Connect with us

Otomotiv Sektörü

Japon Efsanesi Suzuki 100 Yaşında!

Sunduğu ürün gruplarıyla dünya markası olan ve Türkiye’de Doğan Trend Otomotiv tarafından temsil edilen Suzuki, bu yıl 100. yaşını kutluyor. 1920 yılında Michio Suzuki tarafından kurulup dokuma tezgahlarıyla başlayan faaliyetini; motosiklet, otomobil, dıştan takma deniz motorları ve ATV araçları olmak üzere genişleten Suzuki Motor Corporation, gerek ürünleri gerekse de küresel ölçekteki işbirlikleriyle günümüzün en önemli markaları arasındaki yerini daha da güçlenerek koruyor.

Suzuki bu konumunu endüstri, tasarım, pazarlama ve inovatif alanlarda kazandığı başarılarla taçlandırırken, 100. yılına ulaştığı yolculuğunda insan hayatını kolaylaştıran ve teknolojiye yön veren birçok yeniliğe imza atmaya da devam ediyor. Bu özel yıldönümü için yeni bir logo da tasarlayan Suzuki, kutlamalar çerçevesinde https://www.globalsuzuki.com/100th/ adresli web sayfasıyla da asırlık yolculuğunu gözler önüne seriyor.

Türkiye’de Doğan Holding çatısı altında faaliyet gösteren Doğan Trend Otomotiv tarafından temsil edilen dünyanın dev markası Suzuki, bu yıl 100. yaşını kutluyor. Tarihi boyunca otomobilden motosiklete, deniz motorlarından ATV araçlarına kadar taşıt endüstrisinin pek çok kolunda ürünler veren Suzuki, geride bıraktığı 100 yıldaki birikimlerini geleceğe aktarmak üzere faaliyetlerine devam ediyor. İnsan hayatını kolaylaştıran ve teknolojiye yön veren birçok yeniliğe imza atmayı sürdüren Suzuki, bu özel yıldönümü için oluşturduğu web sitesinde ise hayranlarını asırlık bir yolculuğa çıkarıyor. Suzuki’nin en önemli kilometre taşlarının yer aldığı 100. yıl özel logolu siteye https://www.globalsuzuki.com/100th/ adresinden ulaşılabiliyor.  

Dokuma tezgahlarından otomobil üretimine

 

Suzuki’in Japon Michio Suzuki tarafından kurularak ilk etapta dokuma tezgahlarıyla başlayan serüveni, hızlı bir büyüme gösterdi. Motorlu araç faaliyetine 1952 yılında iki zamanlı Power Free 36 cc motosiklet ile adım atan Suzuki, 1954 yılında Suzuki Motor Co. Ltd olarak şirket unvanını değiştirdi ve bir yıl sonra seri üretime geçtiği iki zamanlı Suzulight 360 cc ile Japonya’da mini araç dönemini başlattı. Günümüzün hafızalara kazınan Suzuki logosunun 1958 yılında tescil edilmesinden 2 sene sonra otomobil üretim tesisini de tamamlayan Suzuki, ilk ihracatını ve kamyonet üretim tesisini de bu dönemde tamamladı. Suzuki’nin ilk hafif ticari aracı 1961’de üretilmeye başlanan Suzulight Carry oldu. 1979’da üretilen küçük sınıf model Alto ise markanın büyüme hızına katkı sağlayan modeller arasında yer aldı.

Küresel entegrasyon dönemi

 

1980’li yıllarda Suzuki, küresel çaptaki ortaklıklarını artırdı. İlk olarak GM, Isuzu ve Suzuki arasında otomobil üretimi için bir ortaklık kuruldu. Suzuki’nin efsane modeli Swift’in 1983’te 3 kapılı olarak üretilmeye başlanmasının ardından 5 kapı seçeneği de eklendi. Markanın küçük SUV’daki öncü modeli Vitara ise 1988’de Escudo adıyla 1,6 litrelik motoru ve 4×4 çekişli olarak Japonya’da tanıtıldı. 1990’a gelindiğinde Suzuki Motor Corporation yılları başladı. 2002’de dünya genelinde 30 milyon otomobil satışı gerçekleştiren Suzuki, 2003’te Fiat ile ortaklık imzaladı.

 

2010’lu yıllar ise Toyota ile yapılan ve giderek kapsamı genişleyen işbirliklerine şahitlik etti. 2016 yılında başlayan bu ortak hareket, Suzuki’nin Hindistan’daki Gujarat fabrikasını açması ve Toyota ile geleceğe yönelik iş ortaklığı mutabakatın imzalanmasıyla devam etti. 2018 yılında her iki şirket, Hindistan’da hibrit ve diğer araçların karşılıklı tedariki için anlaştı. Bir yıl sonra ise sermaye ortaklığı anlaşması imzalandı.

Öncü motosikletler Suzuki’de

 

1952 yılında motosiklet üretimine Power Free isimli 2 zamanlı 36 cc’lik bisiklet motor ile başlayan Suzuki, 60 cc’lik Diamond Free motorunu 1953’te pazara sundu. Motosiklet üretimi sürerken 60’lı yıllarda motorsporları dünyasına da adım atan Suzuki, Man Adası TT şampiyonasının 50 cc motosiklet klasmanını yarışçı Mitsuo Ito ile kazandı. 1999’da hız rekoru kıran Suzuki GSX 1300R Hayabusa gibi modellerle markanın motosiklet üretimi 40 milyonu aştı. 2002’de Burgman serisinden Skywave 650, 2012’de e-Let’s elektrikli scooter, 2018’de yeni Katana ve 2019’da pazara sunulan V-Strom 1050 modelleriyle Suzuki motosiklet yelpazesi genişlemesini sürdürdü.

 

Deniz motorları pazarının dinamosu

 

Kara taşıtlarının yanında deniz motorları pazarının da küresel ölçekli isimleri arasında bulunan Suzuki, ilk olarak 1965 yılında 5,5 HP gücünde 2 zamanlı D55 model dıştan takmalı deniz motorunu üretti. 2017 yılında ters yönde de dönen pervaneli model DF350A sınfının öncüsü olurken S17 ise 2019 yılında Japonya Yılın Teknesi yarışmasında “En İyi Balıkçı Teknesi” ödülünü kazandı.

 

 

 

Continue Reading
Tıkla Yorum Yap

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Otomotiv Sektörü

Otomobil sektörünün odağında artık dijital araç uygulamaları var

Otomotiv sektöründeki dijitalleşme eğilimi, sadece rekabeti artırmakla kalmayıp, aynı zamanda geleceği şekillendirecek inovasyonları da beraberinde getiriyor. Bu dönüşüm kapsamında, satış sonrası hizmetlerde dijital araç uygulamalarının kullanım oranı geleneksel yöntemlerin önüne geçmeye başladı. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Rabam CEO’su Murat Günay, “Otomotiv endüstrisindeki dijitalleşme, tüketicilere yeni fırsatlar sunuyor. Bu çerçevede araç sahiplerinin ilgi odağı haline gelen uygulamamızın geniş veri tabanı, kullanıcılarımızın araçlarıyla ilgili her detayı kontrol altında tutmalarını sağlıyor” dedi.

Gelişen teknoloji, otomotiv sektörünü dönüştürmeye devam ediyor. Son zamanlarda, geleneksel cep telefonu üreticileri bile otomotiv sektörüne adım atmaya başladı. Bu durum, sektördeki dijitalleşme eğilimini ve teknolojinin etkisini açıkça gösteriyor. Mobil cihazlardan otomobillere kadar geniş bir yelpazede hizmet sunabilen şirketler, araçların daha akıllı, bağlantılı ve dijital hale gelmesine katkıda bulunuyor.

Bu dönüşümle birlikte araç satışı sonrası geleneksel hizmet modellerine olan ilginin giderek azalırken, dijital platformları tercih etme oranı kullanıcıların geniş bir bölümünü kapsamaya başladı. Dijital platformların yakın gelecekte daha geniş bir tabana yayılacağını söyleyen Rabam CEO’su Murat Günay, çevresel farkındalık ve maliyet etkinliği gibi faktörlerin de araç uygulamalarının tercih edilmesinde etkili olduğunu belirtti.

“Satış sonrası işlemler, dijitalleşmeyle kullanıcı dostu bir hal aldı”

Günümüzde araçların artık sensörler ve bağlantılar aracılığıyla sürekli veri oluşturduğuna dikkat çeken Murat Günay, “Otomotiv sektöründe gelişen mobilite çözümler, şehir içi ulaşımı optimize etme ve çevresel etkileri azaltma potansiyeli taşıyor. Özellikle satış sonrası hizmetlerdeki dijitalleşme eğilimi, sadece rekabeti artırmakla kalmayıp, aynı zamanda geleceğin ulaşımını şekillendirecek inovasyonları da beraberinde getiriyor. Bu bağlamda geleneksel servis randevusu alma süreçleri, dijitalleşme ile kullanıcı dostu bir hal aldı. Artık araç sahipleri, çevrimiçi platformlar veya mobil uygulamalar aracılığıyla hızlı ve kolay bir şekilde birçok hizmet alabiliyor. Otomobil üreticileri ve bayiler, özel bakım paketleri sunarak müşterilere daha iyi bir deneyim yaşatmayı hedefliyor. Bu paketler, düzenli bakım, lastik değişimi, yağ değişimi gibi hizmetlerin yanı sıra belirli bir süre veya kilometre sınırlaması gibi avantajları içeriyor. Diğer yandan elektrikli araçların popülerliğinin artmasıyla, bu alandaki hizmetler de gelişiyor. Elektrikli araç sahipleri, şarj istasyonlarını bulma, şarj süresini izleme ve hatta uzaktan şarj etme gibi hizmetlerden daha kolay yararlanabiliyorlar. Bunlar, otomotiv sektöründe dijitalleşmenin sunduğu fırsatların sadece birkaç örneği” ifadelerini kullandı.

“Tüm hizmetleri tek noktadan yönetme imkanı sunuyoruz”

Rabam olarak teknolojinin bu dönüşüm sürecinde araç sahiplerine daha fazla kolaylık ve fayda sunabilmek için çalıştıklarını söyleyen Günay, “Geleneksel hizmet modellerinin yerini, dijital uygulamaların ve yazılımların almasıyla, araç sahipleri için büyük kolaylık ve fırsatlar sunuluyor. Biz de Rabam olarak, dijitalleşmenin sunduğu olanakları titizlikle gözlemleyerek, araç sahiplerine çeşitli hizmetleri tek bir noktadan yönetme imkanı sunuyoruz. Bakım, muayene, araç yıkama, hasar onarımı, ekspertiz, akaryakıt ve lastik değişimi gibi 7 farklı alanda 50’den fazla hizmet sunarak, araç sahiplerinin ihtiyaçlarına cevap vermeyi amaçlıyoruz. Sürücülerin ilgi odağı haline gelen uygulamamız, geniş veri tabanıyla araçlarıyla ilgili her detayı kullanıcılarımızın kontrolüne sunuyor” dedi.

Continue Reading

Otomotiv Sektörü

Mercedes-Benz Otomotiv’e staj başvuruları başladı

Dijitalleşmeyi odağına koyan Mercedes-Benz Otomotiv, rotasını yıldızlara çevirmeye hazırlanan, üniversite son sınıfa geçecek lisans veya yüksek lisans öğrencilerini, ‘DRIVE UP’ adındaki Uzun Dönem Staj Programı’na bekliyor.

  • Ders saatlerine uygun, esnek çalışma saatlerine imkân veren staj programına son katılım tarihi 18 Mart 2024.
  • Programa katılacak gençler, Mercedes-Benz Otomotiv’in araç satışlarında dijitalleşmeyi odağına alan iş modeli doğrultusunda global projelerde sorumluluk alıyorlar.

Mercedes-Benz Otomotiv A.Ş., şirket içindeki farklı pozisyonlarda görevlendirilmek üzere, 2024 Uzun Dönem Staj Programı ‘DRIVE UP’ için başvuruları kabul etmeye başladı. Programa başvurular online başvuru platformu üzerinden 18 Mart’a kadar kabul ediliyor. Uzun dönem stajyer olmak isteyenler için aranan şartlar:

  • 4 yıllık bir üniversite veya yüksek lisans öğrencisi olup 2025 yılı içerisinde öğrenim gördüğü programdan mezun olmak.
  • Okul döneminde en az 2 gün, sömestr ve yaz tatilinde tam zamanlı olarak çalışabilmek.
  • En az bir yabancı dili (İngilizce ve/veya Almanca) iyi seviyede bilmek.

Staj döneminde öğrencileri bekleyenler

Dijitalleşmeyi odağına alan Mercedes-Benz Otomotiv’in ‘DRIVE UP’-Uzun Dönem Staj Programı 2024’e, rotasını yıldızlara çevirmeye hazırlanan, üniversite son sınıfa geçecek öğrenciler veya yüksek lisans öğrencileri bekleniyor. Bu programda görev alan kariyerlerinin başlangıcındaki öğrenciler, iyi bir takım oyuncusu olmayı, inisiyatif almayı ve iş hayatını öğreniyorlar. Programa katılacak gençler, Mercedes-Benz Otomotiv’in dijitalleşmeyi odağına alan iş modeli doğrultusunda global projelerde sorumluluk alıyorlar.

Staj programı dahilinde öğrenciler, 11 ay boyunca yeteneklerini ortaya koyabilecekleri görevler üstleniyor. Yaratıcı ve yenilikçi fikirlerini destekleyen ekip arkadaşları ile tanışarak kişisel ve profesyonel gelişimleri için çeşitli eğitimler alıyorlar. Ayrıca stajyerler, ders programlarına göre çalışma günlerini kendileri belirleyebiliyor. Bu sayede esnek ve eğlenceli bir çalışma ortamında kariyerlerine başlıyorlar. Programa kabul edilen öğrenciler mezuniyetlerinden sonra Mercedes-Benz Otomotiv’de işe alınma fırsatına da sahip oluyorlar.

’DRIVE UP’-Uzun Dönem Staj Programı 2024’te yer alan departmanlar:

  • Bilgi Teknolojileri (IT) (Yazılım Geliştirme, SAP Danışmanlığı, İş Analistliği, Proje Yönetimi, Süreç Danışmanlığı, İş Zekâsı ve Veri Analitiği, Mühendislik Teknolojileri vb.)
  • Satış Pazarlama
  • Satış Sonrası Hizmetler
  • Kurumsal İletişim
  • Finans, Muhasebe, Finansal Kontrol ve Raporlama, Dış Ticaret, Kredi Risk
  • İnsan Kaynakları
  • Satın Alma
  • Hukuk ve Uyum
  • Müşteri Hizmetleri ve Operasyon

’DRIVE UP‘–2024 Uzun Dönem Staj Programı’na buradan başvurabilirsiniz. https://live.peoplise.com/mercedesbenzotomotiv/Application/Landing/a6792a76-c4fa-46e5-910e-caba27b1ea0a

Continue Reading

Otomotiv Sektörü

ARAÇ EMNİYET SİSTEMLERİNİN KRİTİK ROLÜ: TRAFİK GÜVENLİĞİNDE ORİJİNAL PARÇA VE UZMANLIK ÖNEMLİ

Gün geçtikçe artan trafik yoğunluğu ve değişen yol koşulları, trafik güvenliğini daha da kritik hale getiriyor. D-Expert Genel Müdür Yardımcısı Ozan Ayözger, özellikle büyük şehirlerde sıkça yaşanan trafik kazalarında, araç içi güvenlik sistemlerinin önemine dikkat çekiyor. Ayözger, bu hayati bileşenlerin doğru çalışabilmesi için onarımlarının, orjinal yedek parça kullanılarak, uzman bir personel tarafından gerçekleştirilmesi vurgusunu yapıyor.

Orijinal Yedek Parçaların Kritik Rolü

Emniyet sistemlerinin kazalar sonrasında etkili bir şekilde devreye girmesinin sürücü ve yolcuları ciddi yaralanmalardan koruduğunu belirten Ayözger, “Airbag ve emniyet kemerleri temelde pasif güvenlik sistemleridir. Sistemin görevi; bir kaza anında sürücü ve yolcuların mümkün olan en iyi seviyede korunmasıdır. Bu sebeple hasarlı ve arızalı parçaların, orjinal yedek parçalar ile uzman personeller tarafından yenilenmeleri gerekmektedir” dedi.

Sökme ve Takma İşlemlerine Dikkat

Araç servis geçmişinin titizlikle incelenmesinin, sürüş ve yolcu güvenliği açısından kritik önem taşıdığına dikkat çeken Ayözger, orijinal parçalarla yapılmayan müdahalelerin ciddi sonuçlar doğurabileceğini ayrıca sökme-takma işlemlerinin uzman personeller tarafından ve son teknoloji cihazlarla gerçekleştirilmesi gerektiğini ifade etti. Ayözger, açıklamalarında şunları kaydetti: “Sürüş ve yolcu güvenliği, araçların bakım ve onarım süreçlerinde kullanılan parçaların kalitesiyle doğrudan ilişkilidir. Bu nedenle, ilgili parçalara sadece yetkili servislerin müdahale etmesi hayati önem taşır. Kontroller, gelişmiş ekipmanlar ve uzman personel tarafından gerçekleştirilmelidir.’’

En Küçük Yanlış Müdahale Ölümcül Sonuçlara Neden Olabiliyor

 Ayözger, “OBD taraması esnasında ve görsel kontrollerimizde şüphe edilen bir bulguya rastlamamız durumunda müşterilerimize bilgi vererek yetkili servis kontrolü yapılmasını öneriyoruz” diyor ve ekliyor: “Yetkili servisler dışında yapılacak en küçük yanlış müdahalenin istenmeyen sonuçlara neden olabileceğini bilmemiz sebebiyle bu önlemi alıyoruz.”

Hasar Denetim Süreciyle Birlikte İkinci Elde Standartlar Yükseliyor

Son olarak hasar denetim süreçlerinin kritik önemini vurgulayan Ayözger şunları kaydetti: “Hasar denetim süreci, bir dizi hedefi gerçekleştirmeyi amaçlamaktadır. Bu hedefler arasında hasar maliyetlerini etkili bir şekilde azaltmak, araçların kalite standartlarına uygun bir biçimde onarılmasını sağlamak, araçların onarımını tamamladıktan sonra detaylı bir kontrol yaparak, doğru bir şekilde onarıldığından emin olmak, ikame araç süresini kısaltmak, kullanıcı memnuniyetini artırmak ve onarımdan geçen araçların ikinci el satış değerlerini korumak yer almaktadır.”

Continue Reading

Popüler