Connect bilgi-eğlence sistemini içeren segmentinin öncüsü 14,6 inçlik ekranı ve güçlü fiyat-değer dengesiyle IONIQ 3, Hyundai’ın elektrikli mobiliteyi Avrupalı müşterileri için daha erişilebilir hâle getirme kararlılığını temsil ediyor.

Hyundai’ın ürün gamı; bataryalı elektrikli, hibrit, şarj edilebilir hibrit, hidrojen yakıt hücreli elektrikli ve içten yanmalı motor seçeneklerini kapsıyor. Bu geniş ürün yelpazesi, müşterilerin araç sahibi olma ve araçlarını kullanma biçimleri göz önünde bulundurularak şekillendiriliyor.

IONIQ 3, Hyundai’ın elektrikli mobilite alanındaki kapsamlı çalışmalarını ortaya koyan önemli ödüllerle güçlenen Avrupa’daki EV başarısını daha ileriye taşıyor. Hyundai INSTER, 2025 Dünyada Yılın Elektrikli Otomobili seçilirken IONIQ 9 ise Almanya’da 2026 Yılının Premium Otomobili unvanına layık görüldü.

Hyundai’ın müşteri odaklı yaklaşımı, markanın UEFA Champions League’in Resmi Otomotiv Partneri olarak imza attığı yeni iş birliğinin de temelini oluşturuyor.

UC3 Eş Genel Müdürü Guy-Laurent Epstein ise iş birliğiyle ilgili olarak şunları söyledi: “Hyundai’yi UEFA Champions League’in resmi partnerleri arasında görmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Hyundai, futbolu en üst seviyede destekleme konusunda köklü bir geçmişe ve futbolun insanları bir araya getirme gücüne yönelik güçlü bir inanca sahip. Önümüzdeki yıllarda bu ortak hedefi dünyanın dört bir yanındaki taraftarlar için hayata geçirecek bir iş birliği geliştirmeyi sabırsızlıkla bekliyoruz”.

Continue Reading

Elektrikli Otomobiller

Test Sürüşü: Yeni Renault 5 E-Tech – Retro Genler, %100 Elektrikli Şehir Canavarı

1970’lerin ikonik Fransız pop efsanesi Renault 5, elektrik devriminin tam kalbinde Renault 5 E-Tech adıyla yeniden doğdu. e-carturkiye.com direksiyonunda bu kez sadece nostaljik bir tasarım nesnesi değil, B segmentinin tüm sürüş ezberlerini bozan %100 elektrikli bir hot-hatch duruyor.

Efsanenin Yeniden Doğuşu: Tasarımda Nostalji Şovu

Yeni Renault 5 E-Tech, 1972’deki orijinal modelin ve unutulmaz R5 Turbo’nun kaslı çamurluk hatlarını günümüz retro-futurist diliyle buluşturuyor. Motor kaputunun üzerindeki ikonik hava girişi, artık şarj seviyesini gösteren dijital bir “5” paneline dönüşmüş. 3,92 metre uzunluğuyla şehir içinde son derece kıvrak boyutlara sahip olan araç, 326 litrelik bagaj hacmiyle de sınıf standartlarının üzerine çıkıyor.

Mühendislik Harikası: AmpR Small Platformu

Renault 5 E-Tech, grubun en yeni AmpR Small (eski adıyla CMF-B EV) platformu üzerine inşa edilen ilk model. Alçak ağırlık merkezi, aks köşelerine itilmiş 18 inç jantlar ve hepsinden önemlisi B segmentinde eşine az rastlanan çok kollu (multi-link) arka süspansiyon altyapısı, otomobile rakipsiz bir viraj kararlılığı kazandırıyor.

Peki bu mimariyi başka kimler kullanıyor?

Renault Group’un bu modüler elektrikli platformunu; yüksek performanslı kardeşi Alpine A290 ve yeni nesil Nissan Micra EV gibi merakla beklenen modeller de paylaşıyor.

Teknik Özellikler ve Performans Verileri

Özellik Comfort Range (52 kWh) Urban Range (40 kWh)
Motor Gücü 150 HP (110 kW) / 245 Nm 120 HP (90 kW) / 225 Nm
WLTP Menzili ~400 – 410 km ~300 km
DC Hızlı Şarj (CCS) 100 kW DC (%15-%80: 30 dk) 80 kW DC (%15-%80: 31 dk)
AC Şarj (Çift Yönlü) 11 kW AC (V2L & V2G Destekli) 11 kW AC (V2L Destekli)
0-100 km/s Hızlanma < 8,0 Saniye ~9,0 Saniye

Kokpitte Yüksek Teknoloji: Reno Avatarı ve Çift Yönlü Şarj

Kabine adım attığınızda iki adet 10 inçlik yüksek çözünürlüklü OpenR Link ekran dikkat çekiyor. Dahili Google mimarisi ve ChatGPT destekli akıllı dijital asistan “Reno”, rotanızdaki şarj duraklarını batarya ön ısıtmasını da hesaba katarak otomatik planlıyor.

Aracın en büyük kozlarından biri ise V2L (Vehicle-to-Load) teknolojisi. Renault 5, 3.6 kW’a kadar dışarıya enerji vererek kamp alanında kahve makinenizi veya elektrikli cihazlarınızı doğrudan çalıştırabilen devasa bir güç bankasına dönüşüyor.

Direksiyonda Saf Eğlence

10,3 metrelik dönüş çapı ve 13,7’lik direkt direksiyon oranı sayesinde şehir içi manevraları inanılmaz pratik. Sport modunda 245 Nm anlık tork, 150 HP güç ile birleşerek ışıklarda sürpriz bir ivmelenme sunuyor. Bağımsız arka süspansiyon sayesinde sert virajlarda dahi izinden çıkmayan araç, B segmentinde uzun zamandır özlediğimiz o dinamik “go-kart” sürüş hissini %100 elektrik sessizliğiyle harmanlıyor.

Renault 5 E-Tech, sadece rasyonel bir şehir elektriklisi değil; tasarımıyla tutku uyandıran, sürüşüyle heyecan veren bir karakter ikonu. Elektrikli mobiliteye geçerken ruhu ve tarzı olan bir otomobil arayanlar için segmentinin yeni mihenk taşı.

Continue Reading

Elektrikli Otomobiller

Enerjisa Üretim’in Filoda Tercihi Kia

Türkiye’nin yenilenebilir enerji dönüşümüne öncülük eden Enerjisa Üretim, araç filosunu Kia EV3 ve Sportage modelleriyle güçlendirdi.

Yenilikçi ürün gamı, gelişmiş teknolojileri ve sürdürülebilir mobilite vizyonuyla dikkat çeken Kia, kurumsal filo alanındaki güçlü iş birliklerine yenilerini eklemeye devam ediyor. 1996’dan bu yana Türkiye’nin enerji dönüşümüne yön veren Enerjisa Üretim, filosunu Kia EV3 ve Sportage modelleriyle genişleterek operasyonel kapasitesini ve verimliliğini artırdı.

Enerjisa Üretim’in tercih ettiği karma filo yapısı, farklı operasyonel ihtiyaçlara yönelik esnek ve verimli bir çözüm sunuyor. Filoda yer alan Kia EV3 modelleri, şirketin sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlarken; Sportage modelleri ise üstün sürüş konforu, ileri teknolojileri ve çok yönlü kullanım özellikleriyle saha operasyonlarında yüksek performans sunuyor.

Dünyada “Yılın Otomobili” seçilen Kia EV3, şehir içi kullanımda 604 kilometreye varan menziliyle elektrikli mobilite alanında dikkat çekerken; Sportage ise modern tasarımı, geniş iç hacmi ve gelişmiş sürüş destek sistemleriyle kurumsal kullanıcıların beklentilerine güçlü bir şekilde yanıt veriyor.

Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Çelik Motor Genel Müdürü Şafak Savcı şunları söyledi: “Türkiye’nin enerji sektöründeki en güçlü markalarından biri Enerjisa Üretim’in Kia’yı tercih etmesinden büyük memnuniyet duyuyoruz. EV3 ve Sportage modellerimizin bir arada yer aldığı bu filo yatırımı, Kia’nın farklı ihtiyaçlara cevap verebilen geniş ürün gamının önemli bir göstergesidir. İş ortaklarımızın operasyonel verimlilik, maliyet optimizasyonu ve sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlamaya devam edeceğiz.”

Enerjisa Üretim’in tercihi, Kia’nın Türkiye kurumsal filo pazarındaki güçlü konumunu pekiştirirken, markanın farklı kullanım senaryolarına uygun çözümler sunabilen güvenilir bir mobilite ortağı olarak öne çıktığını bir kez daha ortaya koyuyor.

 

Continue Reading

Popüler