Connect with us

Genel

Küresel Olarak Her 14 Saniyede Bir Fidye Yazılımı Saldırısı Gerçekleşiyor!

“Siber Güvenlik Artık İş Dünyası ve Devletler İçin
Stratejik Bir Zorunluluk ve Temel Bir Risk Alanı”
Son dönemde büyük bir artış gözlemlenen siber saldırılar özel şirket ve devlet
kurumları başta olmak üzere tüm insanlığın en büyük sorunlarından biri haline
geldi. Küresel ölçekte siber saldırılar, 2022’nin üçüncü çeyreğinde 2021’in aynı
dönemine göre yüzde 28 artış gösterdi. Dünya çapında kuruluş başına ortalama
haftalık saldırı sayısı ise 1.130’u aştı. Siber güvenliğin kritik bir dönüm
noktasında olduğunu söyleyen İnfrasis Siber Mühendislik Genel Müdürü Can
Sobutay, “Siber güvenlik artık yalnızca bir BT sorunu değil: iş dünyası ve
devletler için stratejik bir zorunluluk ve artık temel bir risk alanı. Yine de pek
çok kuruluş ileride olabileceklere hazırlıklı değil. Tehdidin kapsamı büyüyor ve
hiçbir kuruluş bundan muaf değil. Küçük ve orta ölçekli işletmeler, belediyeler,
büyük şirketler hatta devletler bu tür risklerle karşı karşıyadır” dedi.
Hızla gelişen teknoloji ve bunun sonucunda ortaya çıkan dijitalleşme yarışı, hayatı
kolaylaştırırken riskleri de beraberinde getiriyor. Son dönemde büyük bir artış
gözlemlenen siber saldırılar ise özel şirket ve devlet kurumları başta olmak üzere tüm
insanlığın en büyük sorunlarından biri haline geldi. Bu yıl içinde küresel ölçekte
yayınlanan araştırma ve rapor sonuçlarına göre siber saldırılar, 2022’nin üçüncü
çeyreğinde 2021’in aynı dönemine göre yüzde 28 artış gösterdi. Dünya çapında
kuruluş başına ortalama haftalık saldırı sayısı ise 1.130’u aştı.
Veri ihlalinde yüzde 167 artış görüldü!
2022’nin üçüncü çeyreğinde, dünya çapındaki internet kullanıcıları, bir önceki çeyreğe
göre yüzde 167 artışla yaklaşık 15 milyondan fazla veri ihlali gördü. 2022’de tahmin
edilen küresel siber suç hasar maliyetleri ise siber saldırıların şirketlere ve ülke
ekonomilerine verdiği zararın büyüklüğünü ortaya koyuyor. Buna göre siber
saldırıların dünyaya maliyeti yılda 7 trilyon dolar, ayda 583 milyar dolar, haftada 135
milyar dolar, günde 19.2 milyar dolar, saatte 799 milyon dolar, dakikada 13,3 milyon
dolar ve saniyede de 222 bin dolar seviyesinde gerçekleşiyor. Yapılan araştırmalara
göre bilgisayar korsanları, ortalama olarak günde 26 bin kez saldırıyor.
Akıllı TV’ler hatta termostatlara bile saldırı var!
Araştırmalara göre siber güvenlik pazarının 2026 yılına kadar 300 milyar dolara
ulaşacağı tahmin ediliyor. Akıllı TV’ler, otomobiller, hoparlörler ve termostatlar gibi
IoT cihazlarına her ay yaklaşık 5 bin 200 saldırı gerçekleşiyor. Küresel olarak her 14
saniyede bir fidye yazılımı saldırısı gerçekleşiyor. Yüzde 96 ile kimlik avı saldırıları,
hacim ve başarı oranı açısından tüm siber saldırı türlerine öncülük ediyor.
Araştırmalar, başarılı siber saldırıların yüzde 93’ünün hedef odaklı kimlik avı
saldırısıyla başladığını belirtiyor.
Yatırımlar, tehditlere ayak uydurmalı!
2022 yılında artan siber tehditlere yönelik değerlendirme yapan İnfrasis Siber
Mühendislik Genel Müdürü Can Sobutay, “Siber güvenlik kritik bir dönüm
noktasında. Pandeminin dijital dönüşümü, uzaktan çalışmayı hızlandırması; varlıkları
birbirine bağlayan ve yeni güvenlik açıkları oluşturan ileri teknolojilerin yükselişi;
şirketleri kendi kurumsal sınırları dışında sinsi risklere maruz bırakan yeni iş
ekosistemlerinin ortaya çıkışı; siber suçlarda ve ulus-devlet destekli saldırılardaki
büyük artış, işletmeleri ve hükümetleri güvenlik konusunda farklı düşünmeye
zorlayacak bir dönüm noktasına getirdi” dedi. Siber güvenliğin artık yalnızca bir BT
sorunu olmadığını vurgulayan İnfrasis Genel Müdürü Can Sobutay, şunları söyledi:
“İş dünyası ve devletler için stratejik bir zorunluluk ve artık temel bir risk alanı. Yine
de pek çok kuruluş ileride olabileceklere hazırlıklı değil. Tehdidin kapsamı büyüyor
ve hiçbir kuruluş bundan muaf değil. Küçük ve orta ölçekli işletmeler, belediyeler,
hükümetler, büyük şirketlerle birlikte bu tür risklerle karşı karşıyadır. Siber güvenlik
girişimleri dijital dönüşüme ayak uyduramıyor ve bütçeleri karşılaştıkları siber riskler
kadar hızlı büyümüyor. Donanım, yazılım, eğitim ve gelişmekte olan teknolojideki
yeteneklere yapılan siber güvenlik yatırımları hem kamu hem de özel sektördeki
giderek daha karmaşık hale gelen tehditleri korumak ve bunlara karşı önlem almak
için ayak uydurmalı.”
Continue Reading
Tıkla Yorum Yap

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel

2025 Zorunlu Kış Lastiği Uygulaması Başladı: TOGG T10X İçin Petlas Snowmaster 2 Sport Tercihimiz Oldu!

Türkiye’de milyonlarca araç sahibini ilgilendiren zorunlu kış lastiği uygulaması 15 Kasım itibarıyla resmi olarak başladı. Otomotiv gazetecisi Oktay Erginoğlu, yerli elektrikli SUV TOGG T10X aracını kış şartlarına hazırlarken Petlas’ın yeni nesil Snowmaster 2 Sport serisini tercih etti. İşte kış lastiği seçimi ve teknik detaylar…

HABER: OKTAY ERGİNOĞLU

T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın düzenlemeleri kapsamında, mevsimsel şartlar gereği güncellenen zorunlu kış lastiği uygulaması 15 Kasım – 15 Nisan tarihleri arasında geçerli olacak. Sürüş güvenliğini en üst seviyeye çıkarmayı hedefleyen bu uygulama döneminde, doğru lastik seçimi hem can güvenliği hem de araç performansı açısından kritik önem taşıyor.

7 Derece Kuralı: Kar Yağışını Beklemeyin!

Pek çok sürücünün düştüğü en büyük hata, kış lastiği taktırmak için kar yağışını beklemek oluyor. Ancak Petlas Genel Müdürü Hakan Yalnız’ın da belirttiği gibi, hava sıcaklığı 7 derecenin altına düştüğü andan itibaren yaz lastikleri kauçuk yapısı gereği sertleşmeye başlar. Bu durum, yol tutuşunun azalmasına ve fren mesafesinin tehlikeli şekilde uzamasına neden olur.

TOGG T10X’in Gücü Petlas Snowmaster 2 Sport ile Yere Basıyor

Türkiye’nin otomobili TOGG T10X gibi yüksek tork değerlerine sahip elektrikli araçlarda, lastiğin zemine tutunma kabiliyeti çok daha kritiktir. E-carturkiye ekibi olarak bizzat deneyimlediğimiz Petlas Snowmaster 2 Sport, performans odaklı yapısıyla elektrikli araçların ihtiyaç duyduğu stabiliteyi fazlasıyla karşılıyor.

Neden Snowmaster 2 Sport?

  • Yüksek Silika İçeriği: Aşırı düşük sıcaklıklarda bile esnekliğini koruyarak maksimum tutunma sağlar.

  • Kısa Fren Mesafesi: Özel desen tasarımı sayesinde karlı ve buzlu zeminlerde güvenli duruş mesafesi sunar.

  • Optimize Edilmiş Tahliye: Geniş kanalları sayesinde su ve kar tahliyesini hızlandırarak aquaplaning (suda kızaklama) riskini minimuma indirir.

  • Sessiz ve Konforlu: Elektrikli araçların sessiz dünyasına uygun, düşük yol gürültüsü ile konforlu sürüş sağlar.

Ataşehir Koç Otomotiv’de Profesyonel Hizmet

Lastik değişim sürecimizde bizlere kapılarını açan Petlas yetkili bayii ve servisi Ataşehir Koç Otomotiv, süreci tam bir profesyonellik ile yönetti. Özellikle yüksek teknolojiye sahip TOGG T10X’in jant ve lastik montajında gösterdikleri titizlik, balans ayarlarındaki hassasiyetleri takdire şayandı. Koç Otomotiv ekibinin teknik bilgisi ve ilgisi, kış hazırlıklarımızı kusursuz bir deneyime dönüştürdü.

“Sürüş Güvenliği Lastikten Başlar”

Yerli sanayinin iki dev ismi olan TOGG ve Petlas’ın bu buluşması, kış sürüşlerinde maksimum güven vaat ediyor. Unutmayın, aracınız ne kadar gelişmiş güvenlik sistemlerine sahip olursa olsun, sizi yola bağlayan tek unsur lastiklerinizdir.

2025 kış lastiği cezaları ile karşılaşmamak ve en önemlisi güvenli bir kış geçirmek için 15 Nisan’a kadar devam edecek olan bu uygulamayı ihmal etmeyin.

Oktay ERGİNOĞLU

Continue Reading

Genel

Hyundai Hidrojen Yakıt Hücresi İçin Kore’de Yeni Bir Tesis Kuruyor

Hyundai, Güney Kore’nin Ulsan kentinde yeni hidrojen yakıt hücresi üretim tesisinin temel atma törenini düzenledi. Bu adım, ülkeyi enerji dönüşümünde küresel bir lider haline getirme hedefinin önemli bir parçası olarak görülüyor.

Yeni tesis, daha önce içten yanmalı motor şanzımanı üreten fabrikanın bulunduğu 43.000 metrekarelik alanda kurulacak. Bu seçim, Hyundai’nin geleceğin mobilitesine geçişini sembolik biçimde temsil ediyor. 2027’de tamamlanması planlanan tesis, kimyasal işleme ve montaj operasyonlarını entegre ederek yılda 30.000 yakıt hücresi ünitesi üretecek. Tesis, Hyundai Motor Grup’un “Hydrogen for Humanity (İnsanlık İçin Hidrojen)” anlamına gelen HTWO markası altında faaliyet gösterecek.

Yaklaşık 675 milyon dolarlık yatırım değerine sahip tesis, binek otomobiller, ticari kamyonlar, otobüsler, iş makineleri ve deniz taşıtları gibi çeşitli mobilite uygulamaları için yeni nesil hidrojen yakıt hücreleri ve elektrolizörler üretecek.

Temel Teknolojilerde İlerleme

Tesis, iki temel ürün aracılığıyla Hyundai Motor Grup’u küresel hidrojen teknolojisinde ön safa taşımayı hedefliyor:

  • Yeni nesil hidrojen yakıt hücresi: Hyundai, mevcut modellere kıyasla daha yüksek güç çıkışı ve dayanıklılık sunarken, maliyet rekabetçiliğiyle küresel pazarda liderlik hedefliyor. Yakıt hücreleri, hidrojen ve oksijen arasındaki elektrokimyasal reaksiyonlarla elektrik üreten sistemlerdir ve araçlarda jeneratör görevi görür.
  • PEM elektrolizörler: Kore’de ilk kez üretilecek yüksek verimli polimer elektrolit membran (PEM) elektrolizörleri, sudan karbon emisyonu olmadan yüksek saflıkta hidrojen üretebilen sistemlerdir. Bu teknoloji, küresel net sıfır hedeflerine ulaşmada kritik bir rol oynayacak. Hyundai, yaklaşık 30 yıllık yakıt hücresi geliştirme tecrübesi sayesinde elektrolizör bileşenlerinde %90 oranında yerelleştirme sağlamıştır.

Şirket, elektrolizör yığını geliştirmiş ve 2025 Şubat ayında tamamlanan 1 MW’lık konteyner tipi bir sistem şu anda günde 300 kg’dan fazla yüksek saflıkta hidrojen üretmektedir. Ayrıca Jeju Adası’nda 5 MW sınıfı büyük ölçekli bir proje geliştirilmekte olup, tam kapsamlı bir yeşil hidrojen ekosistemi kurmayı hedeflemektedir.

Gelişmiş Üretim Platformu

Hyundai, Ulsan’daki yeni hidrojen yakıt hücresi üretim tesisini, insan odaklı üretim uzmanlığından elde ettiği birikimle geliştirilmiş ileri bir üretim platformu olarak işletmeyi planlıyor.

Tesis, iş gücü yükünü azaltmak ve operasyonel verimliliği artırmak için robotik teknolojilerden yoğun şekilde yararlanacak. Ayrıca gelişmiş izleme sistemleriyle en küçük güvenlik riskleri bile tespit edilerek çalışanların güvenliği ön planda tutulacak.

Hidrojen Ekosistemini Genişletmek

Üretilen yakıt hücreleri, binek otomobillerden ağır ticari kamyonlara, otobüslerden iş makinelerine ve deniz araçlarına kadar çok çeşitli uygulamalara göre optimize edilecek.

Hyundai Motor Grup, yakıt hücrelerinin ötesinde hidrojen değer zincirinin tamamını kapsayan çözümler geliştiriyor. Üretimden depolamaya, taşımadan kullanıma kadar her aşamada kamu kurumları, küresel şirketler ve araştırma kuruluşlarıyla iş birliği içinde çalışıyor.

Temel atma töreni, hükümet, yerel otoriteler ve endüstri paydaşları arasında iş birliği platformu oluşturmayı amaçlayarak hidrojen ekonomisini hızlandırmak için birleşik bir yaklaşımı güçlendirdi. Hyundai Motor, karbon nötrlüğünü destekleyecek stratejik ortaklıklarını genişletmeyi ve küresel hidrojen liderliğini pekiştirmeyi hedefliyor.

Törende katılımcılar, çok nesilli yakıt hücreleri ve elektrolizörleri, ayrıca hidrojenle çalışan yeni nesil NEXO SUV, kamyonlar, ekskavatörler, gemiler, traktörler ve forkliftler gibi birçok hidrojenli aracı yakından inceleme fırsatı buldu. Yeni tesisin, pazar büyümesine paralel olarak üretim ölçeğini artırması, küresel hidrojen ekosisteminin genişlemesine ve altyapı gelişimine önemli katkı sağlaması bekleniyor.

Törende ayrıca Hyundai Motor Grup ile Koreli otobüs üreticisi KGM Commercial arasında yakıt hücresi tedarikine ilişkin bir mutabakat zaptı imzalandı. Bu anlaşma, tesisin Kore’nin hidrojen ekosisteminin gelişiminde oynayacağı kritik rolü bir kez daha vurguladı.

Continue Reading

Genel

Şarj Sektörü Artan Elektrikli Araç Satışlarına Hızla Ayak Uydurdu!

Elektrikli araç (EV) pazarında son iki yılda yaşanan hızlı büyüme, şarj altyapısında da tarihi bir ivmeyi beraberinde getirdi. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) verilerine göre, Ağustos 2025 itibarıyla Türkiye’de toplam 33.592 şarj soketi aktif durumda. Bunların 14.308’i DC (hızlı), 19.284’ü AC (yavaş) tipte hizmet veriyor. Aynı dönemde trafiğe kayıtlı elektrikli araç sayısı 310.668 adede ulaşarak bir önceki yıla göre %100’ün üzerinde artış kaydetti. Ovolt & Sharz.net Genel Müdürü Hakan Koca, Türkiye’nin şarj altyapısındaki hızlı gelişimini “dijital dönüşümün enerjiyle birleştiği bir dönem” olarak tanımladı.

 

Güncel elektrikli araç pazarı gelişiminin yanında, şarj sektörünün nihai konumu hakkında önemli değerlendirmelerde bulunan Ovolt & Sharz.net Genel Müdürü Hakan Koca, “Bu tablo, Türkiye’nin elektrikli araç pazarında Avrupa’nın en dinamik ülkelerinden biri haline geldiğini bizlere gösteriyor. 2024’te otomotiv pazarının yaklaşık yüzde 27’sini oluşturan hibrit ve elektrikli araçların toplam payının, 2025 sonunda yüzde 30’un üzerine çıkması bekleniyor. Yerli üretici Togg’un lokomotif etkisi, ABD’li (Tesla) ve Çinli markaların (özellikle BYD) agresif girişleri, bu büyümenin başlıca itici güçleri arasında ve bu rekabet sektöre yeni dinamikler katıyor. şeklinde konuştu.

 

Diğer yandan enerji altyapısı tarafında da dikkat çekici gelişmeler olduğunu aktaran Koca, “Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın “Elektrikli Araçlar için Hızlı Şarj Altyapısı Destek Programı” kapsamında bu yıl 81 ilde 529 yeni hızlı şarj ünitesine destek sağlandı. Bu kapsamda yaklaşık 1 milyar TL’lik yatırımın 300 milyon TL’si hibe olarak açıklandı. Ayrıca YEK-G sertifikalı “yeşil şarj” noktaları sayesinde, istasyonlarda yenilenebilir enerji kullanımının yaygınlaşması yönünde önemli adımlar atılıyor. Yatırımcı bir şirket olarak bunu çok değerli buluyoruz.” dedi.

Hedef 2026’da Güçlü 1000 soket

Ovolt & Sharz.net Genel Müdürü Hakan Koca, Türkiye’nin şarj altyapısındaki hızlı gelişimini “dijital dönüşümün enerjiyle birleştiği bir dönem” olarak tanımladı: “Elektrikli araç ekosistemi, yalnızca araç satışlarındaki artışla değil, kullanıcı deneyimi ve güvenilir altyapı ile büyüyebilir. Biz Ovolt & Sharz.net olarak, bugün 570’in üzerinde soketle faaliyet gösteriyoruz. OPET ile stratejik iş birliğimiz sayesinde 2026’da 1000’in üzerinde güçlü (kapasitesi yüksek) sokete ulaşarak, her segment için en erişilebilir ve güvenilir şarj ağını oluşturmayı hedefliyoruz.”

 

Koca, ayrıca sektörün geleceğini belirleyecek en önemli unsurun şarj hızına erişim ve enerji verimliliği olduğunu özellikle vurguladı: “Şarj altyapısının yaygınlaşması kadar, hızlı şarj (DC) istasyonlarının adil ve verimli dağılımı da çok kritik. Kullanıcı güveni, fiyat şeffaflığı, veri paylaşımı ve sürdürülebilir enerji kullanımı bu dönüşümün bel kemiğini oluşturuyor.”

Ovolt & Sharz.net, mobil uygulama üzerinden doluluk durumu takibi, şeffaf fiyatlandırma, 7/24 teknik destek ve yenilenebilir enerjiyle çalışan şarj noktalarıyla kullanıcı deneyimini sadeleştirmeyi hedefliyor. Ayrıca Müşteri Memnuniyeti ve Güvenliği için elektrikli araç şarj deneyimini IoT tabanlı alarm sistemleri, kamera izleme ve 7/24 personeli olan OPET akaryakıt istasyonlarıyla birleştirip, uzaktan izleme ve sigorta destekli koruma altyapıları ile sektörün güvenlik standartlarını yükseltmeyi amaçlıyor.

“Şarj altyapısındaki dönüşüm tüm hayatımızı değiştirecek”

Türkiye’nin 310 bini aşan elektrikli araç parkı, önümüzdeki dönemde 500 bin sınırına yaklaşırken; şarj sektörü de artık yalnızca enerji değil, sürdürülebilir ulaşımın temel omurgası olarak konumlanıyor. Hakan Koca, “Bizim için şarj altyapısı, mobilitenin değil yaşamın dönüşümüdür. Şarj altyapısındaki dönüşüm ile tüm hayatımız yıllar içinde değişecek. Ovolt & Sharz.net bu dönüşümün güvenilir omurgası olmayı sürdürmeyi istiyor.” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.

Continue Reading

Popüler