Connect with us

Genel

Sürücü Destek Sistemi İşi Yüzde 40 Büyüyecek 

 Elektromobilitede başka hiçbir şirket Bosch kadar fazla seçenek sunmuyor. Bosch, eBike’tan inşaat makinelerine ve silisyum karbür çiplerden önceden entegre edilmiş e-aks modüllerine kadar geniş bir yelpazeye sahip. Bu durum karşılığını veriyor.

Elektromobilite alanında Bosch, pazardan iki kat hızlı büyüyor ve bu yıl 1 milyar avrodan fazla satış yapacak. Bu iş hız kazanmaya devam ediyor ve 2025’e kadar satışların beş kat artması bekleniyor. Münih’te gerçekleştirilen IAA Mobility 2021’de Bosch Yönetim Kurulu Başkanı Denner, “Elektromobilite, temel işlerimizden biri olacak ve CO2’siz mobilite de bir büyüme alanı olacak. Zorlukları fırsatlara dönüştürüyoruz. Bosch’ta işleri böyle yürütüyoruz” dedi. Bu büyüme alanları arasında otonom sürüş de yer alıyor. Tüm otonom sürüş seviyelerinin dayanağını sürücü destek sistemleri oluşturuyor. Yüzde 40 ile pazar lideri olan Bosch, bu alanda da pazardan daha hızlı büyüyor. Şirketin elektromobilite ve otonom sürüş alanlarındaki sağlıklı konumu, Covid krizinin, çip kıtlığının ve mobilite dünyasının daha hızlı dönüşümünün hakim olduğu pazar ortamında başarılı bir şekilde tutunmasına yardımcı oluyor. Mobilite Çözümleri faaliyet alanının satış gelirleri bu yıl yüzde 10 artacak. Denner, “Bosch bir teknoloji lideri ve bu da ticari başarı anlamına geliyor.” dedi.

Elektrikli sürüş – Bosch’un yüksek teknolojisi sayesinde büyük bir atılım

Elektromobilite, Bosch başarı hikayesinin bir sonraki bölümü olacak. Bugüne kadar yapılan 5 milyar avroluk ön yatırım ve pazardaki en verimli elektrikli güç aktarım sistemi çözümleri, şirketin bu alanda bir atılım gerçekleştirmesine yardımcı oluyor. Sadece bu yıl, 700 milyon avro daha yatırım yapılacak. Bosch kendisini geleceği şekillendiren proaktif bir şirket olarak görüyor. Yönetim Kurulu Üyesi ve Mobilite Çözümleri Faaliyet Alanı Başkanı Dr. Stefan Hartung, “Dünya genelinde elektrikli araçlara yönelik artan talebe hazırlanıyoruz ve 2035 yılında yeni kaydedilen tüm araçların yüzde 60’ının elektrikli olmasını bekliyoruz” dedi. Bosch, eBike’lar alanında yenilikçiliğin pazarlar yaratabileceğini on yıldır gösteriyor. Şirketin amacı, tüm ürün yelpazesinde geleceğin mobilitesini şekillendirmek. Denner, “İklim dostu olmalı, fakat aynı zamanda uygun fiyatlı ve cazip olmalı, özellikle de AB’nin belirlediği iddialı hedefler ışığında. Gelecekte insanlar ve yükler yalnızca bu şekilde mobil kalabilir” dedi. Bu doğrultuda Bosch, ulusal politikanın gereklilikleri doğrultusunda, her tür mobilite için dünya çapında iklim dostu çözümler sunarak, teknolojiden bağımsız bir yaklaşım benimsemeye devam ediyor. Bosch sadece bataryalı elektrikli güç aktarım sistemlerine değil, yakıt hücreli güç aktarım sistemlerine de yatırım yapıyor ve Çin, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa’daki müşteri projelerinde yer alıyor. Bosch teknolojisini kullanan ilk kamyonlar Çin’de yola çıktı bile.

Bosch teknolojisi insanların günlük yaşamlarını kolaylaştırmaya yardımcı oluyor. Elektrikli araç kullanımında şarj işlemi belirleyici bir rol oynuyor. Bosch, Münih’te elektrikli otomobiller için yeni bir esnek şarj kablosunu görücüye çıkarıyor. Tip 2 ve ev tipi fişler için entegre kontrol ve güvenlik teknolojisi ve adaptörler içeriyor. 230 voltluk bir prizde şarj ederken bile, normalde kullandığımız kablo içi kontrol kutusu olmaksızın şarj edilebilir. Bu, üç kilogramdan daha hafif olduğu anlamına gelir ve kumanda kutuları bulunan geleneksel şarj kablolarından yüzde 40 daha hafiftir. Sürücüleri yolculukları sırasında şarj noktası arama zahmetinden kurtarmak için Bosch web tabanlı şarj hizmeti, Avrupa’da 200.000’den fazla şarj noktasına sıkıntısız ödeme de dahil olmak üzere erişim imkanı sunuyor.

Otonom sürüş – Bosch her şeyi tek bir kaynaktan sunuyor

Alan kontrol üniteleri, sensörler, yapay zeka: Bosch portföyünde otonom sürüşün tüm unsurları bulunuyor ve şirkette, her seviyede çalışan yaklaşık 5.000 mühendis bulunuyor. Bu unsurlar arasında, sürücülerin ellerini direksiyondan çekmelerini sağlayan geliştirilmiş destek işlevleri de yer alıyor. Ayrıca Bosch sayesinde tamamen sürücüsüz fonksiyonlar da mümkün. Denner, “Otonom vale park etme alanında pilot projelerle Bosch, Almanya ve ABD’de standartlar belirledi.” dedi.  Bosch, bu işlevi Stuttgart havalimanındaki P6 otoparkına yerleştirmek için halihazırda Mercedes-Benz ve diğer ortaklarla çalışıyor. Yeni Mercedes-Benz S-Serisi, bunun için gereken teknolojiye sahip dünyanın ilk üretim aracıdır. Sürücüsüz araçların akıllı telefon komutuyla ayrılmış bir park yerine gidebilmesi için Bosch, otoparkı sabit kurulum video kameralar gibi teknolojilerle donatıyor.

2025 yılına kadar 1.000 otoparkın daha aynı yolu izlemesi bekleniyor. Bu tür gelişmelerin getirdiği ekstra rahatlık için Bosch, her şeyden önce otonom sürüşün karayolu trafiğini daha güvenli hale getirebileceğini düşünüyor. Bosch elektronik denge programından otomatik acil frene kadar birçok alanda sistemler konusunda öncülük ediyor ve kazasız sürüş hedefine devam ediyor. Aynı zamanda şirket, otomobillerin ihtiyacı olan akıllı teknolojilerin temelini oluşturan yenilikçi yazılımları sunuyor. Denner, “Geleceğin yazılım ağırlıklı mobilitesinde bile, derin sistem uzmanlığımız bir avantaj olacaktır. Bosch, yerleşik elektronik ürünler ve otomobillerin bağlanacağı nesnelerin interneti dünyasında da uzmandır.” dedi.

Ağa bağlı sürüş – Bosch motor kapağının ötesini düşünüyor

Bosch’un on yıl önce tahmin ettiği gibi, araçlar giderek artan şekilde internet bağlantı noktalarına dönüşüyor. Gelecekte, güç aktarım performansı veya verimlilik kadar yazılım da önemli olacak. Bosch bu değişimi aktif olarak şekillendiriyor. Şirket bu konuda iyi bir konumda. Mobilite Çözümleri faaliyet alanındaki Ar-Ge çalışanlarının yaklaşık yarısı yazılım mühendislerinden oluşuyor. Yeni Bosch eBike Flow uygulamasının da gösterdiği gibi, bisiklet bile internete giriyor. Örneğin, bileşenlerdeki yazılımın güncelleştirilmesini sağlıyor. Ayrıca, yazılım entegrasyonu giderek daha önemli hale geliyor. Burada da Bosch gerekli uzmanlığa sahip. 2025’e kadar bilgi-eğlence bilgisayarlarının bilgi işlem güçleri ve yazılım karmaşıklıkları iki katına çıkacak. Bosch, farklı yazılım modüllerinin birbiriyle güvenli bir şekilde çalışmasını da sağlar. Bağlanabilirlik söz konusu olduğunda, şirketin fikirleri araçların çok ötesine geçiyor. Hartung, “Bosch sadece otomobil alanında değil; aynı zamanda fabrika ve ev ortamlarında da uzmandır. Diğer şirketlerden bizi ayıracak şekilde farklı alanları birbirine bağlıyoruz” dedi. Bu yılın Nisan ayından bu yana, MBUX sesli desteğini ön plana çıkaran Mercedes-Benz modelleri de Bosch’un akıllı ev uygulamaları için bir komuta merkezi oldu. Sürücü koltuğundan akıllı ev sistemi ile iletişime geçmek ve ışıkları kapatmak, panjurları açmak ve ısıtmayı kontrol etmek için sesli komut yeterli. Tüm bunlar, Bosch teknolojisinin sürdürülebilir, güvenli ve heyecan verici mobiliteye giden yolu açtığını gösteriyor.

Continue Reading
Tıkla Yorum Yap

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel

Hyundai Hidrojen Yakıt Hücresi İçin Kore’de Yeni Bir Tesis Kuruyor

Hyundai, Güney Kore’nin Ulsan kentinde yeni hidrojen yakıt hücresi üretim tesisinin temel atma törenini düzenledi. Bu adım, ülkeyi enerji dönüşümünde küresel bir lider haline getirme hedefinin önemli bir parçası olarak görülüyor.

Yeni tesis, daha önce içten yanmalı motor şanzımanı üreten fabrikanın bulunduğu 43.000 metrekarelik alanda kurulacak. Bu seçim, Hyundai’nin geleceğin mobilitesine geçişini sembolik biçimde temsil ediyor. 2027’de tamamlanması planlanan tesis, kimyasal işleme ve montaj operasyonlarını entegre ederek yılda 30.000 yakıt hücresi ünitesi üretecek. Tesis, Hyundai Motor Grup’un “Hydrogen for Humanity (İnsanlık İçin Hidrojen)” anlamına gelen HTWO markası altında faaliyet gösterecek.

Yaklaşık 675 milyon dolarlık yatırım değerine sahip tesis, binek otomobiller, ticari kamyonlar, otobüsler, iş makineleri ve deniz taşıtları gibi çeşitli mobilite uygulamaları için yeni nesil hidrojen yakıt hücreleri ve elektrolizörler üretecek.

Temel Teknolojilerde İlerleme

Tesis, iki temel ürün aracılığıyla Hyundai Motor Grup’u küresel hidrojen teknolojisinde ön safa taşımayı hedefliyor:

  • Yeni nesil hidrojen yakıt hücresi: Hyundai, mevcut modellere kıyasla daha yüksek güç çıkışı ve dayanıklılık sunarken, maliyet rekabetçiliğiyle küresel pazarda liderlik hedefliyor. Yakıt hücreleri, hidrojen ve oksijen arasındaki elektrokimyasal reaksiyonlarla elektrik üreten sistemlerdir ve araçlarda jeneratör görevi görür.
  • PEM elektrolizörler: Kore’de ilk kez üretilecek yüksek verimli polimer elektrolit membran (PEM) elektrolizörleri, sudan karbon emisyonu olmadan yüksek saflıkta hidrojen üretebilen sistemlerdir. Bu teknoloji, küresel net sıfır hedeflerine ulaşmada kritik bir rol oynayacak. Hyundai, yaklaşık 30 yıllık yakıt hücresi geliştirme tecrübesi sayesinde elektrolizör bileşenlerinde %90 oranında yerelleştirme sağlamıştır.

Şirket, elektrolizör yığını geliştirmiş ve 2025 Şubat ayında tamamlanan 1 MW’lık konteyner tipi bir sistem şu anda günde 300 kg’dan fazla yüksek saflıkta hidrojen üretmektedir. Ayrıca Jeju Adası’nda 5 MW sınıfı büyük ölçekli bir proje geliştirilmekte olup, tam kapsamlı bir yeşil hidrojen ekosistemi kurmayı hedeflemektedir.

Gelişmiş Üretim Platformu

Hyundai, Ulsan’daki yeni hidrojen yakıt hücresi üretim tesisini, insan odaklı üretim uzmanlığından elde ettiği birikimle geliştirilmiş ileri bir üretim platformu olarak işletmeyi planlıyor.

Tesis, iş gücü yükünü azaltmak ve operasyonel verimliliği artırmak için robotik teknolojilerden yoğun şekilde yararlanacak. Ayrıca gelişmiş izleme sistemleriyle en küçük güvenlik riskleri bile tespit edilerek çalışanların güvenliği ön planda tutulacak.

Hidrojen Ekosistemini Genişletmek

Üretilen yakıt hücreleri, binek otomobillerden ağır ticari kamyonlara, otobüslerden iş makinelerine ve deniz araçlarına kadar çok çeşitli uygulamalara göre optimize edilecek.

Hyundai Motor Grup, yakıt hücrelerinin ötesinde hidrojen değer zincirinin tamamını kapsayan çözümler geliştiriyor. Üretimden depolamaya, taşımadan kullanıma kadar her aşamada kamu kurumları, küresel şirketler ve araştırma kuruluşlarıyla iş birliği içinde çalışıyor.

Temel atma töreni, hükümet, yerel otoriteler ve endüstri paydaşları arasında iş birliği platformu oluşturmayı amaçlayarak hidrojen ekonomisini hızlandırmak için birleşik bir yaklaşımı güçlendirdi. Hyundai Motor, karbon nötrlüğünü destekleyecek stratejik ortaklıklarını genişletmeyi ve küresel hidrojen liderliğini pekiştirmeyi hedefliyor.

Törende katılımcılar, çok nesilli yakıt hücreleri ve elektrolizörleri, ayrıca hidrojenle çalışan yeni nesil NEXO SUV, kamyonlar, ekskavatörler, gemiler, traktörler ve forkliftler gibi birçok hidrojenli aracı yakından inceleme fırsatı buldu. Yeni tesisin, pazar büyümesine paralel olarak üretim ölçeğini artırması, küresel hidrojen ekosisteminin genişlemesine ve altyapı gelişimine önemli katkı sağlaması bekleniyor.

Törende ayrıca Hyundai Motor Grup ile Koreli otobüs üreticisi KGM Commercial arasında yakıt hücresi tedarikine ilişkin bir mutabakat zaptı imzalandı. Bu anlaşma, tesisin Kore’nin hidrojen ekosisteminin gelişiminde oynayacağı kritik rolü bir kez daha vurguladı.

Continue Reading

Genel

Şarj Sektörü Artan Elektrikli Araç Satışlarına Hızla Ayak Uydurdu!

Elektrikli araç (EV) pazarında son iki yılda yaşanan hızlı büyüme, şarj altyapısında da tarihi bir ivmeyi beraberinde getirdi. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) verilerine göre, Ağustos 2025 itibarıyla Türkiye’de toplam 33.592 şarj soketi aktif durumda. Bunların 14.308’i DC (hızlı), 19.284’ü AC (yavaş) tipte hizmet veriyor. Aynı dönemde trafiğe kayıtlı elektrikli araç sayısı 310.668 adede ulaşarak bir önceki yıla göre %100’ün üzerinde artış kaydetti. Ovolt & Sharz.net Genel Müdürü Hakan Koca, Türkiye’nin şarj altyapısındaki hızlı gelişimini “dijital dönüşümün enerjiyle birleştiği bir dönem” olarak tanımladı.

 

Güncel elektrikli araç pazarı gelişiminin yanında, şarj sektörünün nihai konumu hakkında önemli değerlendirmelerde bulunan Ovolt & Sharz.net Genel Müdürü Hakan Koca, “Bu tablo, Türkiye’nin elektrikli araç pazarında Avrupa’nın en dinamik ülkelerinden biri haline geldiğini bizlere gösteriyor. 2024’te otomotiv pazarının yaklaşık yüzde 27’sini oluşturan hibrit ve elektrikli araçların toplam payının, 2025 sonunda yüzde 30’un üzerine çıkması bekleniyor. Yerli üretici Togg’un lokomotif etkisi, ABD’li (Tesla) ve Çinli markaların (özellikle BYD) agresif girişleri, bu büyümenin başlıca itici güçleri arasında ve bu rekabet sektöre yeni dinamikler katıyor. şeklinde konuştu.

 

Diğer yandan enerji altyapısı tarafında da dikkat çekici gelişmeler olduğunu aktaran Koca, “Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın “Elektrikli Araçlar için Hızlı Şarj Altyapısı Destek Programı” kapsamında bu yıl 81 ilde 529 yeni hızlı şarj ünitesine destek sağlandı. Bu kapsamda yaklaşık 1 milyar TL’lik yatırımın 300 milyon TL’si hibe olarak açıklandı. Ayrıca YEK-G sertifikalı “yeşil şarj” noktaları sayesinde, istasyonlarda yenilenebilir enerji kullanımının yaygınlaşması yönünde önemli adımlar atılıyor. Yatırımcı bir şirket olarak bunu çok değerli buluyoruz.” dedi.

Hedef 2026’da Güçlü 1000 soket

Ovolt & Sharz.net Genel Müdürü Hakan Koca, Türkiye’nin şarj altyapısındaki hızlı gelişimini “dijital dönüşümün enerjiyle birleştiği bir dönem” olarak tanımladı: “Elektrikli araç ekosistemi, yalnızca araç satışlarındaki artışla değil, kullanıcı deneyimi ve güvenilir altyapı ile büyüyebilir. Biz Ovolt & Sharz.net olarak, bugün 570’in üzerinde soketle faaliyet gösteriyoruz. OPET ile stratejik iş birliğimiz sayesinde 2026’da 1000’in üzerinde güçlü (kapasitesi yüksek) sokete ulaşarak, her segment için en erişilebilir ve güvenilir şarj ağını oluşturmayı hedefliyoruz.”

 

Koca, ayrıca sektörün geleceğini belirleyecek en önemli unsurun şarj hızına erişim ve enerji verimliliği olduğunu özellikle vurguladı: “Şarj altyapısının yaygınlaşması kadar, hızlı şarj (DC) istasyonlarının adil ve verimli dağılımı da çok kritik. Kullanıcı güveni, fiyat şeffaflığı, veri paylaşımı ve sürdürülebilir enerji kullanımı bu dönüşümün bel kemiğini oluşturuyor.”

Ovolt & Sharz.net, mobil uygulama üzerinden doluluk durumu takibi, şeffaf fiyatlandırma, 7/24 teknik destek ve yenilenebilir enerjiyle çalışan şarj noktalarıyla kullanıcı deneyimini sadeleştirmeyi hedefliyor. Ayrıca Müşteri Memnuniyeti ve Güvenliği için elektrikli araç şarj deneyimini IoT tabanlı alarm sistemleri, kamera izleme ve 7/24 personeli olan OPET akaryakıt istasyonlarıyla birleştirip, uzaktan izleme ve sigorta destekli koruma altyapıları ile sektörün güvenlik standartlarını yükseltmeyi amaçlıyor.

“Şarj altyapısındaki dönüşüm tüm hayatımızı değiştirecek”

Türkiye’nin 310 bini aşan elektrikli araç parkı, önümüzdeki dönemde 500 bin sınırına yaklaşırken; şarj sektörü de artık yalnızca enerji değil, sürdürülebilir ulaşımın temel omurgası olarak konumlanıyor. Hakan Koca, “Bizim için şarj altyapısı, mobilitenin değil yaşamın dönüşümüdür. Şarj altyapısındaki dönüşüm ile tüm hayatımız yıllar içinde değişecek. Ovolt & Sharz.net bu dönüşümün güvenilir omurgası olmayı sürdürmeyi istiyor.” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.

Continue Reading

Genel

Audi A6 Sportback e-tron: Uzun Yolculukların Sessiz ve Güçlü Yol Arkadaşı

Elektrikli mobilitede yeni bir dönem başlatan Audi A6 e-tron, üstün menzili, gelişmiş sürüş teknolojileri ve konfor odaklı donanımlarıyla uzun yolculukların vazgeçilmez yol arkadaşı oluyor. Modelin Sportback kasa tipiyle gerçekleştirilen test sürüşü de bunu kanıtlar nitelikte. 1.000 kilometreden uzun bir rotada sergilediği performans, modelin elektrikli mobilitede konfor ve verimliliği bir araya getirdiğini ortaya koyuyor.

 

Audi’nin tamamen elektrikli ürün gamında, Premium Platform Electric (PPE) altyapısı üzerinde geliştirilen ikinci modeli olan A6 e-tron; uzun mesafeli yolculuklarda sunduğu sessizlik, sürüş konforu ve yüksek performansla öne çıkıyor. Aerodinamik gövde yapısı, gelişmiş batarya teknolojisi ve segment lideri menzil değerleriyle A6 e-tron, her iki gövde seçeneğiyle hem günlük kullanıma hem de uzun yolculuklara en ideal bir yanıt veriyor.

 

Gerçek Bir Uzun Yol Testi: 1.000 Kilometrelik Elektrikli Yolculuk

Audi A6 e-tron’un uzun yol performansı, Sportback versiyonunun kullanıldığı ve Danimarka’nın Kopenhag kentinden başlayarak Norveç’in Bergen şehrine uzanan 1.000 kilometrelik rotada, farklı zemin ve yükseklik koşullarında test edildi. Bu testte amaç, WLTP ölçüm standartlarının ötesine geçerek aracın gerçek sürüş koşullarındaki performansını değerlendirmekti.

 

Sürüş boyunca A6 Sportback e-tron, enerji tüketimini optimize eden termal yönetim sistemi ve adaptif enerji geri kazanım fonksiyonları gibi verimliliği artıran teknlojileri kullandı. Ayrıca, yalnızca 0,21‘lik aerodinamik sürtünme katsayısı sayesinde yüksek hızlarda hava direncini minimuma indirerek enerji verimliliğine katkı sağladı. Ortalama hava sıcaklığının 20°C civarında seyrettiği, hız sınırlarının 100–110 km/s aralığında olduğu rotada, aracın ortalama enerji tüketimi 15–16 kWh/100 km olarak ölçüldü. Bu değer, günlük sürüş şartlarında tam şarjla yaklaşık 625 ila 670 kilometrelik menzil anlamına geliyor.

 

Yolculuk sırasında şarj planlaması da rota tasarımı kadar önemliydi. 350 kW gücündeki hızlı şarj istasyonlarında yapılan kısa duraklamalarla, yalnızca 7 dakikalık bir şarjda 140 kilometre ek menzil sağlandı. Bu performans, 800 voltluk elektrik mimarisine sahip PPE platformunun sunduğu yüksek voltaj desteği sayesinde mümkün oldu.

An Audi A6 Sportback e-tron in Glacier white metallic is parked in the harbor of the Norwegian city of Bergen. Historic buildings and a fishing boat are in the immediate background.

Sınırları Zorlayan Verimlilik

Audi A6 Sportback e-tron performance, WLTP normlarına göre 754 kilometreye kadar menzil sunarak segmentinde referans bir noktaya ulaşıyor. 100 kWh kapasiteli batarya paketi ve optimize edilmiş enerji yönetim sistemi sayesinde bu menzil yalnızca laboratuvar koşullarında değil, günlük kullanımda da yüksek verimlilikle elde edilebiliyor.

 

Gerçek dünyada gerçekleştirilen 1.000 kilometrelik uzun yol testi de bu verimliliği doğruladı. WLTP standardına göre elde edilen teorik menzil değeri ile gerçek sürüş verileri karşılaştırıldığında, A6 Sportback e-tron’un hem test ortamlarında hem de gerçek yolda üst düzey enerji yönetimi sunduğu net biçimde ortaya kondu.

 

Test boyunca yalnızca iki şarj molası yeterli oldu. Her biri önceden planlanan yüksek güçlü şarj noktalarına, batarya seviyesi yüzde 10’un altına inmeden ulaşıldı ve sürüş kesintisiz bir şekilde sürdürüldü.

 

Sürüş Konforunda Yeni Bir Standart

Gelişmiş süspansiyon sistemi ve özel ön aks mimarisi sayesinde A6 Sportback e-tron, uzun mesafeli yolculuklarda bile yorgunluk hissini en aza indiriyor. Opsiyonel olarak alınabilen adaptif havalı süspansiyon, yük durumuna göre otomatik olarak ayarlanarak hem sürüş konforunu artırıyor hem de aracın aerodinamik verimliliğine katkı sağlıyor. Audi Drive Select’in “Efficiency” modunda, gövde yüksekliği 20 mm’ye kadar düşürülerek menzil daha da optimize ediliyor.

 

Geniş Yaşam Alanı ve Akıllı Saklama Çözümleri

PPE platformunun sunduğu düz zemin tasarımı, iç mekânda ferah bir yaşam alanı yaratıyor. A6 Sportback e-tron ve A6 Avant e-tron modellerinin her ikisinde de 502 litrelik arka bagaj ve 27 litrelik ön bagaj hacmi sunuluyor. Bu kapasite, yaz tatilleri, kamp yolculukları veya sportif aktiviteler için gereken tüm eşyaları kolayca taşıyacak alan sunuyor.

 

Dijital Konfor ve Etkileşimli Deneyim

Yeni nesil Audi iç mekân mimarisi, “İnsan Odaklılık” ve “Dijital Sahne” ilkeleri doğrultusunda tasarlandı. 14,5 inç OLED merkezi ekran, 11,9 inç Audi sanal kokpit ve opsiyonel 10,9 inç yolcu ekranı, sürücü ve yolculara bütünsel ve etkileşimli bir dijital deneyim sunuyor. PDLC teknolojili panoramik cam tavan ise iç mekâna hem ferahlık hem de estetik bir dokunuş katıyor.

 

Güvenlik ve Estetik Bir Arada: Aydınlatma Teknolojileri

Kişiselleştirilebilir dijital OLED arka farlar, ikinci nesil Matrix LED teknolojisi ve iletişim ışığı gibi yeniliklerle donatılan A6 Sportback e-tron, sadece şık bir görünüm sunmakla kalmıyor; aynı zamanda sürüş güvenliğine de katkı sağlıyor. Özellikle tünel geçişlerinde ve düşük görüş koşullarında sağladığı görüş desteği, güvenli sürüş deneyimine katkı sağlıyor.

Continue Reading
Reklam
Reklam
Reklam

Popüler