Connect with us

Haberler

YENİ CITROËN MARKA KİMLİĞİ VE LOGOSU HEYECAN VERİCİ, ENERJİK VE MODERN BİR ÇAĞIN GELİŞİNİ MÜJDELİYOR!

Yeni kurumsal marka kimliği ve logo ile Citroën tarihinde heyecan
verici yeni bir dönem başlıyor. Yeni logo, 1919 yılındaki orijinal oval
logoyu yeniden yorumluyor. Yeni logo, yeni bir konsept araçla ilk kez
lanse edilirken, 2023’ün ortalarından itibaren gelecekteki modellerde
ve konsept otomobillerde aşamalı olarak kullanılmaya başlanacak. Yeni
marka imzası, Citroën ulaşım çözümleri ve müşteri ilişkilerinde cesur,
kapsayıcı ve duygusal çağın hızlanmasını ortaya koyuyor. Marka
ayrıca; “Nothing Moves Us Like Citroën” vaadi ile yeni bir sloganı
kullanmaya başlıyor. Citroën tasarım ekibi tarafından geliştirilen yeni
Citroën kimliğinde, Stellantis’in kendi tasarım ajansı olan Stellantis
Design Studio’nun uzmanlığından yararlandı.
Elektrikli ulaşımı herkes için ulaşılabilir kılma misyonunu hızlandıran ve marka
DNA’sını ulaşılabilir, iddialı ve müşteri rahatlığı yönünde geliştirmeye devam
eden Citroën, 103 yıllık marka için cesur, heyecan verici ve dinamik yeni bir
çağın başladığını gösteren yeni kurumsal marka kimliği ve logosunu tanıttı. Yeni
görünüm, ilk olarak kurucu André Citroën’in dişli sistemleri üreten ilk metal
işleme şirketinin başarısından ilham alarak benimsediği orijinal logoyu yeniden
yorumluyor. Yeni zarif logo, markanın geçmişini ve değişimini işaret ediyor.
Logo, ilk olarak yepyeni bir Citroën konsept otomobilinde görücüye çıkacak. Bu
logonun versiyonları, 2023 yılının ortalarından itibaren gelecekteki seri üretim
Citroën modellerinde ve konsept araçlarında aşamalı olarak kullanılacak. Yeni
logo dikey oval tasarım diline yeni bir yaklaşım getiriyor. Yeni logo, tüm Citroën
modellerinin, hemen tanınan bir imza unsuru olacak. Yeni logoyu, yeni bir
kurumsal marka kimliği programı ve “Nothing Moves Us Like Citroën” vaadi ile
yeni bir marka imzası tamamlayacak.
Citroën CEO’su Vincent Cobée yeni logoyu ve yeni marka kimliğini: “103
yıllık tarihimizin muhtemelen en heyecan verici bölümüne giriyoruz. Citroën için
modern ve çağdaş yeni bir görünümü benimsemenin tam zamanı. Yeni
kimliğimiz, müşterilerimize sunduğumuz geleneksel endüstri kurallarına meydan
okuyan, cesur ve yenilikçi araçlardaki ilerlemenin zarif bir simgesi.
Gereksinimleri ne olursa olsun, özellikle elektrikli olmak üzere tüm sürüş
deneyiminin, ulaşılabilir, konforlu ve eğlenceli olmasını sağlıyoruz. Cesur ve
devrim yaratan araçlarla tüketicilerde heyecan uyandırma mirasımız,
gelecekteki aile ulaşımında özgün ve daha kapsayıcı bir yaklaşım
benimsememiz için bize enerji veriyor. Geçmişteki, günümüzdeki ve gelecekteki
müşterilerimizin, onları hiçbir şeyin Citroën kadar etkilemeyeceği konusunda
hemfikir olduğuna kesinlikle inanıyoruz” sözleriyle açıkladı.
Citroën Küresel Marka Tasarımcısı Alexandre Revert
ise
değerlendirmesinde; “Gelecekteki odak noktamızı netleştirmeye çalışırken,
André Citroën’in herkes için ulaşılabilir ve yenilikçi ulaşım vaadini temsil eden ilk
logosuna grafiksel olarak geri dönüyoruz. Gelecekteki tasarımlarımız için
kademeli olarak daha belirgin ve görünür bir marka imzasına geçmek, hassas,
bir o kadar da önemli bir evrim” dedi.
Yeni ama bilindik
Yeni marka kimliğinin merkezinde, Citroën’in dünyaca ünlü “Çift Açılı Chevron”
sembolünün evrimi yer alıyor. Şirketin 1919 yılındaki kuruluşundan bu yana
Citroën logosu onuncu kez yenileniyor. Daha geniş ve daha belirgin köşelere
sahip “Çift Açılı Chevron” daha yumuşak bir dikey oval çerçeve ile çevreleniyor.
Yeni logo, Citroën modellerinin tasarım dilinde yeni bir yaklaşım da başlatacak.
Daha dikkat çekici bir görünüme sahip dikey oval logo, Citroën modellerinin
hemen tanınabilir olmasını sağlayan bir imza unsuru olacak.
Taze ve kapsamlı bir kurumsal kimlik programı yeni dikey oval logoyu
destekliyor. Bu program, marka DNA’sını ulaşılabilir, iddialı ve müşteri rahatlığı
yönünde geliştirmeye devam eden Citroën’in elektrikli ulaşımı herkes için
erişilebilir hale getirme taahhüdünü nasıl hızlandırdığını gözler önüne seriyor.
Temel hedeflerden biri, kozmetik ve giyim de dahil olmak üzere otomotiv dışı,
daha samimi markalardan esinlenen unsurları somutlaştırmak ve bulunduğu
ortamlarda göze hoş görünen daha sıcak ve samimi bir ifade oluşturmaktı.
Örneğin yeni kimlik, saf ve basit bir kullanıcı arayüzü ile müşterilere Citroën’de
websitesinden showroom’a kadar tüm dijital yolculuklarında gelişmiş bir
dinginlik duygusu sağlamak üzere özenle hazırlandı. Dijital deneyimin yeni
müşterilerin ergonomi ve estetik beklentilerini tam olarak karşılamasını
sağlamak için “karanlık mod” seçeneği dahil olmak üzere tasarıma özen
gösterildi. Ayrıca, yeni kimliği tüm dijital temas noktalarına entegre etmek için
hem araç içi ekranları aracılığıyla hem de My Citroën Uygulaması üzerinden
müşterilere zenginleştirilmiş bir Citroën deneyimi sunan yeni bir animasyon dili
geliştiriliyor. Citroën’in mevcut tescilli yazı tiplerinden geliştirilen yeni harfler ve
yalın renk paleti logoyu tamamlayacak ve yeni marka kimliğini daha da
güçlendirecek. Beyaz ve soğuk gri, dinginlik ve rahatlık sağlarken, detaylarda

belirli alanlarda kontrast oluşturmak üzere iki karakteristik renk kullanılacak.
Markanın tarihi boyunca ikonik otomobillerinde kullandığı tarihi renkten
esinlenerek oluşturulan sakinleştirici Monte Carlo Mavi, yakında otomobil ürün
gamına da giriş yapacak. Bu renk aynı zamanda kurumsal ve perakende
uygulamalarında marka kimliğinde de kullanılacak. Ek olarak, fiziksel, basılı ve
dijital uygulamalarda denge ve dinamik kontrast sağlamak üzere şu an
kullanılan kırmızının yerini daha enerjik ve ayırt edici bir kızılötesi alacak.
Konuyu değerlendiren Citroën Pazarlama ve İletişim Başkanı Laurent
Barria; “Kökenimizi unutmadan herkese ve marka DNA’mıza sadık kalırken
kimliğimizi modern bir şekilde yeniden yorumluyor ve Citroën’de işlerin dikkat
çekici bir şekilde değiştiğine dair net bir mesaj veriyoruz” açıklamasında
bulundu. Barria, “Elektrikli ulaşımı daha erişilebilir hale getiren iddialı çözümler
yaratma misyonumuzda farklı çözümler aramaya devam ediyoruz. Bizimle
birlikte geçirdikleri tüm yolculuk boyunca otomobilin içindeki rahatlığı otomobilin
dışına taşırken hiç kimsenin ve hiçbir şeyin bizi Citroën kadar etkilemediğini
müşterilerimize ve kendimize kanıtlamaya kararlıyız. Geliştirdiğimiz yenilikçi
araçlardan sağladığımız kapsayıcı ve sorumlu hizmetlere kadar yaptığımız her
şeyde devrimci düşünmeli, benzersiz bir yaklaşım sergilemeli ve arkasında
durmalıyız. Bugün yapmaya söz verdiğimiz şey de tam olarak bu” diyerek
sözlerini tamamladı.
Continue Reading
Tıkla Yorum Yap

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haberler

ABB’nin Sasbach tesisi sürdürülebilirlik uygulamalarıyla dünyaya örnek oluyor

Sürdürülebilir ve kaynak verimliliği yüksek bir gelecek için elektrifikasyon ve otomasyon çözümleri geliştiren ABB, Almanya’daki Sasbach üretim tesisinde Mission to Zero™ – Net Sıfır Misyonu kapsamında önemli başarılar elde etti. Program çerçevesinde hayata geçirilen yenilenebilir enerji yatırımları, elektrifikasyon uygulamaları ve dijital enerji yönetimi çözümleri sayesinde tesis hem operasyonel dayanıklılığını artırdı hem de karbon emisyonlarını önemli ölçüde azalttı.

ABB’nin dünya genelinde Mission to Zero™ programına dahil olan 37 tesisinden biri olan Sasbach’ta; enerji verimliliği, yenilenebilir enerji ve akıllı enerji yönetimine dayalı veriye dayalı bir karbonsuzlaşma yol haritası uygulanıyor. Panolar ve enerji dağıtım sistemleri üreten tesis, sanayide düşük karbonlu dönüşümün somut örneklerinden biri olarak gösteriliyor.

Küresel karbon emisyonlarının yaklaşık beşte birini imalat ve üretimin oluşturduğu göz önüne alındığında[i], enerji verimliliğinin artırılması ve elektrifikasyonun yaygınlaştırılması Avrupa’nın iklim hedeflerine ulaşmak için kritik önem taşıyor. Sasbach tesisinde hayata geçirilen Mission to Zero™ programı ise işletmelerin güvenilir ve rekabetçi operasyonlarını sürdürürken karbon emisyonlarını azaltabileceklerini net bir şekilde ortaya koyuyor.

Program kapsamında sağlanan toplam 3 bin 786 tonluk emisyon azaltımının yaklaşık 2 bin 700 tonu sertifikalı yenilenebilir enerji tedarikinden, yaklaşık bin 86 tonu ise tesis içi verimlilik ve elektrifikasyon uygulamalarından elde edildi. Bu tesis içi azaltımın yaklaşık 550 tonu, kapasitesi artırılan güneş enerjisi sisteminden sağlandı. Tesiste bulunan 3 bin 410 fotovoltaik modül yılda yaklaşık bin 500 megavat-saat elektrik üretiyor. Bu miktar, yaklaşık 400 hanenin yıllık elektrik tüketimine karşılık geliyor.[ii]

Tesisin kendi ürettiği elektrik, toplam enerji ihtiyacının yaklaşık üçte birini karşılayarak enerji fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı koruma sağlıyor ve uzun vadeli enerji güvenliğini destekliyor. Kurulan yeni trafo istasyonu ise yenilenebilir enerjinin tesis altyapısına istikrarlı biçimde entegre edilmesine imkân tanıyor. Emisyon azaltımı; elektrikli üretim sistemleri, enerji verimliliği uygulamaları ve dijital enerji yönetimi çözümleriyle destekleniyor.

ABB Elektrifikasyon Akıllı Binalar Divizyon Başkanı Mike Mustapha, konuyla ilgili açıklamasında, “Sasbach’ta attığımız adımlar, Mission to Zero™ programımızın sahadaki somut karşılığını gösteriyor. Yenilenebilir enerji yatırımları, elektrifikasyon ve dijital enerji yönetimi sayesinde karbon emisyonlarını azaltırken enerji dayanıklılığını ve operasyonel istikrarı güçlendiriyoruz. Üretim sektöründe sürdürülebilir dönüşümün anahtarı, bu tür uygulanabilir ve ölçülebilir adımlardan geçiyor” ifadelerini kullandı.

Tesisteki tüm süreçlerde karbon emisyonu azaltımı hedefleniyor

Tüm bunların yanı sıra ABB, enerji talebini kaynağında azaltmak amacıyla üretim süreçlerini de modernize ediyor. Sasbach’ta kurulan yeni toz boya tesisi, üretim kapasitesini artırırken enerji ihtiyacını düşürüyor. Isı geri kazanımı özelliğine sahip olan tesis, geleneksel sistemlere kıyasla daha düşük kurulu ısıtma kapasitesiyle çalışıyor. Böylelikle hem verimlilik artışı hem de üretim güvenilirliği destekleniyor.

Sasbach tesisinde; üretim alanlarında tamamen LED aydınlatmaya geçiş, ABB i-bus® KNX ile bina otomasyonu, basınçlı hava sistemlerinde artık ısı geri kazanımı ve optimize edilmiş proses kontrolü gibi ek verimlilik uygulamaları devreye alındı. Öte yandan tesisteki 21 adet elektrikli araç şarj istasyonu, çalışanlar ve ziyaretçiler için düşük emisyonlu mobiliteyi destekliyor.

 

ABB’nin 2019 yılında başlattığı, Mission to Zero™ programı kapsamında tesiste hayata geçirilen tüm uygulamalar, 2019 yılı seviyelerine kıyasla enerji verimliliğini önemli ölçüde artırırken, operasyonların dengelenmesine ve maliyetlerin düşürülmesine katkı sağladı. ABB’nin bina otomasyon ve enerji yönetimi çözümleri, enerji kullanımında gerçek zamanlı görünürlük sağlayarak veriye dayalı karar alma süreçlerini destekliyor.

ABB, Sasbach’ta karbonsuzlaşmanın bir sonraki aşaması için de net bir yol haritası belirledi. Bu kapsamda fazla güneş enerjisinin depolanması için batarya sistemlerinin kurulması, gaz bazlı ısıtma sistemlerinin kademeli olarak elektrikli ısı pompalarıyla değiştirilmesi ve rüzgâr enerjisi potansiyelinin değerlendirilmesi planlanıyor.

Mission to Zero™ programı

Mission to Zero™ programı, ABB’nin Almanya’daki Lüdenscheid fabrikasında yerel bir girişim olarak başladı ve zaman içerisinde küresel ölçekte yaygınlaştı. Bugün ABB’nin Mission to Zero™ kapsamındaki tesisleri, operasyonlardan kaynaklanan yıllık 60 bin tonun üzerinde karbon emisyonu azaltımı sağlayarak; elektrifikasyon, dijitalleşme ve enerji verimliliğinin düşük karbonlu üretime doğru ölçülebilir ilerleme sağlayabildiğini ortaya koyuyor.

Continue Reading

Haberler

Avrupa’nın Şarj Ekosisteminde Türk İmzası: Tunçmatik

Tunçmatik, 56 yıllık teknoloji birikimini küresel arenaya taşıyarak Messina ve Napoli’den Afrika’ya uzanan uluslararası referanslarını Avrupa merkezli yeni büyüme stratejisiyle güçlendiriyor. Şirket, açılımının en stratejik adımı olan Bulgaristan’daki şirket kuruluşunu tamamlayarak Avrupa pazarında daha yakın, daha hızlı ve daha rekabetçi bir operasyon yapısı inşa etti.

Tunçmatik Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Özer ‘’Elektrikli araç dönüşümü binek otomobillerle sınırlı kalmayacak. Yakında otobüs ve kamyon filolarında, liman ve marina uygulamalarında, maden sahalarda elektrikli taşıtların ve onlara özel şarj çözümlerinin hızla arttığını göreceğiz’’ değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’nin enerji teknolojileri alanındaki en köklü markalarından Tunçmatik, 1969’davoltaj regülatörü üretimiyle başlayan yolculuğunu bugün elektrikli araç şarj çözümlerinden güneş enerjisine, UPS sistemlerinden enerji depolama teknolojilerine uzanan bütünleşik bir inovasyon ekosistemine dönüştürdü. Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Özer, Tunçmatik’in kuruluşundan bu yana değişmeyen temel yaklaşımını şöyle özetliyor: “Elektrik enerjisindeki sorunlara çözüm üretmek bizim için 56 yıldır değişmeyen bir misyondur.”

Tunçmatik, Türkiye’nin teknoloji evrimindeki her kritik aşamada aktif bir rol oynadı. Televizyonların ilk kez evlere girdiği dönemde voltaj sorunu çözümleriyle sektöre giriş yapan şirket, 1980’lerde enerji darboğazında alternatör ve jeneratör üretimine yöneldi. 1990’larda bilgisayarların yaygınlaşmasıyla UPS üretimine başladı. 2000’li yıllarda güneş enerjisine odaklanarak Türkiye’nin ilk büyük GES projelerine imza attı. Bugün ise elektrikli araç şarj teknolojilerinde Türkiye’nin en geniş ürün gamına sahip yerli üreticilerinden biri olarak büyüyor.

Şarj Altyapısında Sürdürülebilir ve Ölçeklenebilir Büyüme

EPDK lisanslı şarj ağı işletmecisi Tunçmatik Charge Teknolojileri A.Ş., halihazırda Türkiye genelinde 26–27 şehirde 380’in üzerinde noktada hizmet veriyor. Şirket,2026’da ise 1.000’in üzerinde istasyona ulaşmayı hedefliyor.

Bu büyüme modeli yalnızca istasyon sayılarına dayanmıyor; doğru lokasyon seçimi, kesintisiz hizmet, verimlilik ve uzun vadeli işletme kabiliyeti Tunçmatik’in temel stratejisini oluşturuyor. Güç elektroniğinde yarım asırlık uzmanlık ve 81ile yayılan servis altyapısı Tunçmatik’i sektörde rakipsiz bir operasyonel güç haline getiriyor.

Avrupa Stratejisinde Yeni Dönem: Bulgaristan’da Şirket Kuruldu

Tunçmatik’in Avrupa’da yükselen talebi karşılamak ve bölgesel operasyonlarını güçlendirmek amacıyla Bulgaristan’da şirket kuruluşunu tamamlaması, uluslararası büyüme stratejisinin en kritik adımı olarak konumlanıyor. Bu yeni yapılanma, Tunçmatik’in Avrupa’daki müşterilerine daha hızlı, doğrudan ve sürdürülebilir hizmet sunmasını sağlayacak bir operasyon üssü niteliği taşıyor.

Tunçmatik bugüne kadar İtalya’nın Messina ve Napoli belediyeleri için kurduğu elektrikli araç şarj altyapılarıyla Avrupa’da önemli referanslar elde etti. Aynı şekilde Afrika’da global bir otomotiv markasına sağladığı tedarik desteği de şirketin uluslararası kalite standartlarını ve teknolojik yeterliliğini ortaya koydu. Bulgaristan yapılanması ise bu güçlü referansların üzerine inşa edilerek Tunçmatik’in Avrupa pazarındaki varlığını daha sistematik, daha hızlı ve daha rekabetçi bir modele taşıyor.

 

Türkiye, Elektrikli Araç Dönüşümünde Öncü Ülkeler Arasında

Elektrikli araç sahipliği Türkiye’de dünya ortalamasının üzerinde bir hızla büyüyor. Satılan her 100 yeni aracın yaklaşık 20’sinin elektrikli olması, şarj altyapısının önemini artırıyor. Bu hızlı büyüme, sektör içinde teknik yeterliliği olmayan firmaların elenmesini de beraberinde getiriyor. Mehmet Özer, sektörün gerektirdiği derin uzmanlık ve yatırım ihtiyacına dikkat çekerek, “Bu iş sadece donanım kurmak değildir; güçlü finansal yapı, teknik uzmanlık, AR-GE, servis kabiliyeti ve sürdürülebilir yatırım vizyonu gerektirir” diyor.

Yeni Enerji Çağının Entegre Ekosistemi

Tunçmatik’in gelecek vizyonu, enerjinin üretildiği, depolandığı, dönüştürüldüğü ve akıllı biçimde yönetildiği bütüncül bir enerji ekosistemi oluşturmak üzerine kurulu. Güneş enerjisi teknolojileri, lityum batarya sistemleri, UPS çözümleri ve elektrikli araç şarj platformlarıyla şirket, yeni enerji paradigmasının tüm bileşenlerini kapsayan geniş bir teknoloji yaklaşımı benimsiyor.

Mehmet Özer: “Gelecek elektriğin yüzyılı olacak”

Tunçmatik’in dünyanın yaklaşık 30 ülkesine ürün ihraç eden bir marka olduğunu ifade eden Özer enerji sektöründeki dönüşüme göre şirketin hedeflerini de yeniledikleri ifade etti. Özer şöyle konuştu:

“Gelecek, tam anlamıyla elektriğin yüzyılı olacak. Hibrit solar inverterler ve lityum bataryalarla enerji bağımsız evler artık mümkün hale geldi. İnsanların şebekeye bağımlılığının azaldığı, kendi elektriğini üreten, depolayan ve yöneten yapıların yaygınlaştığı bir döneme giriyoruz. Bu yalnızca konutlar için değil; işletmeler, sanayi tesisleri ve lojistik merkezleri için de geçerli olacak. İnsanlar artık bağımlılıktan hoşlanmıyor.

Elektrikli araç dönüşümü binek otomobillerle sınırlı kalmayacak. Yakında otobüs ve kamyon filolarında, liman ve marina uygulamalarında, maden ve endüstriyel sahalarda elektrikli taşıtların ve onlara özel şarj çözümlerinin hızla arttığını göreceğiz. Bugün elektrikli tekneler piyasada, elektrikli uçak çalışmalarında ise büyük ilerleme var.

Şarj işi artık sadece aracı fişe takmak değil. Enerji yönetimi, filo optimizasyonu, yazılım ve veri analitiği ile iç içe bir yapıya dönüşüyor. Elektriğin üretimi, depolanması, kalitesi, güvenliği ve akıllı yönetimi önümüzdeki yılların en stratejik başlıkları olacak. Tunçmatik olarak biz de bu resimde güvenli, akıllı ve sürdürülebilir enerji çözümleriyle hem Türkiye’de hem uluslararası pazarlarda ön sıralarda yer almak istiyoruz.”

Continue Reading

Haberler

Trugo’dan Zam! İşte Zamlı Fiyatlar

Türkiye’nin mobilite alanındaki yerli gücü Togg’un şarj ağı markası Trugo, elektrikli araç sahiplerini yakından ilgilendiren yeni bir fiyat düzenlemesine gitti. 23 Ocak 2026 itibarıyla yürürlüğe giren yeni tarifede, özellikle hızlı şarj (DC) maliyetlerindeki artış dikkat çekiyor.

İşte Trugo’nun güncel fiyat listesi ve elektrikli araç dünyasına etkileri:

Trugo Güncel Şarj Ücretleri (Ocak 2026)

Uzun süredir sabit tutulan fiyatlar, enerji maliyetlerindeki değişimlerin ardından kategorisine göre %17 ile %30 arasında değişen oranlarda artırıldı.

Şarj Türü Eski Fiyat (kWh) Yeni Fiyat (kWh) Zam Oranı
150 kW’a kadar (DC) 10,60 TL 13,78 TL %30
150 kW ve üzeri (Yüksek Hızlı DC) 11,82 TL 15,36 TL %30
22 kW ve altı (AC) 8,49 TL 9,95 TL %17

Sektördeki Genel Durum

Trugo ile eş zamanlı olarak Türkiye’nin diğer büyük şarj operatörleri de fiyatlarını güncelledi. Pazardaki rekabet dengesi şu şekilde şekillendi:

  • ZES: Birim fiyatını yaklaşık %27 artışla 16,49 TL‘ye çıkardı.

  • Eşarj: %22 civarında bir zamla fiyatını 15,80 TL olarak belirledi.

Bu tabloya göre Trugo, yapılan yüksek oranlı zamma rağmen rakiplerine kıyasla hala daha avantajlı bir fiyatlandırma sunmaya devam ediyor.

Kullanıcılar İçin Ne Değişiyor?

Özellikle uzun yolculuklarda kritik öneme sahip olan 150 kW ve üzeri “ultra hızlı” şarj ünitelerindeki %30’luk artış, Togg T10X gibi yüksek batarya kapasitesine sahip araçların full depo maliyetini doğrudan etkileyecek. Şehir içi kullanımlarda tercih edilen AC şarj ise nispeten daha düşük bir zam oranıyla (%17) korundu.

Analiz Notu: Sektör temsilcileri, bu zamların ardından ev tipi şarjın (yaklaşık 2,5 – 4 TL/kWh bandında) halka açık istasyonlara göre çok daha ekonomik hale geldiğini vurguluyor.

Continue Reading

Popüler