Connect with us

Otomotiv Sektörü

BMW-Mercedes ile Amazon-Microsoft’tan Otomobil Odaklı Ortaklık

Dünyanın en büyük otomobil üreticilerinden Almanya merkezli BMW ve Mercedes, Amazon ve Microsoft ile bir araya geldi. Kurulacak akıllı altyapı sayesinde otomobil üretimi yüzde 20 oranında artacak.

Otomobiller son yıllarda çok hızlı şekilde değişiyor, artık kullandığımız araçların kalbinde güçlü bilgisayar yer alıyor. Ancak bir süre sonra bunlar da yeterli gelmeyecek. Firmalar daha gelişmiş imkanlar için buluttan yararlanmaya başlayacak. İşte bu isimlerden birisi BMW olacak. Dev üretici kısa süre önce gelecek için Amazon ile “Amazon Web Services (AWS)” bulut sistemi özelinde ortaklık kurduklarını duyurdu.

BMW tarafından yapılan açıklamaya göre gelişmiş AWS yazılımları, “Neue Klasse” olarak geçen platform üzerine kurulacak yeni nesil elektrikli araçlara entegre edilecek. Bu platform mevcut BMW modellerine kıyasla yaklaşık üç kat daha fazla araç verisi işleyecek bir temel üzerine kuruluyor. Bu araçlara yüksek gücü sağlayacak olan Amazon, firmalara güvenli bir veri yönetimi vadettiği AWS özelinde başka otomobil firmalarıyla da görüşmeler yapıyor.

Neue Klasse platformuna sahip araçlardan gelen tüm verileri AWS üzerinde depolayacak ve işleyecek olan BMW, bugün ortaklık konusunda gündeme gelen tek isim değildi. Mercedes-Benz ve yazılım devi Microsoft da önemli bir ortaklık kurduklarını duyurdu. Bu ikili arasındaki ortaklığın arkasında direkt olarak otomobil üretimi yer alıyor.

Mercedes-Benz, otomobil fabrikalarını Microsoft Cloud’a bağlayan MO360 Veri Platformunu karşımıza çıkarıyor. Kurulan bu akıllı altyapı sayesinde otomobil üretim veriminin 2025’e kadar yüzde 20 oranında artırılması hedefleniyor.

bmw-ile-amazon-ve-mercedes-benz-ile-microsoft.jpg

Microsoft Cloud bulut altyapısı sayesinde Mercedes-Benz fabrikalarındaki lojistik ekiplerinin tedarik zinciri darboğazlarını çok daha hızlı çözmesi hedefleniyor. Bu altyapı sayesinde düşük emisyonlu üretim için kaynakların dinamik olarak yönetilebileceğini belirten Mercedes-Benz, üretim ekiplerinin herhangi bir cihazdan Microsoft Power BI’a erişip bilgi alabileceğini, karbon emisyonlarını, enerji ile su kullanımını ve atık yönetimini takip etmek için gelişmiş veri analitiği araçlarına erişim sağlayabileceklerini aktarıyor.

Temelde araç üretimini daha verimli, esnek ve sürdürülebilir hale getirmek için iş birliği yapan Mercedes-Benz ve Microsoft, yeni MO360 Veri Platformu ile dünya çapındaki yaklaşık 30 farklı binek otomobil fabrikasını Microsoft Cloud’a bağlayacaklarını açıklıyor.

KAYNAK: https://www.log.com.tr/bmw-ile-amazon-ve-mercedes-benz-ile-microsoft-otomobil-odakli-ortaklik-kurdu/

ALINTI: https://tekdeeps.com/bmw-partners-with-amazon-mercedes-with-microsoft/

Continue Reading
Tıkla Yorum Yap

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Otomotiv Sektörü

Elektrikli otomobil üreticileri her otomobilden ne kadar kazanıyor?

Otomobil firmaları, elektrikli otomobillere geçişi başarılı bir şekilde yönetmek istiyorlarsa, içten yanmalı motorlu otomobillerde olduğu gibi, elektrikli otomobillerden de para kazanmak zorundalar. Ancak şu ana kadar durum tam tersi. Ne kadar çok elektrik satarlarsa o kadar kırmızıya düşerler. Ve bu küçük bütçelerle ilgili değil.

FCA’nın (Fiat-Chrysler) eski başkanı Sergio Marchionne’nin 2014 yılında Amerikalı müşterilere elektrikli Fiat 500’ü satın almamaları için yalvardığını hatırlıyor musunuz? Kulağa mantıksız geliyor ama sonuçta bir mantığı vardı. Ve geri döndürülemez. Şirket, emisyon yasaları nedeniyle Kaliforniya pazarına pille çalışan 500’ün ilk neslini sunmak zorunda kaldı, ancak satılan her ünite için 20.000 dolar yeniden işlendi. Maliyet katili olduğu bilinen Marchionne bundan kesinlikle hoşlanmadı. Ne yazık ki, o zamandan bu yana tam on yıl geçmesine rağmen elektrikli otomobillerin menzili muazzam bir hızla arttı, performansları ve menzilleri arttı, şarj hızları arttı ama hâlâ karlı değiller. Basitçe, üretimleri kârsızdır.

Tesla dışında herkes kaybeder

Bu, Amerikan analitik şirketi BCG’nin (Boston Consulting Group) son çalışmasıyla kanıtlanmıştır. Ortalama olarak elektrikli otomobil üreticilerinin satılan her 50.000 dolarlık elektrikli otomobilden yaklaşık 6.000 dolar kaybettiğini iddia ediyor. Bu yaklaşık yüzde 12’lik bir negatif marj anlamına geliyor. Tabii bu her marka için geçerli değil. Yeni üretim süreçleri ve emisyon kredilerinin satışı sayesinde Tesla karada kalabilir ancak diğer otomobil şirketleri elektrikli arabalarla umutsuzca kırmızıdalar. Bazıları bunu gizlemiyor bile. Böyle bir Rivian, her arabaya 33.000 dolar, Ford’a 36.000 dolar ve Lucid’e inanılmaz bir 433.000 dolar harcadığını itiraf etti. 

Bu nedenle Ford yakın zamanda F-150 Lightning pikapının üretimini sınırladı ve diğer üreticiler de hırslarını sınırlıyor. Toyota, elektrikli otomobillerden kaynaklanan kayıplardan daha ucuz olacağı için yönetmeliklere uymak için emisyon tahsisatları satın almayı tercih edeceğini söyledi. Boston Consulting Group’tan Andrew Loh, “Üreticiler yeni nesil elektrikli otomobillerden para kazanamıyorsa, bir şeylerin değişmesi gerekecek” dedi. Otomobil şirketlerinin, elektrikli otomobillerden gerçekten para kazanmalarını sağlayacak bir verimlilik düzeyine ve üretim ölçeğine ulaşacakları inancıyla yatırım yapmaya devam etme “midesine” ne kadar süre sahip olacaklarının şüpheli olduğunu da sözlerine ekledi.

Bağlanmanız gerekiyor

BCG’ye göre üreticiler müşteri beklentilerini karşılayacak teknolojiye sahip olsalar da bunun karlı olacağından emin değiller. Son araştırmalara göre müşteriler, fiyatı 50.000 dolara kadar olan, tek şarjla 560 km yol kat edebilen ve 20 dakikadan fazla şarj edilemeyen elektrikli otomobiller istiyor. BCG’ye göre bugün bu kriterleri yalnızca Hyundai Ioniq 6 karşılıyor ve onu Tesla 3 yakından takip ediyor. BCG, çözümü bağlantılı otomobil şirketlerinde görüyor. Boston Consulting Group analisti Brian Collie, “EV üreticileri ve tedarikçileri arasındaki ortaklıklar karlılık açısından kritik önem taşıyor” dedi.

“Çok fazla ön yatırım var ve hem üreticilerin hem de tedarikçilerin kendi başlarına üstlenmek zorunda oldukları çok fazla bireysel risk var” dedi. “Ortaklıklar ve ortak girişimler, daha büyük ölçeğe ve daha fazla tasarrufa ulaşmanın yoludur.” Bu, maliyetleri yarıya indirebilir ancak BCG, EV başına 3.000 dolarlık bir kayıp tahmin ederek bunun yine de yeterli olmayacağını söylüyor. Altı çizilen ve hesaplanan bu, otomobil şirketlerinin elektrikli otomobillerden kaynaklanan zararlarını birkaç yıl daha içten yanmalı motorlu otomobillerin satışından elde edilecek kârla ödeyecekleri anlamına geliyor. Ancak süresiz olarak yapılamaz.

Continue Reading

Otomotiv Sektörü

Castrol 125’inci yılında mobilite ve teknolojiyle büyüyecek

Castrol’ün odaklandığı önemli pazarlarından olan Türkiye, Ukrayna ve Castrol Orta Asya (TUCA), mobilite, endüstri ve veri merkezleri gibi alanlarda değişen müşteri ihtiyaçlarına yönelik çözümler sunacak.

Dünyada 125, Türkiye’de 67’nci yılını kutlayan Castrol, yenilenen marka kimliğini ve değişen trendleri karşılayacak yeni ‘Onward, Upward, Forward’ stratejisini İstanbul’da düzenlediği basın toplantısıyla duyurdu.

Castrol’ün yeni stratejisi

  • Onward: Mobilitedeki büyümeyi desteklemek, yenilikçi teknolojiler ile insanların ve araçların kolay ve verimli şekilde hareket etmesini sağlamak.
  • Upward: Castrol’ün endüstriyel müşterilerinin ve kullandıkları makinelerinin daha iyi performans göstermelerine yardımcı olarak operasyonlarının verimliliğini artırmak.
  • Forward: Heyecan verici fırsatları keşfederek ilerici bir farklılaşma. Castrol’ün girişimleri arasında uçtan uca dijital ve hizmet çözümleri, veri merkezi daldırmalı soğutma ve batarya termal yönetimi de yer alıyor. Bu ileri görüşlü yaklaşım, Castrol’ün inovasyonun ön saflarında yer alma konusundaki kararlılığının altını çiziyor.

nilay-tatlisoz.jpgCastrol’ün odaklandığı pazarlarından biri olarak belirlenen yeni strateji doğrultusunda çalıştıklarını belirten Castrol Türkiye, Ukrayna ve Orta Asya (TUCA) Genel Müdürü Nilay Tatlısöz, “Yeni stratejimizi belirlerken müşterilerimizin değişen ihtiyaçlarını anlamak çok önemliydi. 125’inci yılımızda Castrol olarak sadece geçmişi düşünmekle kalmıyor, aynı zamanda geleceğe doğru da bir rota çiziyoruz. Yeni stratejimiz, müşterilerimizin ilerlemesini hızlandırmaya ve değişen dünyada karşılaşacakları sorunların üstesinden gelmeye yardımcı olma konusundaki kararlılığımızın da bir kanıtı. Ana madeni yağ işimizi büyütürken müşterilerimizin de hedeflerine ulaşmalarına yardımcı olacak daha sürdürülebilir teklifler geliştirecek ve madeni yağların ötesinde elektrikli araçlar ve veri merkezleri gibi heyecan verici yeni büyüme fırsatları konusunda da çalışmalarımızı sürdüreceğiz” diyerek sektördeki dönüşümü yakından izlediklerini ve buna hazır olduklarını, paydaşlarına, iş ortaklarına ve tüm eko sistemlerine öncülük eden markalardan biri olarak evrildiklerinin altını çizdi.

Teknoloji sektörünün de her geçen gün katlanarak büyüdüğünü söyleyen Nilay Tatlısöz, sundukları ürün ve çözümlerle veri merkezlerinin verimliliğinin ve enerji kullanımını optimize edeceklerini belirtti. Dünyanın önde gelen otomobil üreticilerinin 4’te 3’ünün Castrol ON elektrikli araç sıvılarını kullandığını söyleyen Tatlısöz, “Elektrikli araçların ihtiyaçlarını en üst düzeyde karşılayan Castrol ON ürünlerimizde yapılan Ar-Ge çalışmaları sonucunda bilişim teknolojileri donanımlarının soğutulmasında kullanılmak üzere daldırma soğutma sıvılarını geliştirdik” dedi.

soldan-nilay-tatlisoz-onur-dede.jpgYenilenen marka kimliği ile daha modern, dinamik ve canlı

Castrol’ün yenilenen marka kimliği ile geleceğe yatırım yapma, büyüme ve başarı için yeni fırsatlar yaratma konusundaki kararlılığını yansıttığını söyleyen Castrol Orta Doğu, Türkiye ve Afrika (META) Pazarlama Direktörü Onur Dede, “Yenilenen marka kimliğimizi oluştururken markamızın 125 yıllık değerlerine sadık kalarak markamızı yeni stratejik tercihlerimiz doğrultusunda kapsayıcı hale getirdik. Kapsamlı bir değerlendirme sürecin sonunda güncellediğimiz logomuz, daha modern, dinamik ve canlı bir tasarıma sahip” diyerek madeni yağlar, hizmetler ve çözümler için daha çeşitli bir müşteri tabanı arasında yeni fırsatlar yaratmayı hedeflediklerini vurguladı. Yeni logolarının sektöründe birçok teknolojik ilke imza atmış, öncülük, performans ve motor sporları ile bağdaştırılan bir marka olan Castrol’ün güçlü yönlerine ve farklılıklarına odaklanmasının yanında markayla ilişkilendirilen kırmızı, yeşil ve beyaz renklerini koruduğunu da belirten Dede, geçirilen değişimle tüm dünyaya gelecek için hazır olduklarının sinyalini verdi.

Global reklam filminin prodüksiyonu ilk defa yerelde

Ayrıca Castrol TUCA’nın Castrol’ün tarihinde ilk defa lokal olarak prodüksiyonunu gerçekleştirdiği yeni televizyon reklamı, iş ortaklarının ve müşterilerin yenilenen marka kimliğiyle buluşturulmasını amaçlıyor. Castrol’ün yenilenen marka kimliği 2024’te Castrol’ün tüm pazarlarında uygulanacak ve sonrasında tüm ürün ambalajlarında, hizmet ortaklığı programlarında, tesislerinde, çevrimiçi ve çevrimdışı pazarlamasında ve küresel sponsorluk varlıklarında görünür hale gelecek. Onur Dede “Gerçekleşen değişiklikler sonucunda hedef kitlelerimiz daha ilgi çekici, akılda kalıcı ve etkili bir marka deneyimi yaşayacaklar” dedi.

Continue Reading

Otomotiv Sektörü

Otomobil sektörünün odağında artık dijital araç uygulamaları var

Otomotiv sektöründeki dijitalleşme eğilimi, sadece rekabeti artırmakla kalmayıp, aynı zamanda geleceği şekillendirecek inovasyonları da beraberinde getiriyor. Bu dönüşüm kapsamında, satış sonrası hizmetlerde dijital araç uygulamalarının kullanım oranı geleneksel yöntemlerin önüne geçmeye başladı. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Rabam CEO’su Murat Günay, “Otomotiv endüstrisindeki dijitalleşme, tüketicilere yeni fırsatlar sunuyor. Bu çerçevede araç sahiplerinin ilgi odağı haline gelen uygulamamızın geniş veri tabanı, kullanıcılarımızın araçlarıyla ilgili her detayı kontrol altında tutmalarını sağlıyor” dedi.

Gelişen teknoloji, otomotiv sektörünü dönüştürmeye devam ediyor. Son zamanlarda, geleneksel cep telefonu üreticileri bile otomotiv sektörüne adım atmaya başladı. Bu durum, sektördeki dijitalleşme eğilimini ve teknolojinin etkisini açıkça gösteriyor. Mobil cihazlardan otomobillere kadar geniş bir yelpazede hizmet sunabilen şirketler, araçların daha akıllı, bağlantılı ve dijital hale gelmesine katkıda bulunuyor.

Bu dönüşümle birlikte araç satışı sonrası geleneksel hizmet modellerine olan ilginin giderek azalırken, dijital platformları tercih etme oranı kullanıcıların geniş bir bölümünü kapsamaya başladı. Dijital platformların yakın gelecekte daha geniş bir tabana yayılacağını söyleyen Rabam CEO’su Murat Günay, çevresel farkındalık ve maliyet etkinliği gibi faktörlerin de araç uygulamalarının tercih edilmesinde etkili olduğunu belirtti.

“Satış sonrası işlemler, dijitalleşmeyle kullanıcı dostu bir hal aldı”

Günümüzde araçların artık sensörler ve bağlantılar aracılığıyla sürekli veri oluşturduğuna dikkat çeken Murat Günay, “Otomotiv sektöründe gelişen mobilite çözümler, şehir içi ulaşımı optimize etme ve çevresel etkileri azaltma potansiyeli taşıyor. Özellikle satış sonrası hizmetlerdeki dijitalleşme eğilimi, sadece rekabeti artırmakla kalmayıp, aynı zamanda geleceğin ulaşımını şekillendirecek inovasyonları da beraberinde getiriyor. Bu bağlamda geleneksel servis randevusu alma süreçleri, dijitalleşme ile kullanıcı dostu bir hal aldı. Artık araç sahipleri, çevrimiçi platformlar veya mobil uygulamalar aracılığıyla hızlı ve kolay bir şekilde birçok hizmet alabiliyor. Otomobil üreticileri ve bayiler, özel bakım paketleri sunarak müşterilere daha iyi bir deneyim yaşatmayı hedefliyor. Bu paketler, düzenli bakım, lastik değişimi, yağ değişimi gibi hizmetlerin yanı sıra belirli bir süre veya kilometre sınırlaması gibi avantajları içeriyor. Diğer yandan elektrikli araçların popülerliğinin artmasıyla, bu alandaki hizmetler de gelişiyor. Elektrikli araç sahipleri, şarj istasyonlarını bulma, şarj süresini izleme ve hatta uzaktan şarj etme gibi hizmetlerden daha kolay yararlanabiliyorlar. Bunlar, otomotiv sektöründe dijitalleşmenin sunduğu fırsatların sadece birkaç örneği” ifadelerini kullandı.

“Tüm hizmetleri tek noktadan yönetme imkanı sunuyoruz”

Rabam olarak teknolojinin bu dönüşüm sürecinde araç sahiplerine daha fazla kolaylık ve fayda sunabilmek için çalıştıklarını söyleyen Günay, “Geleneksel hizmet modellerinin yerini, dijital uygulamaların ve yazılımların almasıyla, araç sahipleri için büyük kolaylık ve fırsatlar sunuluyor. Biz de Rabam olarak, dijitalleşmenin sunduğu olanakları titizlikle gözlemleyerek, araç sahiplerine çeşitli hizmetleri tek bir noktadan yönetme imkanı sunuyoruz. Bakım, muayene, araç yıkama, hasar onarımı, ekspertiz, akaryakıt ve lastik değişimi gibi 7 farklı alanda 50’den fazla hizmet sunarak, araç sahiplerinin ihtiyaçlarına cevap vermeyi amaçlıyoruz. Sürücülerin ilgi odağı haline gelen uygulamamız, geniş veri tabanıyla araçlarıyla ilgili her detayı kullanıcılarımızın kontrolüne sunuyor” dedi.

Continue Reading

Popüler