Şarj Sektörü
Borusan EnBW şarj işine 40 milyon dolar yatıracak


Borusan EnBW Enerji Genel Müdür Yardımcısı Levent Özcan Caner, şarj ağı altyapısına beş yılda 40 milyon dolar yatıracaklarını, araçları yeşil elektrik ile hızlı şarj edebilmelerinin pazardaki en önemli avantajları olduğunu söyledi.
Küresel trendler arasında yer alan e-mobilite Türkiye’de de yansımasını buluyor. Bu yansımalardan biri, işin enerji tarafına değen yönü ile elektrikli araçların giderek yaygınlaşması.
Elektrikli araçları trafikte daha yaygın hale getirmek için gereken altyapının ana omurgası ise şarj ağı. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) bugüne kadar 133 şarj ağı işletmeciliği lisansı verdi. Değerlendirme sürecinde yeni lisans talepleri bulunduğu da biliniyor.
Peki pazar bu kadar oyuncuyu kaldırır mı? Sektör nereye doğru nasıl evrilir? Bu işe girmek için hâlâ fırsat var mı? Bu alana iddialı giriş yapan bir oyuncunun, Borusan EnBW Enerji’nin Genel Müdür Yardımcısı Levent Özcan Caner, Nasıl Bir Ekonomi ve Enerji Günlüğü’nün konuya ilişkin sorularını cevapladı.
Neden şarj ağı?
Borusan EnBW olarak elektrik üretimi için 725 MW kurulu gücümüz var. Elimizdeki proje stoku ile birlikte toplam 1.3 GW seviyesine ulaşıyoruz. Bu kapasitenin tamamı yenilenebilir kaynaklara dayalı. Toptan elektrik satış şirketimiz var, perakende satışı da yapıyoruz ama şarj ağı işletmeciliği ile son tüketiciye getirebileceğimiz bir birikim var. Şarj ağı işletmeciliği de son tüketiciye gidebilecek iş modeli arayışımızın bir yansıması. Bu alanda başarılı olacağımızı görmek bizi buraya yöneltti.
Bu öngörünüz neye dayanıyor?
En önemli iki avantajımız şunlar. Borusan Grubu, BMW’nin Türkiye distribütörü. Oradan gelen bir niyet ve kapasite var. EnBW ise Almanca konuşulan ülkelerde (Almanya, Avusturya, İsviçre) Tesla’dan sonra ikinci sıradaki elektrikli şarj ağı işletmecisi. Borusan’daki otomotiv distribütörlüğünden gelen müşteriye ulaşabilme gücünü EnBW’nin gücü ile birleştirdiğimizde Türkiye’de de başarılı olacağımıza inanıyoruz.
Bu işe girmekte geç kalmadınız mı?
Bugün itibariye 133 lisanslı şirket var. Her hafta bir iki yeni lisans geliyor. Biz de lisansımızı Aralık 2022’de aldık ama bu işe yeni başlamış değiliz. Yaklaşık iki yıldır Borusan EnBW içerisinde aktif olarak takip edilen ve zamanı beklenen bir proje. Yani geç kaldığımızı düşünmüyoruz ve önemli bir avantajla başlıyoruz, hiç kuşkusuz o da Petrol Ofisi (PO) ile yapmış olduğumuz iş birliği. (İki marka, akaryakıt istasyonlarında şarj istasyonları kurulması konusunda anlaşmaya vardılar – Enerji Günlüğü)
Petrol Ofisi sizin dışınızda kimseyle bu işi yapmayacak mı?
Yatırımlarımızın korunması açısından bir iş modelimiz var. Yani bizim yatırım yaptığımız istasyonlarda yatırımımızın geri dönüşünü etkileyecek faktörlerin olmasını istemiyoruz, Petrol Ofisi de buna saygı duyuyor. Ama bizim dışımızda hiçbir şarj ağı işletmecisi PO istasyonlarına girmeyecek diye bir kaide de yok. Keza Petrol Ofisi bir franchise zinciri, dolayısıyla aslında istasyonlar üçüncü taraflar. Yani biz hepsini Petrol Ofisi markası altında görsek de onlar ayrı işletmeciler. Bu ayrı işletmecilere mümkün olduğu kadar tek elden şarj ağı kurup tedarik yapabilmek ama başkalarının da PO istasyonlarına girişini engelleyecek bir pozisyon almıyoruz. İş birliğinin güçlü olması açısından PO bize, biz de PO’ya destek veriyoruz. İki taraf da pozitif gidiyor şu anda. Bundan sonraki işbirliği lansmanımız da Borusan Otomotiv ile olacak. Borusan Otomotiv de Türkiye’de elektrikli araç satışında pazar lideri pozisyonunda. Dolayısıyla onlarla beraber de bu işi yapabiliyor olmak çok önemli. Üçlü saç ayağı gibi düşünün.
Borusan Otomotiv işbirliğinde rekabete aykırılık riski yok mu?
Rekabeti kısıtlayacak bir şeyden her zaman kaçınıyoruz. Burada da öyle bir endişemiz yok. Şu anda bizim lisansımıza işlenmiş ünitelere baktığımız zaman çoğu Borusan Otomotiv lokasyonlarında kurulu. Amma velakin Borusan Otomotiv’le, BMW markasıyla da özellikle kampanyalar yapma isteğimiz var.
Nasıl bir kampanya mesela?
İşin en başına dönelim, biz entegre elektrik şirketiyiz. Dolayısıyla biz Borusan Otomotiv’in müşterilerine elektrikli şarj ağı işletmeciliği hizmetini sunabiliriz. Aynı zamanda onların elektrik tedariğini yapabiliriz. Hatta onlara, yenilenebilir enerji kaynaklı elektrik tükettiklerini kanıtlayabilecek yeşil enerji sertifikaları (I-REC) verebiliriz.
Borusan müşterisinden kastınız nedir?
Borusan Otomotiv’den araç alanlar, yani onların müşterileri. Borusan işbirliği sayesinde şimdi elektrikli araç deneyim merkezlerimiz de olacak. Henüz yok ama kuracağız. İnşallah ilkini Bodrum’da yapacağız. Şu anda tasarımlarını yapıyoruz.
Şarj istasyonlarınızda neler olacak?
Biz şarj ağı işletmeciliğine birkaç farklı değerle girmeye çalışıyoruz. Bunların birincisi şu ana kadar hep üzerinde durduğum yenilenebilir enerji. İkincisi müşterinin şarj için beklediği süreye bir değer katabilmek. Yani onlara iyi gelebilecek etmenler koyabilmek. Dolayısıyla bir lunch tasarımı içerisinde bu tür müşteri deneyim merkezlerini sağlıyor olacağız. Müşteriye vereceğimiz en önemli değer de hızlı şarj. Ağımızda tamamen DC, yani hızlı şarj üniteleri bulundurmayı planlıyoruz. Şu anda lisans şartları gereği kurduğumuz sınırlı sayıda AC üniteler (yavaş şarj ediyor) var. Ama gelecek beş yılın sonunda ünitelerimizin yüzde doksan dokuzu DC, yani hızlı şarj üniteleri olacak.
Müşteri aracın şarj olmasını beklerken ne tür hizmetler alabilecek?
Biz niye Petrol Ofisi ile iş birliğini devreye almak istedik, çünkü güzel bir PO istasyonuna gittiğinizde kendinizi güvende hissediyorsunuz. İkincisi ihtiyaçlarınızı karşılayabilecek bir marketiniz var. Üçüncüsü tüm ihtiyaçlarınızı giderebileceğiniz yardımcı üniteler söz konusu. Dördüncüsü, bizim getirdiğimiz hızlı şarj altyapısı. Aynı zamanda 100 Mbps’lik internet hızı. PO istasyonlarında bu hizmetler olduğu için bizim tek yapacağımız oraya hızlı şarj ağı istasyonlarını kurmak. Seçili PO istasyonlarındaki bu imkanları, müşteri deneyim merkezlerinde de tekrarlayacağız. Dolayısıyla bir müşteri geldiği zaman kaliteli bir hizmet alması konusunda neler yapmak gerekiyorsa bu deneyim merkezlerinde de onları bulunduracağız.
Bu işe ne kadar yatırım yaptınız, yıl sonunda nereye ulaşacak harcama tutarı?
Sadece lisansın yüklediği gereklilikleri karşıladığımızı düşünürsek, şu ana kadar yaklaşık 2.500.000 dolar harcama yaptık. Bundan sonrasına gelince, 2.000’e yakın PO istasyonunun çoğunda bulunmak istiyoruz ama aşama aşama kuracağız. Hedefimiz bu yılı yaklaşık 100-150 istasyonla bitirmek. Şu anda 56 istasyonumuz kurulu. Gelecek sene bunun iki katı sonraki sene onun iki katı gibi katlanarak artacak. PO ile anlaşmamız kapsamında beş yıl içinde asgari 40.000.000 dolarlık bir yatırım düşünüyoruz.
PO anlaşması dışında kalan yatırımlar?
Piyasaya iki üç alanda yayılmak istiyoruz. Bunlardan birisi otoyollar. Büyük şehirler arasındaki otoyollar üzerine de istasyonlar kuracağız. Çünkü Kuzey Marmara yaklaşık dokuz tane istasyon istiyor. Çanakkale 1915 köprüsü üç dört tane istasyon istiyor. Bunlarda rakam veremiyoruz çünkü karşı tarafla oturup konuşup belirlenebilecek rakamlar bunlar. İkinci aşamada sadece elektrikli araç şarj edilebilecek istasyonlar yapmak istiyoruz.
Otonom mu olacak bunlar, yani tüketici kendisi mi alacak hizmeti?
Evet, otonom. Ünite başında kimse olmayacak. Hatta belki elektriğini de ona bağlı bir güneş enerjisi tesisinden alıyor olacak. Kendi trafosu bulunan, kendi şebeke çıkışı bulunan noktalarda olacak. Bunların ön tasarımlarını şu anda yapıyoruz.
Otoyol üzerindekiler Off Grid mi olacak?
Bunlar ne yazık ki off grid (şebeke dışı) olmaz. O kadar yüksek kapasitede yapmak mümkün olmaz. Şu anın teknolojisi mümkün değil. Ama bunlar içinde ana belirleyici unsur yer tahsisi hususu. Yani nerede yer bulunacak ve oraya nasıl kurulacak hususu. Biz teknik dizaynlarımızı oluşturduk planlarımızı ve yatırım sermayesi gereksinimlerini de ortaya koyduk, şu anda yerlerle alakalı ne kadar ilerleyebileceğimizi araştırıyoruz.
Elektrikli araçlar gerçekten tutar mı?
Tutar, tutuyor da. Bizim burada ana takip ettiğimiz metrik ana gösterge özellikle Avrupa piyasası. Türkiye olarak Almanya, İngiltere, Hollanda gibi belirleyici piyasalardaki büyüme eğrisini yaklaşık üç dört yıl geriden takip ediyoruz. AB’deki ivmeyi Türkiye’de de net olarak görgümüz için tutacağına inancımız yüksek. Tabii burada devlet politikaları, ekonomik politikalar gibi faktörler önemli. Bunun haricinde dünyadaki ve Türkiye’deki piyasa gelişimi tamamen pozitif yönde.
Kazanç bu işin neresinde?
Her ne kadar şarj hizmeti destek de bu bir elektrik satışı işi. Sonuçta aldığınız elektriğin bir maliyeti ve sattığınız elektriğin bir geliri var. Alış satış arasındaki marjdan para kazanıyorsunuz. Yatırımın geri dönüşünü sağlayacak olan birincil öge bu kuşkusuz. Yani kilovatsaat (kWh) bazında şarj hizmeti veriyorsunuz, kWh bazında elektrik maliyetiniz oluşuyor. Zamanla piyasada rekabet arttıkça kâr marjı gittikçe eriyecektir. Burada da çapraz satış imkanları ortaya çıkıyor. Bizim aslında şirketimizin başarılı olacağına inancımız buradaki çapraz satış gücünden geliyor biraz. Müşterilerimize komple bir çözüm sunmaya çalışıyoruz. Bize gelen müşteri bizden elektrik tedariğini de, yenilenebilir enerji sertifikasını da alabilecek. Bunlar sayesinde yapacağımız çapraz satışlarla diğer şirketlerden ayrılarak kâr marjını koruyacağımızı düşünüyoruz.
Bayilik sisteminiz de olacak mı?
Bayilik sistemi düşünmüyoruz. Tamamen kendi bünyemizde yapıyoruz. Kurulumu ben yapacağım, sizden sadece işletmecilik almak istiyorum diyenler olursa da bunlara proje bazında bakarız. Gelecekte böyle iş modelleri içine de girebiliriz. Kuşkusuz Borusan EnBW kalitesini sürdürebilecek taraflar olması çok önemli, yani belli kriterleri yerine getiriyor olmalı. Bu tür bayilik ve sertifika verme işlemlerine tamamen kapalı değiliz. Gelecekte olabilir böyle şeyler.
Kamunun yaklaşımının rolü nedir bu işte?
Devletin politika ve regülasyon çerçevesinde vereceği destek çok önemli. Enerji Bakanlığı ve EPDK’nın çok pozitif yaklaşımları var. Bunu koruyabilmek çok önemli. Sektör şu anda bir bebek pozisyonunda. Daha yeni büyümeye başlıyor. Bu bebeği regülasyon çerçevesi, sektör temsilcileri, kullanıcılar, tüketiciler, hep beraber büyüteceğiz. Bu pozitif yaklaşım sürerse bence Türkiye açısından, ülkenin kaynaklarını doğru kullanabilmek açısından önemli bir nokta.
Türkiye’nin genel enerji politikası ile ilişkisi nasıl bu işin?
Enerji politikasıyla bir arada düşününce, Türkiye’nin enerji arz güvenliğine de fayda sağlayabilecek bir konu bu. 2032-2035 yıllarında elektriğin sadece yüzde 1-2’sinin, yani aslında çok düşük bir miktarının elektrikli şarj ağına gireceğini düşünüyoruz ama elektrikli şarj ağının en önemli noktalarından birisi sistemden kesintili elektrik çekiyor olması. Dolayısıyla burada belli regülasyonlar kapsamında gelecekteki enerji sepetiyle paralel bir tüketim sağlayabilirsek, arz güvenliği için bir katkı olacaktır.
Bunu nasıl yapacağız?
Çok basit bir çözümü var, batarya sistemleri. Entegre bir yönetim sistemi ile bataryaları verimli şekilde kullanarak elektrikli şarj ağında farklılık yaratabiliriz. Örneğin arabanı gece şarj ettiğinde, daha düşük bir fiyat ödeme imkânı ile tüketimi kaydırmak mümkün. Ve bataryalar buradaki en önemli unsurlar olacak.
Bu sektöre 133 oyuncu fazla değil mi?
Bu 133 şirketin tamamının gelecekte var olması çok mümkün değil. Çünkü elektrikli şarj ağı işletmeciliği sermaye yatırımı yoğun bir iş. Dolayısıyla bu 133 tane firmanın – ki bu sayı daha da yükselecektir – hepsinin büyüme için ihtiyaç duyulacak sabit sermaye yatırımını karşılaması mümkün değil. Süreç içerisinde elenen firmalar, birleşenler, güç birliği, iş birliği yapanlar olacak. Ama EPDK ve Enerji Bakanlığı’nı da anlayabiliyorum. Şu anda, bebek aşamasında olan bir sektör. Dolayısıyla daha baştan çok katı kurallarla piyasaya girişi zorlaştırmak, sektöre ket de vurabilir. Kuşkusuz bir yerde limitlemek lazım ama bir taraftan da özel sektörün önüne çok fazla set çekmemek lazım. Bir yatırım iştahı varsa yatırım yapmaya istekli firmalar buraya girebiliyor olmalı.
Çok farklı yol haritaları benimseyen oyuncular da çıkacaktır değil mi?
Evet, çok farklı iş modelleri var. Hani biz diyoruz ya DC kuracağız, çok hızlı olacağız, işte bunun tam tersi de doğru. AC kuracağız, yavaş hizmet sunacağız ama çok çok ucuz olacağız diyenler de çıkabilir. Böylelikle sabit sermaye yatırımını daha azaltabilen, maliyetlerini çok iyi kontrol eden firmaların oralarda da başarılı olma şansı var. Tek doğru yol bizimkidir gibi bir durum söz konusu değil. Onun için farklı iş modelleri olacak ama 133 tane şirket piyasa yaşar mı sorusuna dönersek, bu pek mümkün değil.
Ne tür firmalar ayakta kalabilir?
Birincisi, entegre enerji firmaları, entegre enerji üretimi, perakende satışı bulunan, sabit sermaye yatırımına finansman bulabilecek firmalar ayakta kalır. En klasik cevabı bu. Bunun yanında çağımız çok farklı iş modellerine de gebe. Bir tarafta bakıyorsunuz hiçbir aracı olmayan Über çok başarı sağlıyor veya hiç oteli bulunmayan Booking.com çok başarı sağlıyor. Burada da iş modeliyle piyasayı değiştirebilecek firmalar çıkacak. Özellikle altyapı şirketleri belli bir ölçeğe eriştikten sonra fiyat rekabetinin oluştuğu pozisyonda farklı gelir ihtiyaçları söz konusu. Bunları sağlayabilecek firmalar da, netvörkleri aracılığıyla iş yapabilecek firmalar. Yani roaming dediğimiz, bir altyapı paylaşımını yapabilecek belki hiç elektrikli şarj ağı makinası olmayan şirketler, burada çeşitli iş modelleriyle başarılı olabilirler.
Bu işi nasıl bir mevzuat yaklaşımı daha hızlı büyütür?
Regülasyon çok dengeli gitmeli. Dengeliden kastım da şu: Bir tarafta müşteri var. Müşterinin gücünü ve kazancını sağlayabilecek bir sistem olmalı. Öte yandan da sabit sermaye yatırımı içerikli olduğu için bu geri dönüşü de göz ardı etmeyen bir regülasyon şart. Bu kapsamda hem tüketiciyi gözetecek hem de yatırımcıyı gözetecek dengeli bir regülasyon gerekli. Tüketiciye ne kadar çok yakın durursanız o kadar az yatırımcı gelir. Yatırımcıyı çok fazla gözetirseniz az tüketici gelir. Dolayısıyla, bu dengeyi sağlayabilecek bir regülasyona ihtiyacımız var. Şu andaki regülasyonların gidişatı, var olan çerçeve çok umut verici. Bu denge korunabilirse sektör ciddi bir noktaya gelecektir.
Mehmet KARA – Enerji Günlüğü
Haberler
ABB’nin Sasbach tesisi sürdürülebilirlik uygulamalarıyla dünyaya örnek oluyor


Sürdürülebilir ve kaynak verimliliği yüksek bir gelecek için elektrifikasyon ve otomasyon çözümleri geliştiren ABB, Almanya’daki Sasbach üretim tesisinde Mission to Zero™ – Net Sıfır Misyonu kapsamında önemli başarılar elde etti. Program çerçevesinde hayata geçirilen yenilenebilir enerji yatırımları, elektrifikasyon uygulamaları ve dijital enerji yönetimi çözümleri sayesinde tesis hem operasyonel dayanıklılığını artırdı hem de karbon emisyonlarını önemli ölçüde azalttı.
ABB’nin dünya genelinde Mission to Zero™ programına dahil olan 37 tesisinden biri olan Sasbach’ta; enerji verimliliği, yenilenebilir enerji ve akıllı enerji yönetimine dayalı veriye dayalı bir karbonsuzlaşma yol haritası uygulanıyor. Panolar ve enerji dağıtım sistemleri üreten tesis, sanayide düşük karbonlu dönüşümün somut örneklerinden biri olarak gösteriliyor.
Küresel karbon emisyonlarının yaklaşık beşte birini imalat ve üretimin oluşturduğu göz önüne alındığında[i], enerji verimliliğinin artırılması ve elektrifikasyonun yaygınlaştırılması Avrupa’nın iklim hedeflerine ulaşmak için kritik önem taşıyor. Sasbach tesisinde hayata geçirilen Mission to Zero™ programı ise işletmelerin güvenilir ve rekabetçi operasyonlarını sürdürürken karbon emisyonlarını azaltabileceklerini net bir şekilde ortaya koyuyor.
Program kapsamında sağlanan toplam 3 bin 786 tonluk emisyon azaltımının yaklaşık 2 bin 700 tonu sertifikalı yenilenebilir enerji tedarikinden, yaklaşık bin 86 tonu ise tesis içi verimlilik ve elektrifikasyon uygulamalarından elde edildi. Bu tesis içi azaltımın yaklaşık 550 tonu, kapasitesi artırılan güneş enerjisi sisteminden sağlandı. Tesiste bulunan 3 bin 410 fotovoltaik modül yılda yaklaşık bin 500 megavat-saat elektrik üretiyor. Bu miktar, yaklaşık 400 hanenin yıllık elektrik tüketimine karşılık geliyor.[ii]
Tesisin kendi ürettiği elektrik, toplam enerji ihtiyacının yaklaşık üçte birini karşılayarak enerji fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı koruma sağlıyor ve uzun vadeli enerji güvenliğini destekliyor. Kurulan yeni trafo istasyonu ise yenilenebilir enerjinin tesis altyapısına istikrarlı biçimde entegre edilmesine imkân tanıyor. Emisyon azaltımı; elektrikli üretim sistemleri, enerji verimliliği uygulamaları ve dijital enerji yönetimi çözümleriyle destekleniyor.
ABB Elektrifikasyon Akıllı Binalar Divizyon Başkanı Mike Mustapha, konuyla ilgili açıklamasında, “Sasbach’ta attığımız adımlar, Mission to Zero™ programımızın sahadaki somut karşılığını gösteriyor. Yenilenebilir enerji yatırımları, elektrifikasyon ve dijital enerji yönetimi sayesinde karbon emisyonlarını azaltırken enerji dayanıklılığını ve operasyonel istikrarı güçlendiriyoruz. Üretim sektöründe sürdürülebilir dönüşümün anahtarı, bu tür uygulanabilir ve ölçülebilir adımlardan geçiyor” ifadelerini kullandı.
Tesisteki tüm süreçlerde karbon emisyonu azaltımı hedefleniyor
Tüm bunların yanı sıra ABB, enerji talebini kaynağında azaltmak amacıyla üretim süreçlerini de modernize ediyor. Sasbach’ta kurulan yeni toz boya tesisi, üretim kapasitesini artırırken enerji ihtiyacını düşürüyor. Isı geri kazanımı özelliğine sahip olan tesis, geleneksel sistemlere kıyasla daha düşük kurulu ısıtma kapasitesiyle çalışıyor. Böylelikle hem verimlilik artışı hem de üretim güvenilirliği destekleniyor.
Sasbach tesisinde; üretim alanlarında tamamen LED aydınlatmaya geçiş, ABB i-bus® KNX ile bina otomasyonu, basınçlı hava sistemlerinde artık ısı geri kazanımı ve optimize edilmiş proses kontrolü gibi ek verimlilik uygulamaları devreye alındı. Öte yandan tesisteki 21 adet elektrikli araç şarj istasyonu, çalışanlar ve ziyaretçiler için düşük emisyonlu mobiliteyi destekliyor.
ABB’nin 2019 yılında başlattığı, Mission to Zero™ programı kapsamında tesiste hayata geçirilen tüm uygulamalar, 2019 yılı seviyelerine kıyasla enerji verimliliğini önemli ölçüde artırırken, operasyonların dengelenmesine ve maliyetlerin düşürülmesine katkı sağladı. ABB’nin bina otomasyon ve enerji yönetimi çözümleri, enerji kullanımında gerçek zamanlı görünürlük sağlayarak veriye dayalı karar alma süreçlerini destekliyor.
ABB, Sasbach’ta karbonsuzlaşmanın bir sonraki aşaması için de net bir yol haritası belirledi. Bu kapsamda fazla güneş enerjisinin depolanması için batarya sistemlerinin kurulması, gaz bazlı ısıtma sistemlerinin kademeli olarak elektrikli ısı pompalarıyla değiştirilmesi ve rüzgâr enerjisi potansiyelinin değerlendirilmesi planlanıyor.
Mission to Zero™ programı
Mission to Zero™ programı, ABB’nin Almanya’daki Lüdenscheid fabrikasında yerel bir girişim olarak başladı ve zaman içerisinde küresel ölçekte yaygınlaştı. Bugün ABB’nin Mission to Zero™ kapsamındaki tesisleri, operasyonlardan kaynaklanan yıllık 60 bin tonun üzerinde karbon emisyonu azaltımı sağlayarak; elektrifikasyon, dijitalleşme ve enerji verimliliğinin düşük karbonlu üretime doğru ölçülebilir ilerleme sağlayabildiğini ortaya koyuyor.
Haberler
Avrupa’nın Şarj Ekosisteminde Türk İmzası: Tunçmatik


Tunçmatik, 56 yıllık teknoloji birikimini küresel arenaya taşıyarak Messina ve Napoli’den Afrika’ya uzanan uluslararası referanslarını Avrupa merkezli yeni büyüme stratejisiyle güçlendiriyor. Şirket, açılımının en stratejik adımı olan Bulgaristan’daki şirket kuruluşunu tamamlayarak Avrupa pazarında daha yakın, daha hızlı ve daha rekabetçi bir operasyon yapısı inşa etti.
Tunçmatik Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Özer ‘’Elektrikli araç dönüşümü binek otomobillerle sınırlı kalmayacak. Yakında otobüs ve kamyon filolarında, liman ve marina uygulamalarında, maden sahalarda elektrikli taşıtların ve onlara özel şarj çözümlerinin hızla arttığını göreceğiz’’ değerlendirmesinde bulundu.


Türkiye’nin enerji teknolojileri alanındaki en köklü markalarından Tunçmatik, 1969’davoltaj regülatörü üretimiyle başlayan yolculuğunu bugün elektrikli araç şarj çözümlerinden güneş enerjisine, UPS sistemlerinden enerji depolama teknolojilerine uzanan bütünleşik bir inovasyon ekosistemine dönüştürdü. Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Özer, Tunçmatik’in kuruluşundan bu yana değişmeyen temel yaklaşımını şöyle özetliyor: “Elektrik enerjisindeki sorunlara çözüm üretmek bizim için 56 yıldır değişmeyen bir misyondur.”
Tunçmatik, Türkiye’nin teknoloji evrimindeki her kritik aşamada aktif bir rol oynadı. Televizyonların ilk kez evlere girdiği dönemde voltaj sorunu çözümleriyle sektöre giriş yapan şirket, 1980’lerde enerji darboğazında alternatör ve jeneratör üretimine yöneldi. 1990’larda bilgisayarların yaygınlaşmasıyla UPS üretimine başladı. 2000’li yıllarda güneş enerjisine odaklanarak Türkiye’nin ilk büyük GES projelerine imza attı. Bugün ise elektrikli araç şarj teknolojilerinde Türkiye’nin en geniş ürün gamına sahip yerli üreticilerinden biri olarak büyüyor.
Şarj Altyapısında Sürdürülebilir ve Ölçeklenebilir Büyüme
EPDK lisanslı şarj ağı işletmecisi Tunçmatik Charge Teknolojileri A.Ş., halihazırda Türkiye genelinde 26–27 şehirde 380’in üzerinde noktada hizmet veriyor. Şirket,2026’da ise 1.000’in üzerinde istasyona ulaşmayı hedefliyor.
Bu büyüme modeli yalnızca istasyon sayılarına dayanmıyor; doğru lokasyon seçimi, kesintisiz hizmet, verimlilik ve uzun vadeli işletme kabiliyeti Tunçmatik’in temel stratejisini oluşturuyor. Güç elektroniğinde yarım asırlık uzmanlık ve 81ile yayılan servis altyapısı Tunçmatik’i sektörde rakipsiz bir operasyonel güç haline getiriyor.


Avrupa Stratejisinde Yeni Dönem: Bulgaristan’da Şirket Kuruldu
Tunçmatik’in Avrupa’da yükselen talebi karşılamak ve bölgesel operasyonlarını güçlendirmek amacıyla Bulgaristan’da şirket kuruluşunu tamamlaması, uluslararası büyüme stratejisinin en kritik adımı olarak konumlanıyor. Bu yeni yapılanma, Tunçmatik’in Avrupa’daki müşterilerine daha hızlı, doğrudan ve sürdürülebilir hizmet sunmasını sağlayacak bir operasyon üssü niteliği taşıyor.
Tunçmatik bugüne kadar İtalya’nın Messina ve Napoli belediyeleri için kurduğu elektrikli araç şarj altyapılarıyla Avrupa’da önemli referanslar elde etti. Aynı şekilde Afrika’da global bir otomotiv markasına sağladığı tedarik desteği de şirketin uluslararası kalite standartlarını ve teknolojik yeterliliğini ortaya koydu. Bulgaristan yapılanması ise bu güçlü referansların üzerine inşa edilerek Tunçmatik’in Avrupa pazarındaki varlığını daha sistematik, daha hızlı ve daha rekabetçi bir modele taşıyor.
Türkiye, Elektrikli Araç Dönüşümünde Öncü Ülkeler Arasında
Elektrikli araç sahipliği Türkiye’de dünya ortalamasının üzerinde bir hızla büyüyor. Satılan her 100 yeni aracın yaklaşık 20’sinin elektrikli olması, şarj altyapısının önemini artırıyor. Bu hızlı büyüme, sektör içinde teknik yeterliliği olmayan firmaların elenmesini de beraberinde getiriyor. Mehmet Özer, sektörün gerektirdiği derin uzmanlık ve yatırım ihtiyacına dikkat çekerek, “Bu iş sadece donanım kurmak değildir; güçlü finansal yapı, teknik uzmanlık, AR-GE, servis kabiliyeti ve sürdürülebilir yatırım vizyonu gerektirir” diyor.
Yeni Enerji Çağının Entegre Ekosistemi
Tunçmatik’in gelecek vizyonu, enerjinin üretildiği, depolandığı, dönüştürüldüğü ve akıllı biçimde yönetildiği bütüncül bir enerji ekosistemi oluşturmak üzerine kurulu. Güneş enerjisi teknolojileri, lityum batarya sistemleri, UPS çözümleri ve elektrikli araç şarj platformlarıyla şirket, yeni enerji paradigmasının tüm bileşenlerini kapsayan geniş bir teknoloji yaklaşımı benimsiyor.
Mehmet Özer: “Gelecek elektriğin yüzyılı olacak”
Tunçmatik’in dünyanın yaklaşık 30 ülkesine ürün ihraç eden bir marka olduğunu ifade eden Özer enerji sektöründeki dönüşüme göre şirketin hedeflerini de yeniledikleri ifade etti. Özer şöyle konuştu:
“Gelecek, tam anlamıyla elektriğin yüzyılı olacak. Hibrit solar inverterler ve lityum bataryalarla enerji bağımsız evler artık mümkün hale geldi. İnsanların şebekeye bağımlılığının azaldığı, kendi elektriğini üreten, depolayan ve yöneten yapıların yaygınlaştığı bir döneme giriyoruz. Bu yalnızca konutlar için değil; işletmeler, sanayi tesisleri ve lojistik merkezleri için de geçerli olacak. İnsanlar artık bağımlılıktan hoşlanmıyor.
Elektrikli araç dönüşümü binek otomobillerle sınırlı kalmayacak. Yakında otobüs ve kamyon filolarında, liman ve marina uygulamalarında, maden ve endüstriyel sahalarda elektrikli taşıtların ve onlara özel şarj çözümlerinin hızla arttığını göreceğiz. Bugün elektrikli tekneler piyasada, elektrikli uçak çalışmalarında ise büyük ilerleme var.
Şarj işi artık sadece aracı fişe takmak değil. Enerji yönetimi, filo optimizasyonu, yazılım ve veri analitiği ile iç içe bir yapıya dönüşüyor. Elektriğin üretimi, depolanması, kalitesi, güvenliği ve akıllı yönetimi önümüzdeki yılların en stratejik başlıkları olacak. Tunçmatik olarak biz de bu resimde güvenli, akıllı ve sürdürülebilir enerji çözümleriyle hem Türkiye’de hem uluslararası pazarlarda ön sıralarda yer almak istiyoruz.”
Haberler
Trugo’dan Zam! İşte Zamlı Fiyatlar


Türkiye’nin mobilite alanındaki yerli gücü Togg’un şarj ağı markası Trugo, elektrikli araç sahiplerini yakından ilgilendiren yeni bir fiyat düzenlemesine gitti. 23 Ocak 2026 itibarıyla yürürlüğe giren yeni tarifede, özellikle hızlı şarj (DC) maliyetlerindeki artış dikkat çekiyor.
İşte Trugo’nun güncel fiyat listesi ve elektrikli araç dünyasına etkileri:
Trugo Güncel Şarj Ücretleri (Ocak 2026)
Uzun süredir sabit tutulan fiyatlar, enerji maliyetlerindeki değişimlerin ardından kategorisine göre %17 ile %30 arasında değişen oranlarda artırıldı.
| Şarj Türü | Eski Fiyat (kWh) | Yeni Fiyat (kWh) | Zam Oranı |
| 150 kW’a kadar (DC) | 10,60 TL | 13,78 TL | %30 |
| 150 kW ve üzeri (Yüksek Hızlı DC) | 11,82 TL | 15,36 TL | %30 |
| 22 kW ve altı (AC) | 8,49 TL | 9,95 TL | %17 |
Sektördeki Genel Durum
Trugo ile eş zamanlı olarak Türkiye’nin diğer büyük şarj operatörleri de fiyatlarını güncelledi. Pazardaki rekabet dengesi şu şekilde şekillendi:
-
ZES: Birim fiyatını yaklaşık %27 artışla 16,49 TL‘ye çıkardı.
-
Eşarj: %22 civarında bir zamla fiyatını 15,80 TL olarak belirledi.
Bu tabloya göre Trugo, yapılan yüksek oranlı zamma rağmen rakiplerine kıyasla hala daha avantajlı bir fiyatlandırma sunmaya devam ediyor.
Kullanıcılar İçin Ne Değişiyor?
Özellikle uzun yolculuklarda kritik öneme sahip olan 150 kW ve üzeri “ultra hızlı” şarj ünitelerindeki %30’luk artış, Togg T10X gibi yüksek batarya kapasitesine sahip araçların full depo maliyetini doğrudan etkileyecek. Şehir içi kullanımlarda tercih edilen AC şarj ise nispeten daha düşük bir zam oranıyla (%17) korundu.
Analiz Notu: Sektör temsilcileri, bu zamların ardından ev tipi şarjın (yaklaşık 2,5 – 4 TL/kWh bandında) halka açık istasyonlara göre çok daha ekonomik hale geldiğini vurguluyor.
-



Şarj Sektörü3 ay önceElektrikli araç şarj hizmetlerinde yeni dönem başlıyor
-



Haberler1 ay önceTrugo’dan Zam! İşte Zamlı Fiyatlar
-



Genel2 ay önce2025 Zorunlu Kış Lastiği Uygulaması Başladı: TOGG T10X İçin Petlas Snowmaster 2 Sport Tercihimiz Oldu!
-



Haberler3 ay önceYeni Yılın Enerjisi En Yakıt’ta
-



Elektrikli Otomobiller1 ay önceAB’de Elektrikli Satışları İlk Kez Fosil Yakıtlı Araçları Geçti
-



Automotive2 ay önceRenault Group ve markaları üst üste üçüncü yıl büyüme kaydetti
-



Otomotiv1 ay önceOcak’ta ikinci el araç fiyatları yüzde 1,1 artış gösterdi
-



Elektrikli Otomobiller1 ay önceVolvo’nun Yeni Kozu Sahneye Çıktı: Menzil Canavarı Volvo EX60 Tanıtıldı!






