Connect with us

Genel

SEAT ‘ın 70. Yılı Kutlu Olsun

  SEAT 600 ile başlayan, dünyanın içinde bulunduğu dönemde acil durum solunum cihazları üretimine uzanan yolculuk… İspanya’da kurulan araba üreticisi konumundan büyük, sürdürülebilir, yenilikçi ve teknolojik bir dünya markası olma başarısı gösteren SEAT, 70. yılını kutluyor.

70 yıl önce başladığı, heyecanlı ve zorlu yolculuğu süresince değişimler ve yenilemelerle bugünkü haline gelen SEAT, şimdi sadece İspanya’nın değil, dünyanın da en önemli otomotiv markaları arasında yer alıyor.

İspanya’da araç tasarlayan, geliştiren, üreten ve pazarlayan tek otomotiv şirketi olan SEAT, ülkede Ar-Ge sektör yatırımlarına öncülük ediyor. Üretiminin yüzde 80’ini ihraç eden marka bu sayede ülke ekonomisi için de önemli bir konuma sahip.

70 yıllık tarihi boyunca kendini sürekli olarak yenileyebileceğini ve yoluna çıkan zorlukların üstesinden başarılı bir şekilde gelebileceğini gösteren SEAT, bir otomobil üreticisinden ziyade, güçlü bir teknoloji ve sanayi şirketi olduğunu da gösterdi.

Barselona’dan dünyaya

SEAT, 1953 yılında günde beş adet SEAT 1400 aracı üreten Zona Franca fabrikasını açtı. Bu tesiste, 40 yıl boyunca SEAT 600 ve SEAT 127 gibi marka tarihinin iz bırakan modellerini üreten SEAT yeni, daha büyük ve daha modern bir fabrika kurmaya karar verdi ve üretim sahasını 1993 yılında Barselona’dan Martorell’e taşıdı. Başlangıçta 1,47 milyar Euro tutarında yatırıma mal olan bu fabrika, günde 1.500 adet üretilen ikinci nesil SEAT Ibiza ve yeni SEAT Cordoba otomobillerinin piyasaya sürülmesiyle üretime başladı.

Halen üç üretim merkezinde; Barcelona, El Prat de Llobregat ve Martorell’de, Ibiza, Arona ve Leon modellerini üreten SEAT, Ateca’yı Çek Cumhuriyeti’nde, Tarraco’yu Almanya’da, Alhambra’yı Portekiz’de ve SEAT’ın ilk yüzde 100 elektrikli aracı olan Mii electric’i Slovakya’da üretiyor.

Bugüne kadar 19 milyondan fazla araç üretme başarısı gösteren SEAT, 1965 yılında Kolombiya’ya gerçekleştirdiği ilk ihracat satışından bu yana, İspanya’nın lider endüstriyel ihracatçısı konumunda bulunuyor ve halen İspanya ekonomisinin toplam ihracatının neredeyse yüzde 3’ünü oluşturuyor.

Bir otomobil için 2 yıl beklenirken, şimdi…

SEAT, 70 yıl içinde büyük bir değişim geçirdi. Önceden bir günde üretilen otomobil sayısı bugün üç dakikada üretiliyor. 1950’lerde bir SEAT 600 için iki yıl beklemek gerekirken şimdi “Fast Lane” hizmetiyle 5 tıkla 10 dakikada araba satın alınıp 21 gün içinde araca sahip olunabiliyor.

Marka, 70 yıl içinde farklı sürüm ve nesilden toplamda 75 modeli piyasaya sürdü. Bunların arasında, 1953 yılında üretilen ilk otomobil olan SEAT 1MD0 ve 1957’de pazara sunulduktan kısa süre sonra özgürlük ve ulaşım sembolü hâline gelen efsanevi otomobil SEAT 600 gibi ünlü modeller de bulunuyor. 1984 yılında SEAT Ibiza, 1999 yılında ise SEAT Leon’un ilk nesilleri pazara sunuldu. SEAT Leon, o tarihten itibaren satıştaki başarısını sürdürüyor. 2016 yılında SEAT Ateca, SEAT Arona ve SEAT Tarraco ile SUV segmentine giriş yaparak ürün yelpazesini genişleten SEAT, 2019 yılında ise ilk elektrikli aracı olan SEAT Mii electric’i duyurdu.

70 yıllık yoluculuğunda otomobillerinin yanısıra, güvenlik sistemlerinden en gelişmiş bağlantı hizmetlerine kadar tüm alanlarda teknolojik bir gelişim sağlayan SEAT, sürdürülebilir ve çevre dostu ulaşım hedefleri kapsamında da elektrikli araç üretiminde büyük bir atılım içinde. 2021 yılı sonuna kadar sunulacak olan yeni elektrikli ve hibrit modeller; PHEV versiyonu olan yeni Leon serisi, Tarraco PHEV ve yakın zamanda pazara sunulan, şarjlı ve elektrikli hibrit seçeneği olan CUPRA Formentor, SEAT Mii’ye eşlik etmeye başlayacak. Ayrıca Mii electric gibi tamamen elektrikli yeni bir model olan el-Born da pazara sunulması planan modeller arasında yer alıyor.

SEAT’ın kendini yeniden icat edebildiğinin kanıtı: CUPRA

CUPRA, 1996 yılında Ibiza CUPRA’nın pazara sunulmasından itibaren SEAT’ın sportifliğinin simgesi haline gelen CUPRA, 2018 yılında da bir başka başarıyı simgeledi: SEAT’ın kendini yenileme kabiliyetinin bir parçası olarak yeni bir marka adıyla otomotiv dünyasına dahil oldu. SEAT’ın daha özel bir ürün arayışında olan yeni pazarlara ve yeni müşterilere erişmesini sağlamak amacıyla yaratılan CUPRA markası, motor sporları tutkunlarının ilgisini çekmek üzere tasarlandı ve elektrik temelli modellerinin çağdaş tasarımı ve sportif performansıyla öne çıkmaya başladı. SEAT, CUPRA Ateca ve yeni CUPRA Leon’un yollara çıkarılmasından sonra CUPRA Formentor’u da tanıttı. SEAT’ın sportif markası için özel olarak tasarlanan ilk model olma özelliği taşıyor CUPRA Formentor, Martorell’de yakın zamanda faaliyete başlayan “CUPRA Garage” merkez ofisinde üretiliyor.

 

Ulaşım teknolojisi şirketi


SEAT, son yıllarda araç üretiminin ötesine geçen bir ulaşım hizmeti sağlayıcısı olma yolunda özenli adımlar da attı. Bu sayede ortak, paylaşımcı ve sürdürülebilir ekonomi kapsamında geleceğin en önemli eğilimlerinden birine karşılık vermeyi amaçlayan SEAT, 2019 yılında kentsel ulaşıma yönelik yeni ürün ve hizmetlere ilişkin stratejiyi yönetmek üzere mikro ulaşım alanında bütün Volkswagen Grubu’nun Yetkinlik Merkezi olarak seçildi.

Bu amaçla kentsel ulaşım alanında stratejik bir işletme birimi olan SEAT Urban Mobility’i hayata geçiren SEAT, elektrikli EXS Kickscooter’a yeni bir modeli de ekledi: eScooter Concept ile eKickscooter Concept.

Kendini yenileme ve değiştirme kapasitesinin bir parçası olarak 2019 yılında yazılım geliştirme alanında hizmet veren SEAT:CODE’u yaratan SEAT, böylece dijital dönüşümü hızlandırmaya devam etmeyi ve verimliliği artırmayı, ayrıca özel olarak SEAT’a odaklanarak iş modellerini ulaşım, bağlantı ve kapsamlı yeni konseptler ekseninde güçlendirmeyi amaçlıyor.

SEAT bu yıl içinde, 70 yıl önce kurulduğu şehri onurlandırmak amacıyla Barselona’nın kalbinde hayata geçireceği CASA SEAT ile de geleceğin ulaşım olanaklarının keşfedileceği bir buluşma noktası oluşturmayı amaçlıyor.

Continue Reading
Tıkla Yorum Yap

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel

test1

test1

Continue Reading

Genel

Jeep Renegade 10 Yaşında

Lansmanından günümüze, dünya genelinde toplam 2 milyona yakın kullanıcı tarafından Tercih edilerek, Jeep’in başarı hikayesine ortak olan “Renagade” 10. yaşını kutluyor. 

Jeep’in küçük SUV segmentinde yer alan ilk modeli olan Renegade, sınıfının en iyi off-road kabiliyetinin yanında, özgün tasarımıyla da beğeni toplamaya devam ediyor. Türkiye’de Jeep’in yükselen grafiğinin öncülerinden olan, e-hybrid motor seçeneğiyle son teknoloji hibrit deneyimli sunan Renegade, 2023’te 1.500 adetlik satış ile markanın toplam satışlarının yüzde 41’ini oluşturdu.

Özgürlük, macera ve tutkunun markası Jeep’in kendine özgü tasarımıyla adından söz ettiren ve kısa zamanda global olarak büyük beğeni toplayan modeli Renegade, 10’uncu yaşını kutluyor. Satışa sunulduğu günden bu yana dünya çapında 2 milyona yakın kullanıcı tarafından tercih edilen Renegade, markanın “İstediğin yere git, özgürce yaşa” felsefesini, son teknoloji hibrit teknolojisiyle harmanlayarak kullanıcıları etkilemeyi sürdürüyor.

Türkiye’de de etkileyici bir satış performansı ortaya koyan Jeep Renagade, bugüne kadar toplam 17.200 adet ile markanın başarı hikayesine ortak olmaya devam ediyor. Türkiye’de Jeep’in yükselen grafiğinin öncülerinden olan Renegade, 2023’te ise 1.500 adetlik satış ile markanın toplam satışlarının yüzde 41’ini oluşturdu. 2022’ye göre yüzde 15 artış ile daha fazla kullanıcı tarafından tercih edilen Jeep Renegade, performansı, sınıfının en iyi arazi kabiliyetlerini sunması ve tasarımı ile beğeni toplamaya devam ediyor.

Başarı hikayesi 2014’te başladı

Efsane olma yolunda tam gaz ilerleyen Jeep Renegade’in bugün büyük bir başarıya dönüşen hikayesi, Mart 2014’te başladı. Dünya çapında 100’den fazla pazarda satılacak global bir model olarak tasarlanan Renegade, aynı zamanda İtalya’daki Melfi fabrikasında üretilen ilk Jeep modeli unvanını da aldı. Etkileyici off-road kabiliyetlerini kompakt boyutları ve özgün tasarımıyla birleştiren Renegade, şehir yaşamında veya macera dolu yolculuklar için ideal bir yol arkadaşı olarak öne çıkıyor.

Renegade e-Hybrid Yüzde 0 Faizli Kredi Kampanyası ile Tercih Edilebiliyor.

Jeep’in güçlü mirasını yeni tüketim ihtiyaçlarını karşılayan ürün özellikleri, sürüş ve araç içi teknolojileriyle bugüne taşıyan modeli Renegade e-Hybrid, 130 HP güç ve 240 Nm tork üreten 1.5 litrelik 4 silindirli turbo benzinli motoru, 48-Volt bataryaya sahip 15 kW’lık elektrik motoruyla birleştiriyor. Renegade’in verimli hibrit motoru, 7 ileri otomatik çift kavramalı otomatikle eşleştiriliyor. Tüm bu özelliklerle birlikte Jeep Renegade, her koşulda yüksek performanslı ve keyifli bir sürüş sunuyor.

 

Jeep, ocak ayında geçerli olan satış kampanyasında, kredi kullanmayı tercih eden müşteriler için 200 bin TL’ye 12 ay vadeli yüzde 0 faizli kredi kampanyası sunuyor.

Limited donanım seviyesinde tercih edilebilen Style Pack versiyonunda ise Navigasyon, Karartılmış arka camlar, Led Ön ve Arka Farlar, 8,4 inç Bilgi-Eğlence Sistemi ve Sunroof standard olarak sunuluyor.

 

Continue Reading

Genel

CITROËN C5 AIRCROSS’UN YENİ HİBRİT TEKNOLOJİSİNE SAHİP OLAN “Ë-SERIES” ÖZEL VERSİYONU TÜRKİYE’DE

Citroën’in elektrikli mobilite dönüşümündeki atılımı, C5 Aircross ile devam ediyor. Markanın karakteristik “ë” harfiyle birlikte sunulan Citroën C5 Aircross Hybrid 136 beraberinde birçok yenilik getiriyor. C5 Aircross Hybrid 136’nın yenilikçi hibrit teknolojisi, yeni nesil 136 HP (100 kW) PureTech benzinli motor ve 21 kW elektrik motorundan oluşuyor. Bunlara ek olarak, yeni elektrikli çift kavramalı şanzıman ë-DCS6 ve bazı sürüş koşullarında otomatik olarak şarj olan 48V batarya da mevcut. Yeni Citroën C5 Aircross Hybrid 136, emisyonları ve yakıt tüketimini kontrol altında tutarken, araç içi konforu daha da ileriye taşıyarak üstün sürüş keyfi yaşatıyor. Çevreci ve verimliliği ön plana çıkaran özelliklere sahip yeni C5 Aircross Hybrid 136, Citroën’in özel “ë-Series” donanım versiyonuyla Türkiye’de lansmana özel 1.860.000 TL’den satışa sunuldu. “ë-Series” versiyonuna özel olarak ë-Series logosu, siyah tavan ve siyah alaşımlı jantlar standart olarak sunuluyor. İç mekanındaysa, yüzde 68 oranında geri dönüştürülmüş malzemelerden üretilen açık tonlardaki yeni nesil Alcantara® koltuklarıyla daha ferah bir iç görünüm sağlıyor. Bagaj kapağında ve iç mekandaki “ë” harfini barındıran logolar sayesinde de bu özel seri, diğer modellerden ayrıştırılabiliyor. 

Konfor odaklı ve çevreye duyarlı SUV modelleri ile tüketicilerin ihtiyaçlarını her geçen gün daha da iyi karşılayan Citroën, yeni nesil, şarj gerektirmeyen hibrit güç ünitesine sahip C5 Aircross Hybrid 136 ë-DCS6’yı lansmana özel 1.860.000 TL’lik fiyatı ile Türkiye yollarıyla buluşturdu. 136 HP’lik benzinli motorla kombine edilen yeni hibrit teknolojisine kavuşan Citroën C5 Aircross, aynı zamanda çift renkli tavan ve alaşım jantlar gibi siyah öğelerle kontrast oluşturan sedefli beyaz dış görünümüyle karakteristik bir tasarım ortaya koyuyor. İç mekanında da yeni ve açık tonlarda aydınlık ve dingin bir ortam sunarak, Citroën’e özgü konforu yansıtan Citroën C5 Aircross “ë-Series”, koltukların kumaşlarında yüzde 68 oranında geri dönüştürülmüş elyaf içeren; yumuşak, sıcak ve çevreye duyarlı yeni nesil Alcantara® malzemeleri barındırıyor.

En Konforlu C-SUV, Hibrit Seçeneği İle Yollarda!

Citroën’in Advanced Comfort üretim teknolojileriyleotomotiv sektöründe en konforlu yolculukları vadeden C-SUV model olarak öne çıkan C5 Aircross’un hibrit versiyonu, “ë-Series” özel donanımıyla birlikte sunuluyor. Özgün ve iddialı tasarımla birleştirilen rakipsiz araç içi konfor deneyimi, C5 Aircross Hybrid 136 ile daha verimli ve düşük emisyonlu yolculukları kapsıyor. Hibrit 136 olarak tanımlanan bu versiyon, şarj gereksinimi olmayan bir çözüm olarak öne çıkıyor. Citroën C5 Aircross Hybrid 136’daki kompakt ve 48V hibrit teknolojisine dayanan sistem, bazı sürüş koşullarında şarj olan 48 voltluk bir batarya, yeni hibrit sisteme uyum sağlamak üzere tasarlanan 136 HP PureTech benzinli motor ve 21 kW elektrikli motoruyla yeni çift kavramalı ë-DCS6 şanzımana sahip. Karma WLTP döngüsüne göre sadece 131 gr/km CO2 emisyonu değeriyle C5 Aircross Hybrid 136, eşdeğer motorlu dizel versiyona göre yüzde 12 daha az CO2 emisyonu yayıyor ve sürüş keyfini artıran tepkilerle daha atak bir karakter sergiliyor.

Yeni 48V Hibrit Teknolojisi

48V Hibrit teknolojisi sayesinde, karma veya emisyonsuz, tamamen elektrikli sürüş süreleri optimize ediliyor. Bu da daha fazla sürüş konforu, daha az tüketim ve daha düşük CO2 emisyonları anlamına geliyor. Hafif ve kompakt yapıdaki hibrit teknolojisi şu bileşenlerden oluşuyor:

  • Hibrit sistem için özel olarak geliştirilen yeni nesil 2 PureTech benzinli motorun parçalarının yüzde 40’ı yeni. 3 silindirli ve 1199 cc hacimli motor 5500 d/d’de 136 HP (100 kW) güç ve 1750 d/d’de 230 Nm tork sağlıyor. Değişken geometrili turbo besleme performansa ve eksantrik zinciri dayanıklılığa katkı sağlıyor. Euro 6.4 normunu karşılayan motor, Miller döngüsüne uygun olarak çalışıyor ve termal verimi iyileştiriyor.
  • Sabit mıknatıslı senkron elektrik motoru 21 kW (28 HP) güç ve 55 Nm tork üretiyor. C5 Aircross’un düşük tork gereksinimleri için düşük hızlarda, manevra yaparken veya yavaşlarken tamamen elektrikle ilerlemesine olanak tanıyor. Ayrıca ilk hareket anında benzinli motoru destekliyor. Yavaşlama sırasında bataryayı şarj etmek için bir jeneratör görevi görüyor. Aynı zamanda frenlerin aşınmasını ve yıpranmasını da azaltıyor.
  • 48V ile çalışan kayışlı marş motoru, benzinli motorun hızlı ve sessiz bir şekilde çalışmasını sağlıyor.
  • Yeni elektrikli çift kavramalı şanzıman ë-DCS6 ve hibrit sistemler için özel olarak tasarlanan tork kesintisi olmayan 6 vitesli bir çift kavramaya sahip. Bu sayede hem vites geçişleri daha hızlı hem de sürüşü daha rahat. Elektrikli motor, invertör ve ECU entegre edilmiş olduğundankaputun altındaki alan optimize ediliyor.
  • 432 Wsa kullanılabilir kapasiteye sahip 48V Lityum-İyon batarya, sol ön koltuğun altında yer alıyor. Böylece bataryanın bagaj veya iç mekan üzerinde herhangi bir etkisi olmuyor.
  • Ayrıca bir voltaj dönüştürücü sayesinde 48V elektrik motorunun ürettiği elektriğin bir kısmı otomobilin ekipmanını beslemek için 12V’a dönüştürülüyor. Bu sayede iki ayrı elektrik hattı birlikte beslenebiliyor.

“ë-Series” Koleksiyonuyla, Dinamik ve Kontrast Bir Görsel Kimlik

Yeni hibrit seçenek ile sunulmaya başlanan Citroën C5 Aircross ë-Series’de, özel koleksiyonun simgesi sedefli beyaz gövde rengi olarak belirlenirken, dileyenler mevcut renk seçeneklerinden yana da tercihlerini kullanabiliyor. Prestijli, zarif ve dinamik bir kimlik ortaya koyan bu renk, Citroën C5 Aircross’un grafik ögelerle şekillendirilen siluetini daha da hareketli ve karakteristik bir şekilde yansıtmasını sağlıyor. Siyah tavan “ë-Series” donanım versiyonunda standart olarak sunulurken, yine standart donanımdaki koyu renkli arka camlarla birlikte akıcı ve dinamik bir bütünleşme sağlıyor. 19 inçlik, siyah renkli “ART” alaşım jantların da eklenmesiyle, taban ve tavan bölgesindeki siyah unsurlar, sedefli inci beyaz gövde renginin daha da öne çıkmasını sağlıyor. Bu özel versiyonun diğer modellerden ayrılmasını sağlayan diğer unsur ise bagaj kapağındaki parlak siyah, alüminyum ve beyazı zekice harmanlayan “ë-Series” logosu oluyor.

İç Mekanda Yaratıcı Bir Atmosfer

Kabin içinde gerçek bir Citroën imzası olan huzur ve rahatlık, Citroën C5 Aircross “ë-Series”e özel kombinasyonla çok daha ileri bir seviyeye taşınıyor. Açık renkler ve sıcak malzemelerle şekillendirilen aydınlık iç mekanda, Zen benzeri ve yatıştırıcı bir atmosfer oluşturulması hedeflendi. Alan hissinin artırıldığı bu kombinasyon seyesinde “ë-Series”in iç mekanı, rahatlamak için olumsuz düşünceleri uzaklaştırıyor. Açık gri koltuklar, sırtlıklar ve kolçaklar, koltuğun yanlarına, konturlara, sırtlığın üst kısmına ve koltuk başlıklarına uygulanan “Gri” renk ile öne çıkıyor. Ayrıca kapılardaki kol dayamalarında da bu renklere yer veriliyor. Kapı panellerine kadar uzanan yatay mimari, kabindeki genişlik algısını güçlendirmeye yardımcı oluyor ve bütünlük sağlıyor.

Yolculara ve yolculuklara değer vermek üzere geliştirilen iç mekanda detaylara verilen önem dikkat çekiyor. Markaya özgü koltuk tasarımlarında, koltuğun üst kısmında uygulanan bant şeklindeki balıksırtı deseni, kabindeki yatay tasarımı tamamlıyor. Bu özel koleksiyona özgün olarak ön koltukların iç kısmında bir de “ë” logosuna yer veriliyor. Daha dinamik ve karanlık bir iç mekan isteyen müşteriler için “ë-Series”, Alcantara® koltuklarla sunuluyor. Minder, sırtlık ve kolçaklar için Alcantara® kaplaması, kalite algısına ve sıcaklığa katkıda bulunuyor. Yumuşak dokusuyla yolculara destek sağlayan bu kaplama, üst düzey iç mekanlar için tercih ediliyor. Yenilikçi bir teknikle üretilen bu Alcantara®’nın dış yüzeyi, yüzde 68’i geri dönüştürülmüş elyaf içeriyor ve çevreye duyarlılık kadar “ë-Series” ruhuyla da uyum gösteriyor.

Continue Reading

Popüler