Şarj Sektörü
EMOD: Şarj istasyonu kurmak kolaylaşmalı


Emobilite Operatörleri Derneği (E-MOD) Başkanı Murat Pınar, şarj ağı operatörlerinin belediyelere ödediği bedeller ile otoyol üzeri alanlardaki yüksek kiraların düşürülmesini istedi, sektörde şirket evililikleri beklendiğini söyledi.
Şarj istasyonu kurmak kolaylaşmalı
Enerji Günlüğü – Elektrikli araçlar ve onlara enerji sağlayan şarj altyapısı giderek yayılıyor. Konuya ilgi de öyle. Yeni araç almayı düşünen her birey elektrikli otomobili de seçenekler arasında tutuyor artık. Ancak daha gidilecek çok yol var. Peki bu konuda insanlığı nasıl bir yol haritası bekliyor? Elektrikli araç şarj istasyonu işletme ağı ile alt yapısının ve elektrikli araç şarj hizmetinin geliştirilmesine katkıda bulunmak amacıyla kurulan Emobilite Operatörleri Derneği EMOD’un Başkanı Murat Pınar, Enerji Günlüğü’nün sorularını cevapladı.
Elektrikli mobilite veya kısaca e-mobilite denilince genel olarak elektrik enerjisiyle çalışan taşıtların ve bunların altyapısının kullanımını anlamalıyız. Bu terim, elektrikli araçlar, şarj istasyonları, enerji depolama sistemleri ve ilgili teknolojilerin geliştirilmesi, kullanımı ve entegrasyonuyla ilgili bir dönüşüm sürecini ifade ediyor.
Son zamanlarda neden herkesin dilinde, önemi nereden geliyor?
E-mobilite kavramı; çevresel etkileri azaltma, enerji verimliliğini arttırma, fosil yakıtlardan kaynaklanan kirliliği azaltma ve sürdürülebilirlik gibi hedeflere ulaşma çabalarının önemli bir parçası. Elektrikli araçlar, içten yanmalı motorlu araçlara göre genellikle daha düşük karbon emisyonlarına sahip ve enerji kullanımı açısından daha verimli. Bu da hem verimlilik hem de doğaya minimum etki açısından oldukça kritik. Dolayısıyla konunun hem Türkiye’nin hem de dünyanın odak noktalarından biri olması buradan ileri geliyor.
Konunun enerji dışı yönleri yok mu?
Var elbette. Örneğin e-mobilitenin en büyük faydalarından biri, daha fazla insan için erişilebilir ulaşım anlamına gelmesi. Hem sürdürülebilir kalkınma amaçlarına hizmet eden enerji yapısı hem de enerji verimliliği sayesinde getirdiği ekonomik tasarruf, bir tercih noktası haline geliyor.
Bu alandaki veriler nasıl ve bize ne söylüyor?
2022 yılında 10 milyon adedin üzerine çıkan dünya genelindeki elektrikli araç satışları 2023’te 14 milyon seviyelerinde gerçekleşti. 2023 sonu itibarıyla dünya genelinde 40 milyondan fazla elektrikli otomobil yollardaydı, bu da yüzde 40’lık bir artışı temsil ediyor.
Bu alanda önümüzdeki yıllarda neler bekleniyor?
Dünyanın 2030 net sıfır hedefi doğrultusunda ulaşılması gereken elektrikli araç satışı 59 milyon adet olarak hesaplanıyor. Bu da toplam satışların yüzde 67’sine tekabül ediyor. World Energy Outlook 2023 analizine göre 2030’da her iki araçtan birinin elektrikli olması bekleniyor. Yani 2035 için bahsettiğimiz senaryo mümkün.
Türkiye’deki eğilim nasıl?
Ülkemizde 2022 yılında satılan tüm araçlar içinde elektrikli araçların payı yüzde 1.7 iken 2023 yılında bu oran yüzde 13.5 ile rekor kırmıştı. 2023 sonu itibarıyla ülkemizde yaklaşık 80 bin adet elektrikli araç var. Hem global markaların elektrikli araç opsiyonları hem TOGG’un yayılımı, artışta etkili oldu ve bu etki daha çok hissedilecek gibi gözüküyor.
Şarj altyapısında durum nedir?
EPDK verilerine göre, 2023ün başında Türkiye çapında 1.719 olan şarj istasyonu sayısı 6.640’a, 3.081 olan şarj noktası (soketi) sayısı ise 14.859 adede yükseldi. Devam eden ve planlanan yatırımlarla, şarj istasyonu sayısının 2024 sonuna kadar 12.000’e yaklaşması, şarj noktası sayısının ise 25.000’i geçmesi bekleniyor.
Araç sayısı ile şarj noktası arasındaki denge nasıl?
Ülkemizde şarj istasyonu başına yaklaşık 5.3 araç düşerken Avrupa’da bu sayı 14 seviyesinde. Avrupa ölçeğinde araç başına düşen şarj istasyonu sayısında da, hızlı şarj noktası sayısında da birinciyiz. Şu an hızlı bir yatırım, dönüşüm sürecindeyiz. Şarj alt yapımız araç sayısındaki artışı karşılayabilecek bir ivme ile büyümeye devam ediyoruz. Araç başına düşen şarj istasyonu sayısında ülkemiz, Avrupa ülkeleri arasında birinci durumda. Türkiye’nin Avrupa’daki kritik konumunu ileride de koruyacağını düşünüyoruz.
Daha gidilecek çok yol var sanırım…
Henüz yolun başında olduğumuzu söyleyebilirim. Dünyanın net sıfır hedeflerine ulaşabilmesi için 2030 yılında 59 milyonu bulmamız gerekiyor. Bu da tüm dünyanın hızla bir dönüşüm geçirmesi, şarj istasyon ağı ve altyapısının bu dönüşüme hazırlıklı olmasını gerektiriyor. Hem ekosistemdeki oyuncuların hem de ilgili kamu kurum ve kuruluşlara önemli roller düşüyor. Otomotiv firmaları daha uzun menzil sağlayabilen ve hızlı şarjlanan araçlar konusunda büyük ölçekli yatırımlarına devam ediyor. Hem yaygınlığın hem daha hızlı şarjlanma imkanının artırılması için çalışmalar sürüyor. Bu konularda regülasyon ve teşvikler önemli.
Ne tür regülasyonlardan söz ediyoruz?
Şarj ağında coğrafi açıdan dengeli bir yaygınlık sağlanması, özellikle karayollarında yüksek güçlü şarj cihazlarına erişim için gerekli planlamanın yapılması ve yüksek hizmet kalitesini garanti edecek sektörel standartlar getirilmesi ve denetlenmesi kritik öneme sahip.
Yurtdışı pazarına göre Türkiye’de halka açık alanlardaki şarjlanma ihtiyacı çok daha yüksek. Türkiye coğrafyası çok geniş ve 81 ilde rahatça yolculuk yapılabilmesi için gerekli yatırım ve şarj noktasına ulaşılması gerekiyor. Özellikle global markaların yeni elektrikli araç modelleri ve yerli otomobilimiz TOGG ile birlikte tüm Türkiye’de yaygınlaşma ekstra önem kazanıyor. Şehirler arası yollar ve yoğun güzergâhlar için mevcut istasyonların arttırılmasına ihtiyaç var.
E-mobilite yatırımcılara ne tür fırsatlar sunuyor?
Elektrikli araç parkının büyümesi, yatırımcılara sektörün üretim, servis ve işletmecilik tarafında pek çok imkân sunuyor. Bu yıl araç sayısının mevcut sayının iki katını aşması bekleniyor. Buradaki en kritik nokta, yatırım planlarını yaparken gelişen pazarda uzun vadeli ve sürdürülebilir iş modelleri oluşturabilmek ve tüketicinin ihtiyacı olan çözümleri güvenli ve kolay ulaşılır sunabilmek. Ayrıca, çeşitli dönemlerde kamu destek ve teşviklerinden de faydalanmak mümkün. İstihdam tarafında da yüksek nitelikli işgücü ve teknik personel talebi bulunuyor. Elektrikli araçların servis ve bakımı, şarj istasyonlarının kurulum, devreye alma ve saha yönetimi alanlarında yetişmiş işgücü ihtiyacı, yeni istihdam olanakları yaratıyor ve önümüzdeki dönemde de artarak devam edecektir.
Şarj ağı işletmeci sayısına dair neler söylemek istersiniz?
Bazılarının iptal edilmesinden sonra şarj ağı işletmeci lisansı sayısı şu anda 176. Bunların 50’ye yakını henüz şarj ağı oluşturma yükümlülüğünü yerine getirmemiş durumda. Artan denetimler ve mevzuatsal değişiklikler ile artan rekabet nedeniyle yakın zamanda lisanlı işletmeci sayısının 100’ün altına ineceğini öngörüyoruz. Son yıllarda otomotiv sektöründe olduğu gibi şarj operatörleri arasında da şirket evlilikleri görecek gibiyiz.
Mevzuat eksiği var mı? Varsa neler?
Ekosistemin büyümesi ve elektrikli araç kullanımının yaygınlaşması için hem araç üretim ve satış süreçlerini hem de şarj istasyonu üretimi ve şarj ağı kurulumunu kapsayan teşvikler sektörün hızla büyümesi için en önemli unsurlar. Şarj hizmeti ile ilgili düzenlemeler kapsamında ayrıca şarj ağı işletmeci lisansına sahip şirketlerin kurmakla yükümlü oldukları istasyon sayılarında bu yıl içinde değişikliğe gidilmesini bekliyoruz. EPDK tarafından lisans sahibi şirketlere ilişkin mevcut düzenlemede yer alan yükümlülükler ve kurulması gerekli ünite sayılarına ilave olarak, kademeli bir şekilde belli sayıda şarj ünite/soketi adetlerine ulaşma yükümlülüğünün getirilmesi gerektiğini düşünüyoruz.
Bunu neden gerekli görüyorsunuz?
Bu düşüncemizin temelinde sektördeki gerçek yatırımcılarla yükümlülüklerini yerine getirmeyen şirketlerin ayrışması ihtiyacı ile elektrikli araç satışlarının 2024 yılında çok yüksek bir büyüme göstermesi beklentisi yatıyor. Bu kapsamda EPDK tarafından, şimdilik 15 lisansın sonlandırıldığı ve ilerleyen süreçte de yükümlülüklerini yerine getirmeyen lisans sahipleri hakkında benzer sonlandırma işlemlerinin yapılacağı ifade ediliyor.
Sayı artsın isteniyorsa istasyon kurmayı kolaylaştırmak gerekmez mi?
Lisans sahibi şirketleri yatırım süreçlerinde zorlayan şartlar var. Yüksek kira giderleri ve diğer yatırım maliyetleriyle özellikle belediyelere ödenen yüksek bedeller nedeniyle lisans sahiplerinin ciddi zorluklarla karşılaştığını belirtmem gerekir. Bu konuda kamudan yatırım süreçlerini kısaltacak ve maliyetleri azaltacak yasal düzenlemeler konusunda destek taleplerimizi ilgili kurumlara iletmiş durumdayız. Bu arada otoyollarda şarj istasyonlarına ayrılan özel alanlardaki alt yapı maliyetlerinin oldukça yüksek olması nedeni ile devlet desteğinin sağlanması da önem arz ediyor.
Bu alanda sağlıklı büyüme için neler yapılmalı?
Büyük bir ekosistemden bahsediyoruz. Şarj operatörlerinden dağıtım şirketlerine, yatırımcılardan kamu kuruluşlarına, düzenleyicilerden onlara doğru yönlendirme yapacak STK ve akademisyenlere kadar aslında çok büyük bir zincirden ve etki alanından bahsediyoruz. Doğru dönüşümü en optimum şekilde tamamlamak ve Türkiye’yi şarj ağları ile donatmak için hep beraber uyum içinde sağlamak durumundayız.
Peki kimlere ne görevler düşüyor?
Dağıtım şirketlerine düşen başlıca görev şebekeyi e-mobilite dönüşümünün getirdiği elektrifikasyona hazır hale getirmek. Otomotiv distrübütörlerinin yeteri kadar araç geçirmesi, yerli otomobil TOGG’un yaygınlaşması bir ihtiyaç doğuruyor ve bunun en iyi şekilde karşılanması da tekrar otomotiv firmalarının cesaretle Türkiye’de yaygınlaşmasını sağlıyor. Müşterilerin elektrikli araçlara inanması ve gelişen teknoloji ile hem menzil artırımı hem hızlı şarj konusunda iyi tecrübeler edinmesi çok önemli. Sadece istasyon sayısının artırılması yetmeyecek, müşteri memnuniyetini artıracak aksiyonlarla; örneğin dinlenme alanından sadece birkaç dakikada şarja, hızlı ve 7/24 ulaşılabilir destek hatlarına ihtiyaç var. Operatörlerin yaygınlaşma kadar bunlara da önem vermesi gerekiyor.
Mehmet KARA – Enerji Günlüğü
Kaynak: Pınar: Şarj operatörleri arası evlilikler bekleniyor
Şarj Sektörü
En Yakıt şarj ağını 18 yeni noktayla genişletti


En Yakıt, Türkiye’nin dört bir yanında yeni şarj istasyonları açmaya devam ediyor. Son olarak eylül ayında İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Adana, Muğla’da toplam 18 yeni şarj noktası hizmete alındı.
Türkiye’nin ilk elektrikli şarj ağı işletmeci lisansına sahip şirketi En Yakıt, elektrikli araç şarj altyapısına yönelik yatırımlarını sürdürüyor. Türkiye genelinde şarj ağı kapsamını genişletmek üzere çalışmalarına devam eden şirket, eylül ayında Türkiye’nin farklı lokasyonlarında yeni şarj istasyonlarını devreye aldı. En Yakıt’ın yeni yatırımları kapsamında İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Adana ve Muğla’da toplam 18 yeni şarj noktası hizmete sunuldu.
Merkezi noktalarda
Kullanıcıların günlük yaşamlarında ve uzun mesafeli yolculuklarında şarj istasyonlarına daha kolay erişebilmesi amacıyla istasyon ağını farklı lokasyonlarda büyüten En Yakıt’ın yeni şarj noktaları; otopark, alışveriş merkezi, kültür merkezi, kütüphane, yüzme havuzu ve konukevi gibi kullanıcıların yoğun olarak bulunduğu noktalarda konumlandı. Yeni açılan istasyonların 11’i Antalya’nın farklı noktalarına kuruldu.
‘Geleceğe yatırım’
Elektrikli araç ekosisteminin gelişiminde güçlü ve erişilebilir bir şarj altyapısının önemli bir rol oynadığına inandıklarını belirten En Yakıt Genel Müdürü Tayfun Şenses, “Elektrikli araçların geleceğine yatırım yapıyoruz. Yalnızca istasyon sayımızı artırmayı değil, elektrikli araç kullanıcılarının ihtiyaç duyduğu noktalarda şarj deneyimini erişilebilir hale getirmeyi hedefliyoruz. Ağustos sonu itibarıyla İstanbul’dan Antalya’ya devreye aldığımız 18 yeni şarj noktası da bu yaklaşımımızın önemli bir parçası. Türkiye’nin elektrikli araç dönüşümüne katkı sunmak ve kullanıcılarımızın yolculuklarını kolaylaştırmak amacıyla yatırımlarımızı önümüzdeki dönemde de sürdüreceğiz” dedi.
Kampanyalar devam ediyor
En Yakıt’ın elektrikli araç kullanıcılarına yönelik kampanyaları da devam ediyor. Son olarak VakıfBank iş birliğiyle hayata geçirilen kampanya kapsamında 10 Eylül’e kadar VakıfBank bireysel kredi kartı ile En Yakıt elektrikli araç şarj istasyonlarında 2.000 TL ve üzeri harcama yapan kullanıcılar, 600 TL ekstre indirimi kazanacak.
Şarj Sektörü
Ovolt ve Hatay KAGİD’den Anlamlı İş Birliği


Elektrikli mobilite ve enerji çözümleri alanında faaliyet gösteren şarj operatörü Ovolt ile Hatay Kadın Girişimcileri Destekleme Derneği (KAGİD), sürdürülebilirlik ve yeşil dönüşüm alanında kadınların rolünü güçlendirmeyi hedefleyen bir yıllık iş birliği başlattı. İyi niyet sözleşmesi kapsamında yürütülecek çalışmalar; kadın girişimciliği, iklim bilinci ve toplumsal farkındalık başlıklarında çeşitli projeleri kapsayacak. Çalışmaların farklı şehirlerde paydaşlarla buluşturularak yaygınlaştırılması da hedefleniyor.
Hatay KAGİD Yönetim Kurulu Başkanı Çiğdem Kıral, sürdürülebilir kalkınma süreçlerinde kadınların üretim gücü ve liderliğinin kritik rol oynadığını belirterek şunları söyledi:
“Sürdürülebilir kalkınma yolculuğunda kadınların üretim gücü ve liderliği önemli bir rol oynuyor. Ovolt ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği, yeşil ekonomi vizyonunu kadın girişimciliğinin dönüştürücü gücüyle buluşturarak daha kapsayıcı ve sürdürülebilir bir gelecek için önemli bir adım.”
Ovolt & Sharz.net Satış, Pazarlama ve Operasyon Direktörü Gözde Şaşmaz ise enerji dönüşümünün yalnızca teknoloji yatırımlarıyla değil, toplumsal katılım ve farkındalıkla mümkün olduğunu vurgulayarak şöyle konuştu:
“Enerji ve mobilite sektörlerinde yaşanan dönüşüm yalnızca teknik altyapı yatırımlarından ibaret değil. Aynı zamanda toplumsal bilinç ve kapsayıcılığın güçlenmesini de gerektiriyor. Hatay KAGİD ile başlattığımız bu iş birliği, kadınların yeşil dönüşüm süreçlerinde daha görünür ve aktif rol almasına katkı sağlayacak.”
Ovolt ve Hatay KAGİD iş birliğinin, sürdürülebilirlik alanında kadınların rolünü güçlendiren ve ölçülebilir sosyal etki yaratan projelere zemin hazırlaması hedefleniyor. Bu çalışmaların gelecekte farklı paydaşlarla geliştirilecek yeni iş birliklerine de öncülük etmesi bekleniyor.
Haberler
ABB’nin Sasbach tesisi sürdürülebilirlik uygulamalarıyla dünyaya örnek oluyor


Sürdürülebilir ve kaynak verimliliği yüksek bir gelecek için elektrifikasyon ve otomasyon çözümleri geliştiren ABB, Almanya’daki Sasbach üretim tesisinde Mission to Zero™ – Net Sıfır Misyonu kapsamında önemli başarılar elde etti. Program çerçevesinde hayata geçirilen yenilenebilir enerji yatırımları, elektrifikasyon uygulamaları ve dijital enerji yönetimi çözümleri sayesinde tesis hem operasyonel dayanıklılığını artırdı hem de karbon emisyonlarını önemli ölçüde azalttı.
ABB’nin dünya genelinde Mission to Zero™ programına dahil olan 37 tesisinden biri olan Sasbach’ta; enerji verimliliği, yenilenebilir enerji ve akıllı enerji yönetimine dayalı veriye dayalı bir karbonsuzlaşma yol haritası uygulanıyor. Panolar ve enerji dağıtım sistemleri üreten tesis, sanayide düşük karbonlu dönüşümün somut örneklerinden biri olarak gösteriliyor.
Küresel karbon emisyonlarının yaklaşık beşte birini imalat ve üretimin oluşturduğu göz önüne alındığında[i], enerji verimliliğinin artırılması ve elektrifikasyonun yaygınlaştırılması Avrupa’nın iklim hedeflerine ulaşmak için kritik önem taşıyor. Sasbach tesisinde hayata geçirilen Mission to Zero™ programı ise işletmelerin güvenilir ve rekabetçi operasyonlarını sürdürürken karbon emisyonlarını azaltabileceklerini net bir şekilde ortaya koyuyor.
Program kapsamında sağlanan toplam 3 bin 786 tonluk emisyon azaltımının yaklaşık 2 bin 700 tonu sertifikalı yenilenebilir enerji tedarikinden, yaklaşık bin 86 tonu ise tesis içi verimlilik ve elektrifikasyon uygulamalarından elde edildi. Bu tesis içi azaltımın yaklaşık 550 tonu, kapasitesi artırılan güneş enerjisi sisteminden sağlandı. Tesiste bulunan 3 bin 410 fotovoltaik modül yılda yaklaşık bin 500 megavat-saat elektrik üretiyor. Bu miktar, yaklaşık 400 hanenin yıllık elektrik tüketimine karşılık geliyor.[ii]
Tesisin kendi ürettiği elektrik, toplam enerji ihtiyacının yaklaşık üçte birini karşılayarak enerji fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı koruma sağlıyor ve uzun vadeli enerji güvenliğini destekliyor. Kurulan yeni trafo istasyonu ise yenilenebilir enerjinin tesis altyapısına istikrarlı biçimde entegre edilmesine imkân tanıyor. Emisyon azaltımı; elektrikli üretim sistemleri, enerji verimliliği uygulamaları ve dijital enerji yönetimi çözümleriyle destekleniyor.
ABB Elektrifikasyon Akıllı Binalar Divizyon Başkanı Mike Mustapha, konuyla ilgili açıklamasında, “Sasbach’ta attığımız adımlar, Mission to Zero™ programımızın sahadaki somut karşılığını gösteriyor. Yenilenebilir enerji yatırımları, elektrifikasyon ve dijital enerji yönetimi sayesinde karbon emisyonlarını azaltırken enerji dayanıklılığını ve operasyonel istikrarı güçlendiriyoruz. Üretim sektöründe sürdürülebilir dönüşümün anahtarı, bu tür uygulanabilir ve ölçülebilir adımlardan geçiyor” ifadelerini kullandı.
Tesisteki tüm süreçlerde karbon emisyonu azaltımı hedefleniyor
Tüm bunların yanı sıra ABB, enerji talebini kaynağında azaltmak amacıyla üretim süreçlerini de modernize ediyor. Sasbach’ta kurulan yeni toz boya tesisi, üretim kapasitesini artırırken enerji ihtiyacını düşürüyor. Isı geri kazanımı özelliğine sahip olan tesis, geleneksel sistemlere kıyasla daha düşük kurulu ısıtma kapasitesiyle çalışıyor. Böylelikle hem verimlilik artışı hem de üretim güvenilirliği destekleniyor.
Sasbach tesisinde; üretim alanlarında tamamen LED aydınlatmaya geçiş, ABB i-bus® KNX ile bina otomasyonu, basınçlı hava sistemlerinde artık ısı geri kazanımı ve optimize edilmiş proses kontrolü gibi ek verimlilik uygulamaları devreye alındı. Öte yandan tesisteki 21 adet elektrikli araç şarj istasyonu, çalışanlar ve ziyaretçiler için düşük emisyonlu mobiliteyi destekliyor.
ABB’nin 2019 yılında başlattığı, Mission to Zero™ programı kapsamında tesiste hayata geçirilen tüm uygulamalar, 2019 yılı seviyelerine kıyasla enerji verimliliğini önemli ölçüde artırırken, operasyonların dengelenmesine ve maliyetlerin düşürülmesine katkı sağladı. ABB’nin bina otomasyon ve enerji yönetimi çözümleri, enerji kullanımında gerçek zamanlı görünürlük sağlayarak veriye dayalı karar alma süreçlerini destekliyor.
ABB, Sasbach’ta karbonsuzlaşmanın bir sonraki aşaması için de net bir yol haritası belirledi. Bu kapsamda fazla güneş enerjisinin depolanması için batarya sistemlerinin kurulması, gaz bazlı ısıtma sistemlerinin kademeli olarak elektrikli ısı pompalarıyla değiştirilmesi ve rüzgâr enerjisi potansiyelinin değerlendirilmesi planlanıyor.
Mission to Zero™ programı
Mission to Zero™ programı, ABB’nin Almanya’daki Lüdenscheid fabrikasında yerel bir girişim olarak başladı ve zaman içerisinde küresel ölçekte yaygınlaştı. Bugün ABB’nin Mission to Zero™ kapsamındaki tesisleri, operasyonlardan kaynaklanan yıllık 60 bin tonun üzerinde karbon emisyonu azaltımı sağlayarak; elektrifikasyon, dijitalleşme ve enerji verimliliğinin düşük karbonlu üretime doğru ölçülebilir ilerleme sağlayabildiğini ortaya koyuyor.
-



Elektrikli Ticari3 ay önceVolvo Trucks, 700 km Menzile Ulaşabilen Elektrikli Çekici ve Kamyonlarını Tanıttı!
-



Elektrikli Otomobiller2 ay önceEnerjisa Üretim’in Filoda Tercihi Kia
-



Otomotiv3 hafta önceHyundai Orijinal Aksesuarlarıyla Her Yolculukta Daha Fazla Konfor
-



Automotive3 hafta önceOtonom araçlar sigortada sorumluluğu yeniden tanımlıyor
-



Şarj Sektörü1 hafta önceEn Yakıt şarj ağını 18 yeni noktayla genişletti
-



Elektrikli Ticari1 hafta önceMercedes-Benz Hafif Ticari Araçlar, perakende ve lojistik dünyasının paydaşlarıyla Perakende Zirvesi 2026’da buluşuyor
-



Test Sürüşleri7 gün önceTEST SÜRÜŞÜ: DS 4 E-TENSE
-



Elektrikli Otomobiller1 hafta önceHyundai UEFA Champions League’in Resmi Otomotiv Partneri Oldu



