Connect with us

Genel

Otomotiv Satış Sonrasında Çarklar Yavaşlasa da Durmadı!

Yeni Tip Koronavirüs (COVID-19) salgını tüm sektörleri derinden etkilemesine karşın otomotiv satış sonrası pazarında çarklar durmadı. Azalan talep doğrultusunda hızını düşüren ancak faaliyetlerine devam eden satış sonrası sektörü, salgının yarattığı kaybı daha kısa sürede telafi etmeyi planlıyor.

 

Otomotiv Satış Sonrası Ürün ve Hizmetler Derneği’nin (OSS) ikinci anket çalışması da sektördeki tabloyu ortaya koyuyor. Ankete göre; sektördeki evden çalışma oranı yüzde 48’den yüzde 55’e yükselirken, Kısa Çalışma Ödeneği’ne başvurma oranı da yüzde 61’e çıktı. Üyeler arasında üretim gerçekleştirenlerin üretime devam etme oranı ise yüzde 76’dan yüzde 82’ye yükseldi. Ayrıca sektörün ortalama yüzde 83 gibi büyük bir bölümünün nakit akışı sıkıntısı için ek önlemler aldığı belirlendi.

 

OSS Yönetim Kurulu Başkanı Ziya Özalp ise “Satış sonrası ve hizmet çarkını durdurmadan talebin artmasını bekleyeceğiz. Kontrollü olarak iş hayatımıza devam edeceğiz. Sektörümüz, kaybını hızlı bir şekilde kapatabilir” dedi.

OSS Yönetim Kurulu Başkanı Ziya Özalp ise “Satış sonrası ve hizmet çarkını durdurmadan talebin artmasını bekleyeceğiz. Kontrollü olarak iş hayatımıza devam edeceğiz. Sektörümüz, kaybını hızlı bir şekilde kapatabilir” dedi.

Tüm dünyayı etkisi altına alan Yeni Tip Koronavirüs (COVID-19) salgını sürecinde üretim ve hizmet çarklarının durmadığı otomotiv satış sonrası sektörü, yaşadığı kaybı diğer sektörlere oranla daha kısa sürede kapatmayı hedefliyor. Otomotiv Satış Sonrası Ürün ve Hizmetler Derneği’nin (OSS) düzenlediği Koronavirüs Etki Araştırmaları’nın ikincisi de azalan talep doğrultusunda hızın düştüğü ancak hizmet ve üretimin durmadığı pazardaki tabloyu ortaya koydu.

 

İlk olarak 30 Mart haftasını kapsayan anket çalışmasına, 13 Nisan haftasını içeren ikinci çalışmayla devam eden OSS, iki haftalık zaman zarfında yaşanan değişiklikleri gözler önüne serdi. Ankete göre; iki haftalık süre içinde OSS üyelerinin evden çalışma oranı yüzde 48’den yüzde 55’e çıktı. Sektörün en büyük problemlerini ise ciro kaybı, motivasyon düşüklüğü ve nakit akışındaki sıkıntılar oluşturdu. Ayrıca ilk ankette gümrüklerde sıkıntı yaşadığını söyleyen üyelerin oranı yüzde 39 iken, bu oran yüzde 29’a düştü. Tedarikte sorun yaşayan üyelerin oranı da yüzde 41’den yüzde 35’e geriledi. Ankette, üyelerin Nisan ayında yüzde 55, Mayıs ayında ise yüzde 52.7 pazar daralması bekledikleri gözlemlendi.

Otomotiv sektörü

Üretici üyelerin devam oranı arttı!

Ankete göre, sektör temsilcileri, salgının nakit akışında yaşatacağı sıkıntılar için önlemlerini aldı. Bu kapsamda; sektörün ortalama yüzde 83’ü nakit akışı sıkıntısına karşılık ek önlemler aldığını açıkladı. Bu oran ilk ankette yüzde 75’ti. Ekonomik İstikrar Kalkanı kapsamında açıklanan İŞKUR Kısa Çalışma Ödeneği’ne başvuran üyelerin oranı da yüzde 55’ten yüzde 61’e çıktı. Derneğin üretici üyelerinin, üretime devam etme oranı ilk ankette yüzde 76 iken, ikinci ankette oran yüzde 82’ye çıktı.

Anket sonuçlarını değerlendiren OSS Yönetim Kurulu Başkanı Ziya Özalp, 132 üyenin katılımı ile gerçekleşen rapora göre; sektörde Nisan ayında yüzde 55’lik, Mayıs ayında da yüzde 52’lik daralmanın yaşanacağının öngörüldüğünü aktardı. Raporda salgının etkilerinin Haziran ayında da devam edeceğinin ifade edildiğini belirten Özalp, “Şirketlerde salgın nedeniyle yaşanan krizin etkilerinin işler açılmaya başlasa bile; Haziran, Temmuz belki Ağustos’ta bile devam edeceği düşüncesi hakim” dedi.

Tedarik zincirinde kırılma yaşanmadı, servis sektörü de canlı!

Salgının ardından sektördeki üretici, dağıtıcı, perakendeci, servis ve son kullanıcıdan oluşan tedarik zincirinde bir kırılma yaşanacağına dair bazı kaygılarının olduğunu ancak bunun gerçekleşmediği anlatan Özalp, öngörülenin aksine sektörde daha olumlu bir tablo ile karşılaştıklarını söyledi. Özalp, “Sektör; ‘Bir taraf eksik mi, ithalat yapılamıyor mu, ürünlerle ilgili yok satmalar olacak mı?’ gibi kaygıları fazla taşımıyor. Çünkü üreticilerimizin yüzde 82’si çalışıyor. Sadece üretim adetlerini yüzde 45’lere kadar düşürdüler.

 

Birçoğu da çalışmalarına başlayacak. Yani üyelerimizin bir kısmı yarı stoklulardı. ‘İşlerim çok kötü oldu, fabrikayı kapattım’ demediler. Sektördekiler ya stokunu yaptıktan sonra ya da stoku bitmeye yakın tedarikçisini yok sattırmamaya yönelik fabrikasını kapattı. İşin servis kısmında da hareketlilik var. Toplu taşımalarda veya ticari olarak kullanılan taksi ve personel servisi gibi araçlardaki hareketlilik durdu. Bireysel araçlar ise yoğunlaştı. Yetkili servis ile tamirhane arasında konumlanan özel servislerdeki hareketlilik de sürüyor. Bu servisler tıpkı yetkili servisler gibi kullanıcıların evlerine kadar gidip araçlarını alarak servis bakım hizmeti neticesinde tekrar iade ederek büyük bir hizmet gerçekleştiriyor” dedi.

Sektör nakit akışı konusunda pozitif!

Salgının etkisiyle üyelerinin nakit akışıyla ilgili büyük problemlerle karşılaşacaklarını öngördüklerini aktaran Özalp, “Anketimiz de gösteriyor ki üyelerimizin yüzde 83’ü bu konuda tedbirlerini aldı. Sektörümüzün nakit akışı konusunda hem hazırlıklı hem temkinli hem de pozitif olduğunu söyleyebiliriz. Bunlar da büyük ölçekli şirketler olduklarından, bu gibi krizlere alışık olduklarından dolayı aslında” diye konuştu.

 Çalışma hayatında yeni rutinler devreye girecek!

“Çarkı durduğu zaman tekrar çalıştırmak zaman alır. Biz de ise çark durmadı, sadece azalan talepten dolayı yavaşladı” ifadelerini kullanan Özalp, “Ancak bu salgın sürecinin insani boyutu çok daha önemli. Bizde ‘geri çalışmaya nasıl döneriz?’ sorusu var. Üyelerimiz için iş hayatlarına gerdi döndüklerinde; hangi prosedürleri uygulayacaklarına, yeni rutinlerimizin neler olacağına dair çalışmalar hazırlıyoruz. Çarkı durdurmadan piyasaların ve talebin artmasını bekleyeceğiz. Kontrollü olarak iş hayatımıza devam edeceğiz. Bunu söylemek için erken ama sektörümüz salgın nedeniyle yaşadığı kaybı hızlı bir şekilde kapatabilir” dedi.

Sektörümüzü kapsayan tedbirlerin alınmasını bekliyoruz

Salgının ardından çalışma koşullarında da yeni rutinlerin devreye gireceğini söyleyen Özalp, “Buna alışmamız lazım. Yeni rutinler 2021’e kadar sürebilir. Çin’deki tedarikçilerimiz, ‘Biz başladık, eve, işe ve markete gidiyoruz, kafeye, sinemaya gitmiyoruz’ diyorlar. Bizde de benzer süreçler olabilir. Önceliğimiz hijyen olacak, herkes sosyal mesafeye dikkat edecek ve maskesini takacak. Sosyal mesafeyi koruyarak, tüm tedbirleri alarak, kontrollü bir şekilde işlerimize, yaşantımıza devam edeceğiz” açıklamasını yaptı. Bu dönemin en az zayiatla atlatılması adına ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına önerilerini ilettiklerini de aktaran Özalp, bu kapsamda otomotiv satış sektörünü de kapsayan tedbirlerin hazırlanmasını talep ettiklerini sözlerine ekledi.

Continue Reading
Tıkla Yorum Yap

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel

2025 Zorunlu Kış Lastiği Uygulaması Başladı: TOGG T10X İçin Petlas Snowmaster 2 Sport Tercihimiz Oldu!

Türkiye’de milyonlarca araç sahibini ilgilendiren zorunlu kış lastiği uygulaması 15 Kasım itibarıyla resmi olarak başladı. Otomotiv gazetecisi Oktay Erginoğlu, yerli elektrikli SUV TOGG T10X aracını kış şartlarına hazırlarken Petlas’ın yeni nesil Snowmaster 2 Sport serisini tercih etti. İşte kış lastiği seçimi ve teknik detaylar…

HABER: OKTAY ERGİNOĞLU

T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın düzenlemeleri kapsamında, mevsimsel şartlar gereği güncellenen zorunlu kış lastiği uygulaması 15 Kasım – 15 Nisan tarihleri arasında geçerli olacak. Sürüş güvenliğini en üst seviyeye çıkarmayı hedefleyen bu uygulama döneminde, doğru lastik seçimi hem can güvenliği hem de araç performansı açısından kritik önem taşıyor.

7 Derece Kuralı: Kar Yağışını Beklemeyin!

Pek çok sürücünün düştüğü en büyük hata, kış lastiği taktırmak için kar yağışını beklemek oluyor. Ancak Petlas Genel Müdürü Hakan Yalnız’ın da belirttiği gibi, hava sıcaklığı 7 derecenin altına düştüğü andan itibaren yaz lastikleri kauçuk yapısı gereği sertleşmeye başlar. Bu durum, yol tutuşunun azalmasına ve fren mesafesinin tehlikeli şekilde uzamasına neden olur.

TOGG T10X’in Gücü Petlas Snowmaster 2 Sport ile Yere Basıyor

Türkiye’nin otomobili TOGG T10X gibi yüksek tork değerlerine sahip elektrikli araçlarda, lastiğin zemine tutunma kabiliyeti çok daha kritiktir. E-carturkiye ekibi olarak bizzat deneyimlediğimiz Petlas Snowmaster 2 Sport, performans odaklı yapısıyla elektrikli araçların ihtiyaç duyduğu stabiliteyi fazlasıyla karşılıyor.

Neden Snowmaster 2 Sport?

  • Yüksek Silika İçeriği: Aşırı düşük sıcaklıklarda bile esnekliğini koruyarak maksimum tutunma sağlar.

  • Kısa Fren Mesafesi: Özel desen tasarımı sayesinde karlı ve buzlu zeminlerde güvenli duruş mesafesi sunar.

  • Optimize Edilmiş Tahliye: Geniş kanalları sayesinde su ve kar tahliyesini hızlandırarak aquaplaning (suda kızaklama) riskini minimuma indirir.

  • Sessiz ve Konforlu: Elektrikli araçların sessiz dünyasına uygun, düşük yol gürültüsü ile konforlu sürüş sağlar.

Ataşehir Koç Otomotiv’de Profesyonel Hizmet

Lastik değişim sürecimizde bizlere kapılarını açan Petlas yetkili bayii ve servisi Ataşehir Koç Otomotiv, süreci tam bir profesyonellik ile yönetti. Özellikle yüksek teknolojiye sahip TOGG T10X’in jant ve lastik montajında gösterdikleri titizlik, balans ayarlarındaki hassasiyetleri takdire şayandı. Koç Otomotiv ekibinin teknik bilgisi ve ilgisi, kış hazırlıklarımızı kusursuz bir deneyime dönüştürdü.

“Sürüş Güvenliği Lastikten Başlar”

Yerli sanayinin iki dev ismi olan TOGG ve Petlas’ın bu buluşması, kış sürüşlerinde maksimum güven vaat ediyor. Unutmayın, aracınız ne kadar gelişmiş güvenlik sistemlerine sahip olursa olsun, sizi yola bağlayan tek unsur lastiklerinizdir.

2025 kış lastiği cezaları ile karşılaşmamak ve en önemlisi güvenli bir kış geçirmek için 15 Nisan’a kadar devam edecek olan bu uygulamayı ihmal etmeyin.

Oktay ERGİNOĞLU

Continue Reading

Genel

Hyundai Hidrojen Yakıt Hücresi İçin Kore’de Yeni Bir Tesis Kuruyor

Hyundai, Güney Kore’nin Ulsan kentinde yeni hidrojen yakıt hücresi üretim tesisinin temel atma törenini düzenledi. Bu adım, ülkeyi enerji dönüşümünde küresel bir lider haline getirme hedefinin önemli bir parçası olarak görülüyor.

Yeni tesis, daha önce içten yanmalı motor şanzımanı üreten fabrikanın bulunduğu 43.000 metrekarelik alanda kurulacak. Bu seçim, Hyundai’nin geleceğin mobilitesine geçişini sembolik biçimde temsil ediyor. 2027’de tamamlanması planlanan tesis, kimyasal işleme ve montaj operasyonlarını entegre ederek yılda 30.000 yakıt hücresi ünitesi üretecek. Tesis, Hyundai Motor Grup’un “Hydrogen for Humanity (İnsanlık İçin Hidrojen)” anlamına gelen HTWO markası altında faaliyet gösterecek.

Yaklaşık 675 milyon dolarlık yatırım değerine sahip tesis, binek otomobiller, ticari kamyonlar, otobüsler, iş makineleri ve deniz taşıtları gibi çeşitli mobilite uygulamaları için yeni nesil hidrojen yakıt hücreleri ve elektrolizörler üretecek.

Temel Teknolojilerde İlerleme

Tesis, iki temel ürün aracılığıyla Hyundai Motor Grup’u küresel hidrojen teknolojisinde ön safa taşımayı hedefliyor:

  • Yeni nesil hidrojen yakıt hücresi: Hyundai, mevcut modellere kıyasla daha yüksek güç çıkışı ve dayanıklılık sunarken, maliyet rekabetçiliğiyle küresel pazarda liderlik hedefliyor. Yakıt hücreleri, hidrojen ve oksijen arasındaki elektrokimyasal reaksiyonlarla elektrik üreten sistemlerdir ve araçlarda jeneratör görevi görür.
  • PEM elektrolizörler: Kore’de ilk kez üretilecek yüksek verimli polimer elektrolit membran (PEM) elektrolizörleri, sudan karbon emisyonu olmadan yüksek saflıkta hidrojen üretebilen sistemlerdir. Bu teknoloji, küresel net sıfır hedeflerine ulaşmada kritik bir rol oynayacak. Hyundai, yaklaşık 30 yıllık yakıt hücresi geliştirme tecrübesi sayesinde elektrolizör bileşenlerinde %90 oranında yerelleştirme sağlamıştır.

Şirket, elektrolizör yığını geliştirmiş ve 2025 Şubat ayında tamamlanan 1 MW’lık konteyner tipi bir sistem şu anda günde 300 kg’dan fazla yüksek saflıkta hidrojen üretmektedir. Ayrıca Jeju Adası’nda 5 MW sınıfı büyük ölçekli bir proje geliştirilmekte olup, tam kapsamlı bir yeşil hidrojen ekosistemi kurmayı hedeflemektedir.

Gelişmiş Üretim Platformu

Hyundai, Ulsan’daki yeni hidrojen yakıt hücresi üretim tesisini, insan odaklı üretim uzmanlığından elde ettiği birikimle geliştirilmiş ileri bir üretim platformu olarak işletmeyi planlıyor.

Tesis, iş gücü yükünü azaltmak ve operasyonel verimliliği artırmak için robotik teknolojilerden yoğun şekilde yararlanacak. Ayrıca gelişmiş izleme sistemleriyle en küçük güvenlik riskleri bile tespit edilerek çalışanların güvenliği ön planda tutulacak.

Hidrojen Ekosistemini Genişletmek

Üretilen yakıt hücreleri, binek otomobillerden ağır ticari kamyonlara, otobüslerden iş makinelerine ve deniz araçlarına kadar çok çeşitli uygulamalara göre optimize edilecek.

Hyundai Motor Grup, yakıt hücrelerinin ötesinde hidrojen değer zincirinin tamamını kapsayan çözümler geliştiriyor. Üretimden depolamaya, taşımadan kullanıma kadar her aşamada kamu kurumları, küresel şirketler ve araştırma kuruluşlarıyla iş birliği içinde çalışıyor.

Temel atma töreni, hükümet, yerel otoriteler ve endüstri paydaşları arasında iş birliği platformu oluşturmayı amaçlayarak hidrojen ekonomisini hızlandırmak için birleşik bir yaklaşımı güçlendirdi. Hyundai Motor, karbon nötrlüğünü destekleyecek stratejik ortaklıklarını genişletmeyi ve küresel hidrojen liderliğini pekiştirmeyi hedefliyor.

Törende katılımcılar, çok nesilli yakıt hücreleri ve elektrolizörleri, ayrıca hidrojenle çalışan yeni nesil NEXO SUV, kamyonlar, ekskavatörler, gemiler, traktörler ve forkliftler gibi birçok hidrojenli aracı yakından inceleme fırsatı buldu. Yeni tesisin, pazar büyümesine paralel olarak üretim ölçeğini artırması, küresel hidrojen ekosisteminin genişlemesine ve altyapı gelişimine önemli katkı sağlaması bekleniyor.

Törende ayrıca Hyundai Motor Grup ile Koreli otobüs üreticisi KGM Commercial arasında yakıt hücresi tedarikine ilişkin bir mutabakat zaptı imzalandı. Bu anlaşma, tesisin Kore’nin hidrojen ekosisteminin gelişiminde oynayacağı kritik rolü bir kez daha vurguladı.

Continue Reading

Genel

Şarj Sektörü Artan Elektrikli Araç Satışlarına Hızla Ayak Uydurdu!

Elektrikli araç (EV) pazarında son iki yılda yaşanan hızlı büyüme, şarj altyapısında da tarihi bir ivmeyi beraberinde getirdi. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) verilerine göre, Ağustos 2025 itibarıyla Türkiye’de toplam 33.592 şarj soketi aktif durumda. Bunların 14.308’i DC (hızlı), 19.284’ü AC (yavaş) tipte hizmet veriyor. Aynı dönemde trafiğe kayıtlı elektrikli araç sayısı 310.668 adede ulaşarak bir önceki yıla göre %100’ün üzerinde artış kaydetti. Ovolt & Sharz.net Genel Müdürü Hakan Koca, Türkiye’nin şarj altyapısındaki hızlı gelişimini “dijital dönüşümün enerjiyle birleştiği bir dönem” olarak tanımladı.

 

Güncel elektrikli araç pazarı gelişiminin yanında, şarj sektörünün nihai konumu hakkında önemli değerlendirmelerde bulunan Ovolt & Sharz.net Genel Müdürü Hakan Koca, “Bu tablo, Türkiye’nin elektrikli araç pazarında Avrupa’nın en dinamik ülkelerinden biri haline geldiğini bizlere gösteriyor. 2024’te otomotiv pazarının yaklaşık yüzde 27’sini oluşturan hibrit ve elektrikli araçların toplam payının, 2025 sonunda yüzde 30’un üzerine çıkması bekleniyor. Yerli üretici Togg’un lokomotif etkisi, ABD’li (Tesla) ve Çinli markaların (özellikle BYD) agresif girişleri, bu büyümenin başlıca itici güçleri arasında ve bu rekabet sektöre yeni dinamikler katıyor. şeklinde konuştu.

 

Diğer yandan enerji altyapısı tarafında da dikkat çekici gelişmeler olduğunu aktaran Koca, “Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın “Elektrikli Araçlar için Hızlı Şarj Altyapısı Destek Programı” kapsamında bu yıl 81 ilde 529 yeni hızlı şarj ünitesine destek sağlandı. Bu kapsamda yaklaşık 1 milyar TL’lik yatırımın 300 milyon TL’si hibe olarak açıklandı. Ayrıca YEK-G sertifikalı “yeşil şarj” noktaları sayesinde, istasyonlarda yenilenebilir enerji kullanımının yaygınlaşması yönünde önemli adımlar atılıyor. Yatırımcı bir şirket olarak bunu çok değerli buluyoruz.” dedi.

Hedef 2026’da Güçlü 1000 soket

Ovolt & Sharz.net Genel Müdürü Hakan Koca, Türkiye’nin şarj altyapısındaki hızlı gelişimini “dijital dönüşümün enerjiyle birleştiği bir dönem” olarak tanımladı: “Elektrikli araç ekosistemi, yalnızca araç satışlarındaki artışla değil, kullanıcı deneyimi ve güvenilir altyapı ile büyüyebilir. Biz Ovolt & Sharz.net olarak, bugün 570’in üzerinde soketle faaliyet gösteriyoruz. OPET ile stratejik iş birliğimiz sayesinde 2026’da 1000’in üzerinde güçlü (kapasitesi yüksek) sokete ulaşarak, her segment için en erişilebilir ve güvenilir şarj ağını oluşturmayı hedefliyoruz.”

 

Koca, ayrıca sektörün geleceğini belirleyecek en önemli unsurun şarj hızına erişim ve enerji verimliliği olduğunu özellikle vurguladı: “Şarj altyapısının yaygınlaşması kadar, hızlı şarj (DC) istasyonlarının adil ve verimli dağılımı da çok kritik. Kullanıcı güveni, fiyat şeffaflığı, veri paylaşımı ve sürdürülebilir enerji kullanımı bu dönüşümün bel kemiğini oluşturuyor.”

Ovolt & Sharz.net, mobil uygulama üzerinden doluluk durumu takibi, şeffaf fiyatlandırma, 7/24 teknik destek ve yenilenebilir enerjiyle çalışan şarj noktalarıyla kullanıcı deneyimini sadeleştirmeyi hedefliyor. Ayrıca Müşteri Memnuniyeti ve Güvenliği için elektrikli araç şarj deneyimini IoT tabanlı alarm sistemleri, kamera izleme ve 7/24 personeli olan OPET akaryakıt istasyonlarıyla birleştirip, uzaktan izleme ve sigorta destekli koruma altyapıları ile sektörün güvenlik standartlarını yükseltmeyi amaçlıyor.

“Şarj altyapısındaki dönüşüm tüm hayatımızı değiştirecek”

Türkiye’nin 310 bini aşan elektrikli araç parkı, önümüzdeki dönemde 500 bin sınırına yaklaşırken; şarj sektörü de artık yalnızca enerji değil, sürdürülebilir ulaşımın temel omurgası olarak konumlanıyor. Hakan Koca, “Bizim için şarj altyapısı, mobilitenin değil yaşamın dönüşümüdür. Şarj altyapısındaki dönüşüm ile tüm hayatımız yıllar içinde değişecek. Ovolt & Sharz.net bu dönüşümün güvenilir omurgası olmayı sürdürmeyi istiyor.” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.

Continue Reading

Popüler