Connect with us

Otomotiv Sektörü

Hyundai ve Efsanevi Tasarımcı Giorgetto Giugiaro, Pony Coupe Konsepti İşbirliği İçin El Sıkıştı

 Hyundai, mirasını kutlamak için 1974 yılında tasarladığı konsept modelini tekrar canlandırıyor. Orjinal Pony ve Pony Coupe konsepti, efsanevi İtalyan Giugiaro ile ortaklaşa hazırlanacak. Hyundai, tüm dikkatleri üzerine çekecek konsepti bahar aylarında görücüye çıkaracak.

Hyundai, 1974 yılında Giorgetto Giugiaro tarafından tasarlanan etkileyici Pony Coupe konseptini yeniden inşa etmek için İtalyan tasarım firması GFG Style ile bir iş birliği yaptı. Tasarım firmasının sahibi olan baba ve oğul Giorgetto ve Fabrizio Giugiaro, yıllar önce otomotiv endüstrisine kazandırdıkları modeli, tekrar hazırlayacak olmanın haklı gururunu yaşıyor. Giorgetto ve Fabrizio Giugiaro ile birlikte çalışacak olan Hyundai Motor Grubu Global Tasarım Merkezi Başkanı SangYup Lee ve Kreatif Direktörü Luc Donckerwolke, Hyundai’nin marka kimliğine ve tarihine katkıda bulunacak.

Luc Donckerwolke, “Giorgetto ve Fabrizio’yu bu yeniden tasarım projesi için Seul’de ağırlamaktan kesinlikle heyecan duyuyoruz ve onlarla bu olağanüstü tasarım projesinde çalışmak için sabırsızlanıyoruz.Bu proje yalnızca tarihi bir değere sahip olmakla kalmıyor, aynı zamanda daha fazla işbirliğinin önünü açabilecek kültürler arası dayanışmayı da temsil ediyor” dedi.

Başkan SangYup Lee ise “Pony ve Pony Coupe Konsepti, ödüllü IONIQ 5 ve dikkat çekici N Vision 74 dahil olmak üzere tüm üretim ve konsept araçlarımızın tasarımlarını etkileyen nadir kreasyonlardan biriydi. Orijinal konsept otomobilimizin üzerinden tam 48 yıl geçti ve Giorgetto Giugiaro’yu tasarım felsefemize bağlı kalarak yeniden hayata getirmesi için görevlendirdik. Amacımız, geleceği mirasla şekillendirmek” dedi.

Neredeyse yarım asır önce işbirliği yapan Hyundai ve Giugiaro, markanın ilk bağımsız modelini ve aynı zamanda Kore’nin ilk seri üretim otomobilini tasarlama konusunda çalışmalara başlamıştı. O zamanlar Kore’de araç tasarımı ve stil yeteneği olmadığından ünlü İtalyan Giugiaro’yu tasarım planları yapması için göreve getiren Hyundai, biri coupe olmak üzere beş farklı prototip inşa etmek tüm yetkileri kendisine devretmişti. Kama tarzı burun, dairesel farlar ve origami benzeri geometrik çizgileri ile o dönem büyük sükse yapan Pony Coupe, Kuzey Amerika ve Avrupa pazarı için tasarlanmıştı. Ancak, 1981’de yaşanan küresel ekonomik kriz sebebiyle seri üretime geçemedi.

Konsept o zamanlar tamamlanmamış bir rüyayken, Hyundai, beş kapılı Pony modelini 1975’ten 1990’a kadar satışa sunarak özellikle Kore otomotiv endüstrisinin başlamasına yardımcı oldu. Pony Coupe Konsepti ise hala Hyundai’nin mirasının önemli bir parçası konumunda ve Hyundai Motor Company Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Ju-Yong Chung’ın şirket vizyonunun damgasını da taşıyor. Ayrıca konsept, 1983’te piyasaya sürülen ve ‘Geleceğe Dönüş’ filmlerinde de kullanılan Giugiaro imzalı DeLorean DMC 12 için de büyük bir ilham kaynağı oldu.

Hyundai, 2019 yılında tanıttığı “45” adlı konseptinde de bu efsanevi modelden etkilendi ve bu projenin tasarımını çok değiştirmeden IONIQ 5 adıyla seri üretim bandına aldı. Ayrıca Hyundai, 2021’de de orijinal Pony üretim otomobilini restomod elektrikli araç konsepti olarak yeniden yorumladı. Hyundai, bu özel mirası devam ettirmek için geçtiğimiz aylarda da N Vision 74 Coupe konseptini tanıtmış ve özellikle performans tutkunlarını fazlasıyla heyecanlandırmıştı.

Continue Reading
Tıkla Yorum Yap

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Otomotiv Sektörü

Opel 10 Yıl Aranın Ardından Paris Otomobil Fuarı’na Geri Dönüyor!  

Üstün sürüş keyfini Alman kalitesi ve mühendisliğiyle bir araya getiren Opel, on yıllık bir aranın ardından otomotiv dünyasının en köklü etkinliklerinden biri olan Paris Otomobil Fuarı’na geri dönüyor. Marka, 12–18 Ekim 2026 tarihleri arasında Paris’te düzenlenecek fuarda, başta yeni Opel Astra olmak üzere en güncel ürün gamını ve yenilikçi çözümlerini otomobil tutkunlarıyla buluşturacak.

Alman otomotiv üreticisi Opel, geçtiğimiz eylül ayında Münih’te gerçekleştirilen IAA Mobility’de sergilediği etkileyici dünya prömiyerlerinin ardından, bu kez 12–18 Ekim 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan Paris Otomobil Fuarı’nda sahne alarak ürün atağını sürdürüyor. Genişleyen model ailesi ve elektrikli mobilite vizyonu doğrultusunda marka, Fransa’nın başkentinde güçlü bir geri dönüşe hazırlanıyor.

Yeni Astra ve GSE ürün gamı fuarın odak noktası olacak

Opel’in Paris Otomobil Fuarı’ndaki odak noktasını, kısa süre önce Brüksel’de dünya prömiyeri gerçekleştirilen yeni Opel Astra oluşturuyor. Rüsselsheim’da tasarlanıp geliştirilen model, markanın güncel tasarım dili ve ileri teknolojileriyle dikkat çekiyor. Bununla birlikte Opel’in tamamen elektrikli yüksek performans vizyonunu temsil eden yeni Mokka GSE ve markanın geçtiğimiz günlerde duyurduğu yeni Corsa GSE de fuarda sergilenecek modeller arasında yer alıyor. Marka ayrıca fuar kapsamında, elektrikli mobiliteye yönelik yaklaşımını ortaya koyan farklı yeniliklerini ve geleceğe ışık tutan tasarım çalışmalarını da ziyaretçilerle buluşturacak. Opel standı, hem mevcut ürün gamını hem de markanın geleceğe yönelik stratejisini yansıtan önemli bir deneyim alanı sunacak.

Opel, ekim ayında Paris Otomobil Fuarı’na güçlü bir geri dönüş yapmaya hazırlanıyor. Marka, en yeni modellerini benzersiz bir atmosferde sergileyerek ziyaretçilere etkileyici bir deneyim sunarken, Paris’teki varlığıyla dikkat çekici ve kapsamlı bir katılıma imza atacak.

Otomotiv sektörünün en önemli uluslararası organizasyonları arasında yer alan Paris Otomobil Fuarı, geleceğin mobilite trendlerini ve bu alandaki en yeni teknolojileri bir araya getiren önemli bir platform olmayı sürdürüyor. 91’inci kez düzenlenecek fuar, 12–18 Ekim 2026 tarihleri arasında ziyaret edilebilecek. Bir önceki etkinlik ise 2024 yılında gerçekleştirilmiş ve yarım milyondan fazla ziyaretçiyi ağırlamıştı.

Continue Reading

Otomotiv Sektörü

Otomotivde Finansman Koşulları Pazar Gerçeklerinin Gerisinde Kaldı!  

Türkiye otomotiv sektöründe fiyatlar son yıllarda hızlı bir yükseliş gösterirken, taşıt kredisi limitlerinin aynı paralelde güncellenmemesi sektörde ciddi bir finansman uyumsuzluğu yaratıyor. Pazar gerçekleri ile mevcut kredi sistemi arasındaki makasın iyiden iyiye açıldığını belirten Otomerkezi.net CEO’su Muhammed Ali Karakaş, taşıt kredisi limitlerinin günümüz fiyat seviyelerine uygun şekilde yeniden düzenlenmesi gerektiğini vurguladı.

Ülkemizde satılan baz donanımlı yerli modeller hariç tutulduğunda artık ortalama bir otomobil fiyatı sıfır kilometre pazarında 2 milyon TL seviyesinden başlıyor. Ne var ki kredi sisteminde uygulanan mevcut limitler, bu fiyat aralığındaki araçlar için finansman kullanımını fiilen işlevsiz hale getirdi. Kredi oranlarının toplam araç bedelinin oldukça küçük bir kısmına karşılık gelmesi, tüketicinin satın alma kararını doğrudan etkiliyor.

Satış süreçleri uzuyor, talep erteleniyor 

Otomerkezi.net’in her ay düzenli olarak gerçekleştirdiği saha araştırmalarına göre gözlemlenen nihai tablo, kredi limitlerinin piyasa dinamiklerine ayak uyduramadığını açık şekilde ortaya koydu. Krediye güvenerek araç almayı planlayan tüketiciler satın alma kararını erteliyor; peşinat oranları birçok müşteri için erişilemez seviyelere çıkıyor. Bu durum satış süreçlerini uzatırken, markaların da fiyatlama stratejilerini kredi dilimlerine göre şekillendirmesine neden oluyor. Nitekim bazı modellerin 1.999.000 TL seviyesinde konumlandırılması, mevcut kredi baremlerine uyum sağlama çabasının bir göstergesi olarak dikkat çekiyor.

Finansmanın otomotiv sektöründe yalnızca bir ödeme yöntemi değil, aynı zamanda talep dengesi ve satış hacmi üzerinde belirleyici bir unsur olduğunu ifade eden Otomerkezi.net CEO’su Muhammed Ali Karakaş, kredi limitlerindeki güncellemenin sektörel denge açısından kritik rol oynayacağını belirtti.

“Finansman koşullarında güncelleme gereklilik halini aldı”

Otomerkezi.net CEO’su Muhammed Ali Karakaş konuya ilişkin olarak “Finansman, otomotiv sektörünün en kritik yapı taşlarından biridir. Mevcut kredi limitlerinin günümüz fiyat seviyelerine uygun şekilde güncellenmesi artık bir ihtiyaçtan öte, bir gereklilik haline geldi. Hem tüketicinin erişimi hem de sektörün sürdürülebilir büyümesi için bu adımın atılması büyük önem taşımakta. Krediyle ilgili kapsamlı düzenlemelerin en son 4 yıl önce gerçekleştiğini ve artık güncelliği kalmadığını belirtmek istiyoruz.” değerlendirmesinde bulundu. 

Diğer yandan Karakaş’a göre limitlerin güncellenmesi; tüketicinin finansmana erişimini kolaylaştıracak, satış adetlerinde artışa ve daralmanın azalmasına katkı sağlayacak, kayıtlı ve sağlıklı finansman sistemini güçlendirecek ve bankacılık sistemi ile otomotiv sektörü arasındaki dengeyi yeniden kuracak.

Sektörde sürdürülebilir büyüme için kritik

Türkiye otomotiv pazarı, hem sıfır hem ikinci el segmentte güçlü bir talep potansiyeline sahip. Karakaş, potansiyele rağmen en büyük problemin finansman koşulları olduğunu aktarırken “Ancak mevcut finansman yapısı, bu potansiyelin tam anlamıyla realize edilmesini zorlaştırıyor. Özellikle orta gelir grubunun araç erişiminde kredi en önemli enstrüman olarak öne çıkarken, limitlerin güncel fiyat seviyelerine göre revize edilmemesi piyasa daralmasını tetikleyebiliyor.” ifadelerine yer verdi. Sektör temsilcileri, finansman sisteminin piyasa koşullarına uyumlu hale getirilmesinin hem tüketici güveni hem de ticari sürdürülebilirlik açısından önem taşıdığı görüşünde birleşiyor. Taşıt kredisi limitlerinin güncellenmesi yalnızca satış adetlerini değil, sektörün genel ekonomik dengedeki rolünü de doğrudan etkileyecek bir adım olarak değerlendiriliyor.

Continue Reading

Otomotiv Sektörü

ZF ve BMW, Gelecek Odaklı Sürüş Teknolojileri için Anlaşma İmzaladı

ZF Friedrichshafen AG ve BMW Group, binek otomobil sürüş sistemleri alanında uzun vadeli bir tedarik anlaşması imzaladı. Anlaşmanın temelini, başarısı kanıtlanmış 8 vitesli otomatik şanzımanın (8HP) daha da geliştirilmesi ve tedariki oluşturuyor. Milyarlarca avro değerindeki söz konusu anlaşma, 2030’lu yılların sonuna kadar geçerli olacak. Bu anlaşma, her iki şirket için de geleceğin yeni teknolojilere açık, düşük emisyonlu mobilitesini şekillendirmek için sağlam bir temel oluşturuyor.

ZF CEO’su Mathias Miedreich, konuyla ilgili açıklamasında şunları söyledi: “BMW ile birlikte, dinamik bir dönüşüm sürecinden geçen sektörde inovasyon, verimlilik ve sürdürülebilirlik konusunda güçlü bir mesaj veriyoruz. Bu anlaşma, sürüş sistemlerinin dönüşümü için kilit öneme sahip 8 vitesli otomatik şanzımanımızın stratejik önemini vurguluyor.”

İş birliği kapsamında, 8HP şanzıman kiti sürekli olarak geliştirilecek. Böylece, müşterilere gelecekteki sürüş konseptlerinin gereksinimlerine yanıt verecek en güçlü ve verimli şanzımanın sunulması hedefleniyor.

ZF Elektrikli Sürüş Teknolojileri Bölümü Başkanı Sebastian Schmitt, “BMW ile varılan yeni anlaşma, teknolojik gelişmeler için uzun vadeli planlama perspektifinin taşıdığı önemi gösteriyor” dedi. Schmitt şöyle devam etti: “Bu anlaşma, her iki şirket için de netlik ve istikrar sağlayarak yeni nesil 8HP’yi özellikle verimlilik, performans ve uzun vadeli geçerlilik açısından uyumlu hale getirmemizi mümkün kılıyor.”

ZF böylece sistem tedarikçisi olarak konumunu güçlendirirken planlama güvenilirliğini daha da artırıyor. Önümüzdeki dönemdeki bu yakın iş birliği, hızla değişen pazar koşullarında riskleri azaltmaya yardımcı olurken düşük emisyonlu mobilitenin geleceği için de temel oluşturacak.

Continue Reading

Popüler